İbadet Yeri ve Cemevleri

Example HTML page

İbadet Nedir?

İbadetin Sözlük anlamı “boyun eğme, alçak gönüllülük, itaat, kulluk, tapma, tapınma” anlamlarına gelmektedir.

İnanç açısından manası ise: Ey iman edenler! Allah’ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O’na varmaya vesîle arayın. O’nun yolunda cihad edin(iyi olun, kötülükten uzak durun) ki, kurtuluşa erebilesiniz.  Ahzap-35 ile Yüce Tanrıya ulaşmaya vesile kılınan düşünce ve uygulamaların tamamıdır.

Allah’a ulaşmaya vesile ise salih amel (faydalı işler) olarak Kuran’da çokça anılmıştır.

İbadet Yeri

Allah evreni kuşatmıştır. Tüm yeryüzü ibadet yeridir.

Doğu da batı da yalnız Allah’ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah’ın yüzü vardır… Bakara-115

Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Hadid – 4

Çalışmak, vatanı savunmak, doğru sözlü olmak, ilim öğrenmek, helal kazanç, teraziyi doğru tartmak, adalet, cömert olmak, hasta sormak, dua, haç, zekat, oruç, komşu hakkını gözetmek, anne baba hakkına uymak, zulme karşı olmak, haklının yanında olmak, gibi birçok vesile ibadet olarak bilinir.

Bu ibadetler ise yeryüzünün tamamında yerine getirilir. Adem’in ilk ibadet yeri eviydi. Hz. Musa Tur-u Sina’da, Hz. İsa Çölde, Hz. Hira Mağarasında günlerce dua, oruç olmak üzere ibadet ile günlerini geçirdiler. Aynı zamanda yaşamın içinde her ameli ibadet olarak yerine getirdiler.

Toplu ibadet yeri; İnsanlar ibadet için belirlenen zamanlarda bir araya gelmektedirler. Bu yerler ilk önce resullerin evleriydi. Zaman ile havra, kilise, mescid, cami, dergah ve cemevi gibi alanlar yapıldı. Tüm yeryüzü ibadet yeri olduğu gibi yapılan bu toplanma yerleri de ibadet yerleridir. Bu mekanda yapılan ibadetin hangisini kabul olduğu ise Yüce Tanrı’nın takdiridir. İbadet yerlerini yarıştırmak yerine, doğru ibadet ile Yüce Tanrı’ya yaklaşmak en faydalı bakış açısıdır.

Yüce Tanrı’nın Mescidi gönüldür.

Yüce Tanrı’nın mescidi temiz gönüllerdir. Tüm resuller bu ilkeye göre gösterişten uzak, menfaatsiz bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda toplu ibadet yeri kurdular. Bu mescidler takva üzerine kurulmuş yani faydalı işler yapmak üzere kurulmuş kişileri kötülükten uzaklaştırıp gönülleri temizlemeyi hedeflemiştir.

Bir de şunlar var: Tutup bir mescit yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. “İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!” diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar. Tevbe-107

Böyle bir mescitte ebediyen gitme! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit, içinde olman daha uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte. Allah, temizlenenleri sever. Tevbe-108

Devlet ibadet yeri tanımlayabilir mi?

Devlet bir yerin ibadet yeri olup olmadığını dini açıdan belirleme yetkisi ve hakkı yoktur. Devlet bir yerin ibadet yeri olup olmadığını sadece Hukuk acısından ele alabilir ve tanımlamasını hukuk ile yapabilir.

Ahlak esas olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun, insan hakları evrensel beyannamesine aykırı olmayan, inanç hürriyetini esas alan, herkesin inancına saygı gösteren her mekan hukuki olarak inanç yeri içine girer.

Cemevleri de Ahlaka uygun Türkiye Cumhuriyeti yasalarına bağlı, insan hakları evrensel beyannamesine uyan, inanç hürriyetini esas alan, herkesin inancına saygı gösteren ve insan ayrımı yapılmayan mekanlar içindedir. Bu temel esasları devlet inceler ve bu esaslara uygun ise cemevini de hukuki olarak cemevi kabul eder.

Kilise, Havra, Cami, Mescit gibi T. C. Anayasasında yer alan ibadet yerleri yine anayasa çerçevesinde yurttaşların kabul ettiği, ibadet için toplanılan yerlerdir. Bir ibadet yeri diğerinden yasalar açısından üstün değildir. Hangi yurttaşın ibadetinin kabul olup olmayacağı anayasasın veya devletin görevi değil, Yüce Tanrı’nın takdiridir. Devlet, kul ile Allah arasına girmeyeceği gibi, kul ile Allah arsına giren ve inancı menfaati için kullanan anlayış ve kişiler ile de yasaların emrettiği çerçevede mücadele eder.

Cemevlerinin hukuki statüsü için Türkiye Cumhuriyet ve Avrupa İnsan hakları mahkemesi açısından engel bir durum olmadığı ve yasalara uygun olduğu birçok hukuk kararı ile açığa çıkmıştır. Bu karalardan biri cem vakfı tarafından AHİM e götürülen ve cemevlerinin ibadet yeri olduğunu bildiren karardır. T.C Hükümeti bu kararı uygulamamak için diremeye devam ediyor.

Cemevleri meselesi hukuki açıdan bir sorun olmamasına karın, siyasi açıdan sorun haline getirilmiştir. Siyasette inançları kullanan, özellikle camileri kullanan anlayışlar cemevlerinin hukuki olarak ibadet yeri olmasına engel olmaktadır.

Ahlak ve yasalara uygun olan cemevlerinin önündeki engellerin kaldırılması, inanç hürriyetinin her yurttaş içi eşit uygulanması Türkiye Cumhuriyeti anayasasının temelini oluşturur. Devlet denetleyici görevini yaparak ibadet yerlerinde yasalara aykırılık bulursa gereğini yine kanunlar çerçevesinde yapabilecek durumdadır.

Ayrıca ibadet yerlerini ayrıştırmak, çatıştırmak, İbadet yerlerini siyasi amaçlarla kullanmak İslam ve İnsan haklarına aykırıdır.

Cemevlerinin  mescid statüsünde değerlendirilmesi ise en kolay seçeneklerden biridir. Arapça olan mescid kelimesinin Türkçe karşılıklarından biri de cemevidir. Devlet; cemevleri için başkaca bir yasal düzenleme yapmadan da Mescid statüsünde değerlendirebilir. Bu değerlendirme devlet ve cemevi yönetimi arasında istişare edilmelidir.

Diyanet ve Alevi-Bektaşi Başkanlığı

Cemevleri, devlet açısından hukuki ve yurttaşlık hakkı konusudur. Bu konu Diyanetin hizmet alanında olmakla birlikte karar alanı içinde değildir. Diyanetin kurulması da yasa ile meclisin kararı ile olmuştur. Cem evleri de meclisin kararı ve hükümetin uygulamaları ile ibadet yeri olması kabul edilmelidir.

Diyanet işleri başkanlığı saltanatçı ve siyasallaşmış din anlayışlarından arındırılmalıdır. Diyanet devlet kurumudur. İnanç alanında hizmet verir ve dini bir kurum değildir. Yani diyaneti Allah ve Resulü kurmamıştır. Diyanet dinin temsilcisi değildir.

  • Diyanet devlet kurumudur, Allah, Peygamber ve İslam adına hareket edemez.
  • Devlet yurttaşları inançları üzerinden tanımlayamaz ve yurttaşların inançlarına göre kurumlar kuramaz. Diyanet mezhepçilik yapamaz, bir inancı tutup diğerini dışlayamaz. Alevi-Bektaşi ismiyle veya başka bir inanç gurubu ismiyle kurum kurulamaz. İnanç alanları diyanet ileri ve kültür bakanlığı diye bölünemez, ayrıştırılamaz.
  • Diyanet bir din anlayışını öğretmekten ve dayatmaktan vaz geçmelidir. Eğitim Milli Eğitim’in konusu olmalıdır ve eğitim sadece inancın temel değerlerini öğretme üzerine kurulmalıdır. Yurttaşların dini nasıl yaşayacakları konusunda taraf ve yönlendirici olmamalıdır.
  • Belediyeler inanç alanlarından tamamen çekilmelidir. Sadece hizmet konusunda eksiklik var ise bu konuda vatandaşa hizmet sunmalıdır. ve bu hizmet belediyenin asli görevleri arasına girmemelidir.
  • Diyanet; denetleyici, yol gösterici ve kolaylaştırıcı bir kurum olmalıdır.
  • Diyanet İşleri başkanlığı yeşil kuşak politikalarından, mezhepçi anlayıştan, siyasi etkiden arındırılmalıdır.
  • Bünyesinde, kilise, havra, cami, cem evi gibi hizmet birimler olmalı ve her birime ilgili kurumların yetkilileri atanmalıdır. Burada inancı yürütecek kişiler devletin veya diyanetin kadrolu elemanı olmamalı.
  • Devlet ibadet yerlerine yardım etmekle birlikte patronu halk olmalıdır. Diyanet Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi denetleyici, kolaylaştırıcı görev üstlenmelidir. Yine Cumhuriyet’in ilk yıllarında camilerde çalışanlar devletin bordrolu elemanı değildirler.
  • İstanbul’da bazı tarikat şeyhlerine de maaş desteği verilmiş hatta bu maaş destekleri tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra da bir süre de devam etmiştir.

Mahkemeler inanç ve ibadet yerleri ile ilgili konuları Diyanet’e değil yasalara ve Meclise sormalıdır. Ulusal ve uluslararası Yasalara, Ahlaka aykırı olmamak şartı ile her türlü ibadet biçimi özgür olmalıdır. Tekkeler konusu da yine bu bakışa göre ele alınmalıdır.

Tekkelerin durumu

Tekke ve zaviyeler kapatılırken faydalı olanları zararlı olanlarından zamanın şartlarında ayrılamadığı için tamamı kapatılmıştır. Günümüzde Ahlaka, yasalara, inanç hürriyetine, insan haklarına, saygı gösteren ve insanlığa zarar vermeyen tekelerin yeniden açılmasına onay verilmeli, zarar verecek olanların ise kapatılmasına devam edilmelidir.

www.cemhaber.com

Nihat Vural

ilk yayın: 08.08.2022

Güncelleme : 28.04.2024

 

 

 

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

41Daha fazla mesaj var Genel Kategori
Sizin için önerilen
Atatürk’e kafir diyen iftiracılara Cevap

Her kişinin İnancı kendine aittir. Bu yazımızın amacı Atatürk’ün inancı nasıl anladığı ve yaşadığı, inançlı...