Akyazılı Sultan ve Demir Baba

Akyazılı Sultan ve Demir Baba I – Hakkı Saygı

Akyazılı Sultan ve Demir Baba (IV)

Bulgaristan’ın Kemaller (İsperih) kazasına bağlı Mumcular Köy’ü civarında ve orman içersinde muhteşem tekke ve türbesi olan Demir Baba Hazretleri Miladi 1530 senesinde Kovancılar Köyüm’de dünyaya gelmiştir. Babası Turan oğlu Hacı Ali Dede, anası Turan Halife kızı Zahide’dir. Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış olan Demir Baba, Babai inancına mensuptur. Bu bilgiler Evliya Çelebi tarafından Demir Baba Velayetnamesi’nin son sayfasına şerh edilmiştir.

ipsiz Göl diye anılan derin bir vadi içinde yer alan Demir Baba Türbesi’nin ayrıntılı bir betimlemesi, L. Mirkov’un makalesinde şu şekilde yer almaktadır: Türbe, Akyazılı Baba, Otman Baba ve Kademli Baba’nın türbeleri gibi yedi köşeli bir plan üzerine yapılmıştır. (1)

Demir Baba’yı tam olarak anlatabilmek için, Akyazılı Sultan Baba hakkındaki aşağıdaki bilgileri vermek gerekmektedir. Demir Baba Velayetnamesi’nde verilen bilgilere göre Demir Baba, Akyazılı Sultan’ın manevi oğludur. Velayetname’ye göre Akyazılı Baba’nın “Hacı Ali Dede” adında bir “Abdalı” vardı. Abdal, dünya işleri ile ilgisini kesen, masivadan, yani dünya nimetlerinden elini eteğini çeken kimsedir. Bu abdala kısaca “Hacı Dede” derlerdi. Akyazılı Baba, nereye gitse, Hacı Dede’yi yanından ayırmaz ve onu çok hoş tutardı.

Günlerden bir gün o kâni velayet Akyazılı Sultan: “Gel ya Hacı!” diye onu yanına çağırdı. Hacı Dede, hemen pirinin huzuruna geldi ve “Buyur sultanım” dedi. O yüce veli Hacı Dede’ye: “Ya Hacı! Şu anda gökte bir melek, sana sesleniyor, duyuyor musun” diye sordu.

Hacı Dede: “Hayır Sultanım duymuyorum, ne diye çağırıyor?” dedi. O kani kerem Akyazılı Baba: “Hakk Teala, gökyüzünde bir melek yaratmış ve bu melek, ‘Herkes ehlini bulup alsın’ diye seslenir durur. Şimdi de ehlini bulup alsın diye sana sesleniyor” diye cevap verdi. Arkasından da şöyle devam etti: “Ya Hacı! Zamanı geldi artık, gel sen de ehlini bulup evlenip bir yuva kur” dedi.
Hacı Dede, “Nasıl olur Sultanım! Ben yaşlı bir ihtiyarım, bundan sonra evlilik benim neyime, ben evlenip karı kahrı çekemem. En önemlisi de böyle bir iş için ben pirimi terk edemem, aman mürüvvet ya pirim!” diyerek Akyazılı Sultan’ın önünde secdeye kapanıp yalvarmaya başladı. O vakit Akyazılı Baba: “Ya Hacı! Şimdi sen benim sözümü dinlemeyecek misin?” diye sitemde bulundu.
Hacı Dede: “Eyvallah babacığım, eyvallah pirim, senin yoluna ve emrine boynum kıldan incedir, size karşı gelmek benim ne haddime? Sizin yolunuzda canımı, başımı terk ederim. Ancak ben Hakk için çalışırken bırakayım da dünya lezzeti için mi çalışayım, korkum bundandır. Amma yine de asla pirimin yoluna ve emrine karşı gelemem” dedi.

O zaman o Kutbü’l Âlem Akyazılı Sultan: “Benim sülüküm ve tarikim, Allah’ın rızası değil mi?” diyerek Hacı Dede’nin gözlerinin içine dikkatle baktı. O vakit Hacı Dede: “Eyvallah pirim, eyvallah pirim” diyerek Akyazılı Baba’nın önünde tekrar niyaza vardı.

Bunun üzerine Akyazılı Baba: “Zatı bilmek için anlamak gerektir. Eğer sen evlenmezsen, ‘Kara Demir’ nereden dünyaya gelir” diye sordu ve daha sonra Muhammed Mustafa’ya salât ve selam ettikten sonra bir sofra hazırlamalarını söyledi.

Derhal bir sofra hazırladılar ve meydan taşının üzerine koydular. Hacı Dede, bu sofrayı alıp pirin huzurunda dâr-ı Mansur olup peymençeye durdu. O vakit Akyazılı Sultan: “Kara Demir’in sofrası dolu ola, benim Hacım’ın beli pek ola ve akıbeti hayır ola” diyerek bir gülbank çekti. Arkasından da Hz. Muhammed ve onun ehli beytine salât ve selam edildi. (2)

Aşağıda Dipsiz Göl denilen yerdeki Demir Baba Tekkesini görüyorsunuz.
Yazının devamı yarın
Hakkı SAYGI ş
_________________________
1) L. MİRKOV, Simbolika na tohislata, İllistrasyonlar, Sf: 46
2) Hakkı Saygı: Türklerin Balkanlara Geçişi ve Alevi/Bektaşi Zümreler. Cem Vakfı yay. 16, s,. 10 11, 12, 13, 2013/İstanbul.

…..Hacı Dede, uğur hayırlığına, pirler keremine “Hu” deyip oradan ayrıldı. Orada hazır bulunan dervişler de: “İnşallah er gele, bu gitti, bir dahi gele” diyerek onun arkasında niyazda bulundular. Bu törenden sonra Hacı Dede, Turan Halife’yi görmek için Gökçesu Degâhı’na gitti.


Hacı Dede, Gökçesu Dergâhı’na varınca, Gökçesu dervişleri ve halkı, Hacı Dede’yi karşılayıp selam verdiler ve ona gereken izzet ve ikramda bulunduktan sonra, ona bir yer gösterdiler. Bunun ardından da Gökçesu Dergâh’ı dervişleri, Hacı Dede’ye şöyle seslendiler:

Kırklar sohbetine vardım
Gelberi ey can dediler
İzzet ile selam verdim
Gir işte meydan dediler.

Kırklar ayağa durdular
Otur deyu yer verdiler
Önüme sofra sediler
Lokmamıza sun dediler.

Kırkların gönlü durudur
Varanın kalbi arıdır
Gelişin kanden beridir
Söyle ey can dediler.

Gördüğünü gözün ile
Ayân etme sözün ile
Andan sonra bizim ile
Olasın mihman dediler.

Kalk bizimle semâ oyna
Silinsin pâk olsun ayna
Kırk yıl kazanda kayna
Daha çiğ bu ten dediler.

Talip ol Hakk hazerine
Düşme dünya mihnetine
Ab-ı Kevser şerbetine
Parmağını ban dediler.

Hatai’yim nedir halin
Hakk’a şükret kaldır elin
Kese gör gıybetten dilin
Cümlesin yeksan dediler.

Gökçesu abdalları, hal hatır sorduktan sonra: “Ey pirim! Buraya nereden ve hangi maksatla geldiniz” diye sordular.

Hacı Dede, “Ben Akyazılı Sultan’ın bir bendesiyim ve buraya onun himmeti ile geldim” dedi. Hazır bulunanlar: “Gökçesu’ya sefa geldin ey pir!” dedikten sonra Hacı Dede: “Akyazılı Sultan Hazretleri, Turan Halife’ye selam söyle, seni baş-göz etsin dedi” diyerek, Akyazılı Sultan’ın selamını söyledi.
Orada hazır bulunanlar Turan Halife’ye: “Bizlere boş yere söz söylemek yakışmaz amma, Allah’ın emriyle Muhammed Mustafa’nın kavliyle bir dua edelim” dediler.

Turan Halife: “Bu dediğiniz çok güzel amma, ne olur bana müsaade edin ki pirimin yanına varıp onun rızasını alayım. O ne himmet eylerse güzel eyler. Pirimin himmetine, gerçeklerin demine Huu” diyerek oradan ayrılıp doğruca Akyazılı Dergâhı’na gitti. Dergâh’a varınca doğruca pirin huzuruna çıkıp onun mübarek elini öptü.(1)

şağıda devamlı söz ettiğim Demir Baba Velayetnamesini görüyorsunuz.
Hacı Ali Dedenin söz kesilmesi ve düğün hazırlıkları ile devam edecek.edecek…
Hakkı SAYGI
_____________________________

1) Hakkı SAYGI, Demir Baba Velayetnamesi, Saygı Yayınları, muhtelif sayfalardan özet, 1997/İstanbul

Akyazılı Sultan ve Demir Baba II – Hakkı Saygı

Akyazılı Baba Sultan, Turan Halife’yi karşısında görünce: “Safa geldin bire Turan Halife! Ne diye vakit kaybediyorsun? Ben bir an önce Demir’in atası olmak istiyorum. Hacı Dede’yi sana gönderdim, oraya vardı mı? Onu baş göz ettin mi? Ben artık yolcuyum, ‘Demir’ tez gelsin ki emanetleri ona teslim edeyim. Gel Demir’im, bir an önce gel, emanetini al” diyerek, Demir Baba’nın gelmesi için yüksek sesle dua etti.

Turan Halife, Gökçesu Dergâh’ına döner dönmez, kızı “Zahide Bacı”yı, Hacı Ali Dede’ye söz kesip nişanladılar. Daha sonra da Hacı Dede tekrar Batova’ya döndü. Bu arada Akyazılı Sultan Dergâhı’nın abdalları hiç vakit kaybetmeden düğün tedarikine başlamışlardı. Tüm hazırlıklar tamam olunca, Akyazılı Baba ile birlikte tüm dergâh halkı hep beraber “Kovancılar”a geldiler. Bir tarafta düğün hazırlıkları yapılırken diğer tarafta da yörenin tanınmış simaları düğüne davet ediliyordu. Bu davetliler arasında: Otman Baba’nın şeyhi Zâti Efendi ve türbedârı Abdi Dede, İsa Dede, Siva’nın valisi Mustafa Efendi, Kademli Baba, Mümin Baba dervişleri ve Hafızı “Yemini Efendi”, Dede-i Baba gözcüsü Ahmet Baba “tekke-nişini” ve o yörenin tanınmış pek çok baba ve şahsiyet davet edildiler.

Karakucak gözcüsü, Erz Baba gözcüsü, Yahşi Baba gözcüsü, yine bu bölgede bulunan Kız Ana Sultan, Koca Doğan gözcüsü ve Dikeli Hüseyin Baba, Gerlova’da (1) Derviş Mehmet’in evinde bir araya geldiler.

Kademli Baba, bu düğün müddeti boyunca gelen misafirlere yiyecek temini için harekete geçti, “Ya geldiğimiz gibi dağılıp gidelim veya yiyecek tedarik edelim” dedikten sonra, “Ya fetha, ya gayret!” diyerek kurban tedariki işini kendisi yüklendi. Yine kendi tekke-nişini olan dedeyi buğday temini için görevlendirdi. Dede-i Variz, Ahmed Baba ve Karakucak Baba’yı erzak temini için görevlendirdi. Kırk Namdar’ı pirinç tedariki ile görevlendirdi. Mustafa Efendiyi, incir ve üzüm tedariki için görevlendirdi.

Bir müddet sonra Dursun Zıçmaz, Hamza Baba, Benli Bali Baba ve iki yüz asker, Musa Baba Dergâhı’nda bir araya geldiler. Dervişler ve Dursun Baba, toplanan nezirleri kontrol etti, pek çok erzak ve hediye gelmişti.

Daha sonra topluca Gökçesu Dergâhı’na gittiler. Bu arada Akyazılı Sultan, gelenleri ağırlamak için onlara karşı çıktı. Ancak bu gelenler arasında Kademli Baba Sultan yoktu. (2)

Kademli (Kıdemli) Baba Kimdir?

Kanuni Sultan Süleyman’ın çocuklarının hasekisi bir titreme hastalığına yakalanmıştı. Hiçbir hekim bu hastalığa çare bulamamıştı. Hasekinin tedavisi için Kademli Baba’yı tavsiye ederler. Allah’tan ümit kesilmez diyerek bir defa da Kademli Baba’ya göstermeye karar verirler. Böylece Kademli Baba’yı alıp Edirne’ye getirirler. Kademli Baba, hastaya gereken tedaviyi uygular ve Allah’ın inayetiyle hasta iyileşir.

Bu gelişmeler üzerine Kademli Baba’ya çok büyük ilgi gösterirler ve misafir ederler. Bir müddet sonra Kademli Baba, çok mühim bir toplantım var diyerek ayrılmak zorunda olduğunu söyledi ve Hacı Ali Dede’nin düğününden bahsetti.

Bunun üzerine Haseki, Kanuni Sultan Süleyman’a varıp “Hünkârım! Kulunuz Kademli Baba, Akyazılı Baba Sultan’ın dervişi Hacı Ali Dede’nin düğününde bulunmak ister, bu sebepten buradan ayrılmak için siz hünkârımızdan izin istemektedir” der.

Bu haberi duyan hünkâr, bu düğüne ben de giderim diye düşünür ve “Derhal Musa Çoban’ı, buraya çağırın” der. Kademli Baba’nın gerçek adı, “Musa” idi. Bu sebepten hünkâr ona Musa Çoban, demişti. Hünkârın adamları, Kademli Baba’ya gelip “Tez gidelim, hünkârımız seni istedi” derler.
Kademli Baba, hünkârın huzuruna gelir ve gereken hürmeti gösterip yer ve etek öptükten sonra “Aman Hünkârım! Beni buraya ne için çağırdınız? Biz, sık sık hata yaparız, yine ne hatamız oldu ki, bilelim, hata bizden bağışlamak sizden Hünkârım” der.

Bunun üzerine Kanuni, “Akyazılı Baba Sultan, beni düğüne ne için çağırmadı, söyler misin” diye sorar.

Kanuni’nin bu sorusu üzerine Kademli Baba, “Ya Hünkârım! Nasıl olur, sen bir Süleymansın, sırtı semerli bir kimsenin düğününe sizin gibi koskoca bir padişahı davet etmek hiç yakışık alır mı?” diye cevap verir.

Kanuni, Kademli Baba’ya, “Ha…ha… şimdi oldu” deyip beş deve ve beş kese altın verip “Var o zaman-ı kutbü’l aktabı Akyazılı Baba’ma, benim selamımı söyle, Allah nasip ederse bu deli Süleyman da Baba’mın hüsn-i himmetiyle oraya varırım” der. (3)

Aşağıda Demir Baba Türbesinden görüntüler,,,
Devam edecek…
Hakkı SAYGI
______________________________
1) Hakkı Saygı: Türklerin Balkanlara Geçişi ve Alevi/Bektaşi Zümreler. Cem Vakfı yay. 16, s. 15, 2013/İstanbul. (Gerlova, Ali KOÇ Baba’nın bulunduğu Alevilerin yaşadığı bölgedir)
2) Hakkı SAYGI, Demir Baba Velayetnamesi, Saygı Yayınları, muhtelif sayfalardan özet, 1997/İstanbul
3) Hakkı Saygı: Türklerin Balkanlara Geçişi ve Alevi/Bektaşi Zümreler. Cem Vakfı yay. 16, s. 15, 16, 17, 2013/İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

33Daha fazla mesaj var Erenler Kategori
Sizin için önerilen
Hafız Yemini Efendi

Hafız Yemini Efendi - Hakkı Saygı Alevi-Bektaşilerce “Yedi Ulu Ozanlar” arasında anılan Hafız-ı Kelam Yemini’nin...