Hüseyin Piroğlu, Evliyalar yatağı Anadolu eserinde anlatılana göre; 18. yüzyılda yaşadığı ve Şehit Feyzullah Çelebi’nin kızı ve Hamdullah Çelebi’nin kardeşlerinden biridir. Kabiri; Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda, Hazret Avlusu’nun içinde Balım Sultan türbesinin üst tarafında arka duvar sırasında dut ağacının altındadır.
Deyişlerinde Güzide Ana ve Katibî mahlaslarını kullanmıştır. Ermiş kadınlardan olduğu, birçok hikmetli deyişlerinin olduğu, keramet ehli ve gelecekten mesaj veren şiirleri ile dilden dile gönülden gönüle anlatılarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikler Ahir zamanda yolun ve insanlığın bozulacağını, felaketlerin üst üste geleceği, mevsimlerin ve hallerin belirsizleşeceğini söyleyip “Bizi o günlere koyma Yaradan” diye dua etmiştir.
Yer Oynayıp Gizli Sular Akınca
Yer oynayıp gizli sular akınca Ezan tebdil olup kanun çıkınca Hükm-ü şeriatın kavli kalkınca Softaların azdığı yıllar gelecek
Dünya sütlü meme herkes emiyor Fitne fücurluğu elden komuyor Hiçbir kimse malım yeter demiyor Alıp götürmeye yeller gelecek
Kudretli kalleşe beli-bes diyor İşleri bitince ketm-i dost diyor Evlat babasından hizmet istiyor Ektiğimiz biçmedik yıllar gelecek
Her düvel ayakta bu nasıl hikmet Dünya benim diye kılıyor gayret Ne Allah´tan korkar ne sayar ahret Şehirler batıran harbler geliyor
Güzide okur akdan karadan Hünkarım ayırma cemden sıradan Bizi o günlere koyma Yaradan Hayrı şerri belirsiz kullar geliyor
Gaziler Cihanın Müddeti Doldu
Gaziler cihanın müddeti doldu Dünya bir acayip zamana kaldı insanda itimat itikat n’oldu Hemen bir zan ile güman’a kaldı
Tat kalmadı sirke oldu şıralar Ben tabibim diyen yüzün karalar Yanlış merhem ile azdı yaralar Bir hazik hekim-i lokmana kaldı
Düşerler ardına kil ile kâlin Varmazlar yanına ehl-i kemalin Mahlukün ettiği ceng-ü cidalin Cümlesi bir ulu divan’a kaldı
Gerçek erenlerin emsali yokdur Bilirim dört kapı kırk makam haktır Ehl-i hak olana hiç hörmet yoktur Rağbet yalan ile şeytana kaldı
Güzide der güçtür nefsin öldürmek Erlik midir koymadığın kaldırmak Zamane halkına Hak’kı bildirmek Mehdi gibi sahip zamana kaldı
Beyler Devir Döndü Bi-hoş Hal Oldu
Beyler devir döndü bi-hoş hal oldu Nefsi nefse uymuş haller geliyor Şimdi insan ibadetten dur oldu Sohbet kalktı acı diller geliyor
Surette ademdir ma´nada hayvan Dönüşmüş sıfatı kalmamış insan Tamahın peşinde seğirtme ey can Ağular katılmış ballar geliyor
Mahluku azdıran iblis ıvgası Ortalığa düştü batıl kavgası Dağıtılmış her yere nefsin havası İşte böyle böyle haller geliyor
İnsafı terk edip Hakk´tan azdılar Menfaate meyledip Yol´u bozdular Hayale gelmedik fitne düzdüler Daha bundan beter kullar geliyor
Hiç haberi yoktur kendi özünden Duyusu yok kişi ile yazından Ab-ı rahmet gelmez arşın yüzünden Fiilimize göre yıllar geliyor
Muhammed´in buyruğuna uymadık Nasihatın kulağımıza koymadık Çok alamet zahir oldu bilmedik Başımıza mithiş haller geliyor
Ey Güzide, yaz yerine geldi kışlar Halimize göre bize bu işler Gafil durup cahil gezmen kardaşlar Silip süpürücü seller geliyor
Medet Mürüvvet Şu Alemi Yaradan
Medet mürüvvet şu alemi yaradan İnsanın önünden geçilmez oldu Dört Kapı Kırk Makam kalktı aradan Hallolup müşkiller seçilmez oldu
Döndükçe bu devran tersine döndü Nice Süleymanlar tahtından indi Şimdi tir endazlar hımara bindi Merkebin tavrından geçilmez oldu
Eşek ile küheylanlar yarıştı Bülbülün gül ile hali değişti Tatlı suya acı sular karıştı Bozuldu lezzeti içilmez oldu
Kargaya şahin derler kuzgun baz oldu Bu mahluka davul zurna saz oldu Kısalar uzayıp serv-i naz oldu Danalara kaftan biçilmez oldu
Ut hicab kalmadı gelinde kızda Şimdi sofular gönülde sözde Biganeler hisse almaz bu sözde Gayri Hak’dan yana gidilmez oldu
Esti şu cihana gaflet yelleri Yıktı harap etti bütün illeri Hain hırsız kesdi doğru yolları Bak gör doğru yanlış seçilmez oldu
Güzide’yim aktı didemin yaşı Elden çıktı elden ademin başı Sineme uğradı hasretin kışı Dolu badelerim süzülmez oldu
Sırr-ı Men Arefden Haberi Olmayan
Sırr-ı men arefden haberi olmayan Gelip meclislerde babalanmasın Kurba Ayeti’ne vakıf olmayan Orada burada hocalanmasın
Yük üstüne yüksek binalar çatıp Bal içine soğan sarımsak katıp Talib köşesinde safsata satıp Kendini bilmeyenler böbürlenmesin
Atsın içindeki çirkin huyları Çekip kopaıtmasın çürük yuları Zemzem diye her gördüğü suları İçip sarhoşlukla badelenmesin
Asıl-zade asıl evlad kanı olan Şem’a olan taban olan gün olan Ölmeden evvel ölüp Hakk’ı bulan Yanıp kül olsa da zedelenmesin
Güzide der pir postunda oturan İçip gaflet meyin kendin yitiren Gahi benlik gahi gurur getiren Hünkar himmetinden nasib almasın
Hey Yarenler Bu Dünyanın
Hey yarenler bu dünyanın Ne tuzu ne tadı kaldı Tükendi balı kaymağı Ne yoğurdu südü kaldı
Şer tohumları ekildi Şeriat göğe çekildi Dava ya akçe döküldü Ne müfti ne kadı kaldı
Yandı gitti asıl ocak Ne kıyı kaldı ne bucak Varıp müşkil danışacak Fitne fücur adu kaldı
Hey Allahım yareden Kurtar bizi Vareden Doğru söz kalktı aradan Hemen dedi kodu kaldı
Ey Güzide mahluk şaşdı İblis araya dolaşdı Karışdı cihan karışdı Evvelkinin adı kaldı
Bulandı Aşkımın Seli
Bulandı aşkımın seli Acep bir gün durulmaz mı Hüsnün gördüm oldum deli Akıl başa derilmez mi
Ferhattır dağları delen Şirin’in yolunda ölen Der Güzide Mecnun olan Leyla’sına sarılmaz mı
Gönül Derdi Kelam Getirir Dile
Gönül derdi kelam getirir dile Aşkın deryasına daldığı zaman Akar gözyaşlarım döndürür sele Yar bizi sevdaya saldığı zaman
Kaçma cenan n’olur dosttan fedadan Böyle haber aldık dar ü gedadan Bize cevredenler bulur hüdadan Alem ettiğini bulduğu zaman
Katibi gör erkanını yolunu Olura olmaza açma sırrını Sevdiğim bu edna fakir kulunu Unutma derdinden öldüğü zaman
Muhammed Ali´nin Güzel Yolları
Muhammed Ali´nin güzel yolları Düşmüş ayaklara sürünür gider Cihanı kaplamış küfür dalalet Mahlukun önünden görünür gider
Dede derviş inkar etmiş pirini Sormazlar talibin kisb ü karını Önüne getirsen kanı irini Helal haram demez barınır gider
Talibim demiş sapmış rah-ı haktan Ona talip demek bir kuru bühtan Giyinmiş eynine envarı kaftan Başına taç etmiş vurunur gider
Katibi´m der gaflet meyinden içer Sabra kararı yok göğ ekin biçer Yılda bir kör bulur önüne geçer Sanki günahından arınır gider
Evliya Cemine Azmeden Sofu
Evliya cemine azmeden sofu Düz yolu koyup da sarpa kaçarsın Muhammed Ali’nin yüce yolunu Gelmiş saf talibe pinhan edersin
Yol budur deyip de sürek sürersin Cahili kinliyi başa derersin Yılda bir hayvanın kanına girersin Aklın boynunun borcunu ödersin
Gel benlik eyleme nefsini öldür Hak yoluna canın armağan getir Kin ile kibiri aradan kaldır Bunca vebal dolu yükü nidersin
Senin elindedir şer ile hayır Nefsi emareden özünü ayır Güzide söyler ki kendini kayır Neyleyip de halkın zemmin edersin
Men Aref Sırrına Vakıf Olmayan
Men aref sırrına vakıf olmayan Ma´nada bir huyu hayvan sayılır Dört Kapı´yı, Kırk Makam´ı almayan Her işi kem, eksik, noksan sayılır
Dünya arkasınca eyleme telaş Bir ehl-i kamilin önüne dolaş Umman olayım dersen katreye ulaş Katreyi bulanlar umman sayılır
A´madır her suya karışıp akan Varıp bir çöplüğe yükünü yıkan Soyunup meydanda irfana çıkan Hakikatte o kişi merdan sayılır
Güzide´m yüz sürüp geldim meydana Medet senden şahım kalman noksana Edeb sahibi yoldaş olsa bu cana Hak onun katında mihman sayılır
Bülbül-ü Şuara Hep Zârı Bizden Öğrenir
Bülbül-ü şuara hep zârı bizden öğrenir Dûdû-yu sûr-nâ gûftarı bizden öğrenir Âşık-ı sâdık olanlar bilir kavl-u kararın Hem ehl-i harabâd etvârı bizden öğrenir
Biz hakikat kenzinin bevvabının derbanıyız Hem muciz ma‘rifet ehli’nin hayranıyız Bizi hor görmeyin kim dil mülkinin sultanıyız Bunca ârifler gelir esrarı bizden öğrenir
Dilber-i Şirin için âlemde Ferhat olmuşuz Gerçi Mecnûnuz ama Leylâ’dan azad olmuşuz Sûrette kemterleriz mânâda üstâz olmuşuz Cümle aşıklar gelir dildârı bizden öğrenir
Ey Güzide bezm-gâmda gezme hod serseri Oluben meydânı aşkta merd’olan gelsin beri Bizdedir velhasıl mihr-i muhabbet defteri Onca şairler gelir eş’arı bizden öğrenir
İbret İle Baktım Fani Dünyaya
İbret ile baktım fani dünyaya Kimselerde ahd-i vefa kalmadı Herkesin hizmeti kendi nefsine Kimseden kimseye fayda kalmadı
Herkes öz başına rahat aradı Dört kapının ancak kalmıştır adı Bitmiş bu dünyanın lezzeti tadı Gönüllerde muhabbet safa kalmadı
Artık bilinmiyor gerçeğin işi Kin kibirle doldu dışıyla içi Yularlandı şeytana insanın başı Nasihat tutacak kafa kalmadı
Şimdi rağbet düştü yalana düşe Herkes meyil verdi altın gümüşe Tarikat yoluna Hünkar yetişe Muhibde müridde vefa kalmadı
Güzide der unutma ikrarı andı Çoğaldı dünyanın tuzağı fendi Nice Süleymanlar tahtından indi Yalandır bu dünya Nuh’a kalmadı
Gel Ey Sofu Hak Ararsan
Gel ey sofu Hak ararsan Yönün dönder bize doğru Ne buldun beyhude laftan Yaşın vardır yüze doğru
Her suya karışıp akma Sen seni odlara yakma Er isen kem gözle bakma Gelip giden kıza doğru
Düşme nefsin tuzağına Cehdeyle yolun uzağına Bir gün de ömrün bağına Gazel iner güze doğru
Haberdar ol şeriattan Yol bulasın tarikattan Marifetten hakikattan Eriş gerçek söze doğru
Güzide bildi suçunu Seyretti Çin´i maçini Gam değil çekti göçünü Hakk´a giden ize doğru
Gel Gönül Dolanıp Gezme Cihanı
Gel gönül dolanıp gezme cihanı Sen cihan ararsan cihan sendedir Sana nakledeyim kevn ü mekanı Bil muhakkak kevn ü mekan sendedir
Birgün olur ecel yeter ardından Hakkı devredersin fena yurdundan Derde düşüp derman ara derdinden Derde derman olan Lokman sendedir
Her köyde şehirde sultan eğlenmez Her hanede aziz mihman eğlenmez Her kırda bayırda insan eğlenmez Arıt kalb evini mihman sendedir
Mürşid haktır niçin hakkı bilmedin Men aref sırrına agah olmadın Kondun göçtün bir murada ermedin Bilir misin kardeş noksan sendedir
Varır bir gerçeğe aşna çıkarsın Yok edip bu yükün yıkar bakarsın Sular gibi her dem engin akarsın Karışın katire umman sendedir
Özünü bilirsen gevher kanisin Özünü bilmezsen bil ki fanisin Şimdi bu mülkün sen Süleymanısın Bunca hüküm bunca ferman sendedir
Güzide´m der birgün dünya fan´olur Burda can verenler cenanı bulur Kul olanlar sultan olur han olur Baş indir kulluğa sultan sendedir
Böyle Bir Acayip Zamana Düştük
Bizim amelimiz bizim fiilimiz Böyle bir acayip zamana düştük Gitti bir nevcivan soldu gülümüz Böyle bir acayip zamana düştük
Kaderimiz kara yok behnanımız Ah edip ağlıyor kaşı karamız Gittikçe artıyor derdi belamız Böyle bir acayip zamana düştük
Birbirin incitir tutarlar kini Sahih değil onların imanı dini Mücevhere denk ettiler dikeni Böyle bir acayip zamana düştük
Nasıl oldu şu dünyanın kaderi Adet edindiler hainlikleri At yerine bağladılar merkebi Böyle bir acayip zamana düştük
Çakal tilki şimdi kurt oluyorlar Necaset kargasiyla av avlıyorlar Arslanı tilkiye boğduruyorlar Böyle bir acayip zamana düştük
Kutnu kumaş ipek bütün hiç oldu Altın gümüş para etmez tunç oldu Devir döndü bir çoklan piç oldu Böyle bir acayip zamana düştük
Güzide der sırlar şimdi faş oldu Geçti gönül baharımız kış oldu Şimdiki gönüller kara taş oldu Böyle bir acayip zamana düştük
Sen Seni Gör Cümle Eşya Sendedir
Sen seni yitirip gezme ırağı Sen seni gör cümle eşya sendedir Sen sende bulursun sende gereği Sen seni gör cümle eşya sendedir
Adem değil midir. Allame-iesma Adem değil midir nev-i musliha Adem değil midir Müsha-i kübra Sen seni gör cümle eşya sendedir
Adem değil midir bab-ıeyvallah Adem değil midir ol Resul Allah Adem değil midir sırr-ı Seyfullah Sen seni gör cümle eşya sendedir
Adem değil midir nur-uarşullah Adem değil midir kenz-i sırrullah Adem değil midir Kabe beytullah Sen seni gör cümle eşya sendedir
Yedi iklim yedi deryasendedir Yedi ayet yedi esme sendedir Yedi kitap yedi bina sendedir Sen seni gör cümle eşya sendedir
Özün bilmeyene echel dediler Yola gitmeyene efsel dediler Benliğin farkedene ekmel dediler Sen seni gör cümle eşya sendedir
Sen seni görürsen sensindelalet Sen seni görmezsen sensin delalet Sen seni islah et ki gele inayet Sen seni gör cümle eşya sendedir
Sen seni bilirsen yeksanolursun Sen kendi derdine derman olursun Sen seni bilmezsen pişman olursun Sen seni gör cümle eşya sendedir
Katibi der ki suret-i Rahman Ademdir cümleye delil-i bürhan Habersiz dolaşma ey gafil insan Sen seni gör cümle eşya sendedir
Behey Efendiler Zamane Halkı
Behey efendiler zamane halkı Her biri bir türlü iş eylediler Ayete Hadise iman etmeyip Efsane sözleri Huş eylediler
Sırr-ı Muhammed´den ne kaldı eser Cihan fitne ile doldu ser-te-ser Yetmiş ikiyinen aynı gidenler Kılı ibrişime eş eylediler
Kimi postta oturur kimi gezer Kimi yol gösterir kimi de bozar Kimi aklınca fetvalar düzer Evliya nın sırrın faş eylediler
Kötürüm şah oldu cıktı zuhura Çaylak vezir oldu gitti Mısır´a Çok karış verdiler baykuş fakıra Serçeyi Anka´ya eş eylediler
Mürüvvet tohumunu ham boza ekip Muhabbet kadehin kenara döküp Katırı beygiri tavlaya çekip Harı kuheylana eş eylediler
Bunca mahlukatı bir yere derip Yılda bir davarın kanına girip Delilsiz bürhansız yol erkan sürüp Cahiller gönlünü hoş eylediler
Yolumuz uğradı kıra bayıra İşimiz zor oldu Mevlam kayıra Hiç ağzını açan yokdur hayıra Bir acayip yollu iş eylediler
Güzide der ahd-i iman zedeler İşiniz zor oldu ocak-zadeler Helal haram demez şeyh ve dedeler Eline geçeni nuş eylediler
Sözünü Tutmasın Var Selam Söyle
Ab-ı hasım melek yüzlü sultanım Bizi terk etmesin var selam söyle Rakipler serinin o bi-vefanın Sözünü tutmasın var selam söyle
Ol asıl-zademe sözü merdime Dualar edip de katıp virdime Sabredemez iken eski derdime Yeni dert katmasın var selam söyle