Hacı Bektaş Veli dergahı ve dergahta yaşayan İslam

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı ve dergahta yaşayan İslam

Salat ve selamda önce, Allah telanın bütün alemi onun sevgisi yüzünden yarattığı peygamberler ulusu ve rasüllerin reisi Hz. Peygamberin üzerine; sonrada onun arı ve temiz Ehlibeyt’ine; en üstün kavim olan evladına ve ashabına olsun.

Hacı Bektaş-ı Veli, henüz altı aylıkken şehadet parmağını kaldırarak “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû ve eşhedü enne Aliyyen velîyullah” der. Yolunu şu sözle özetler: “Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammedî ve edeb-i Ali’dir.” Bu yolu takip edenler saltanatın emrine girmiş şeriat ehli tarafından “din dışı”, “Şeriat dışı” iftiralarına uğrayıp zulümlere uğradılar. Ehlibeyt evlatları, Emeviler ile saltanatın emrine girmiş, şekillerle oluşturulan din anlayışına ve camilere tabi olmadılar.

Hacıbektaş; Ahmed Yesevi’nin halifesi Lokman Perende’nin yanında eğitimini tamamladıktan sonra Ahmet Yesevi’nin yanına gider. Ahmet Yesevi ona Ehlibeyt’ten kendisine gelen emanetleri verir. Kendisine: “Rum (Anadolu) abdallarına seni başkan yaptık”… diyerek görev verir.

Hacı Bektaş, o zaman ki ismi Sulucakarahöyük’e en mazlum canlı olan güvercin donunda gelir.  Her nebi ve velinin yaşamında bir kadın ana vardır. Kadıncık Ana’nın “yaşamının sonuna kadar, malım, canım ve gönlüm ile sana hizmet edeceğim” davetine uyarak onun evine yerleşir ve sonra tekkeyi XIII. Yüzyıl ortalarında kurmaya başlar.

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

Tekke; dört kapı, kırk makam ve on iki hizmet temel alınarak Hz. Muhammed’in Medine’de kurduğu Mescit-i Nebevi gibi kurulur.

Gönülde Yüce Tanrı olduktan sonra yeryüzünün tamamı semahane, meydanevi yani ibadet yeridir,  Hacı Bektaş tekesinde her şey Allah için yapılır ve her yapılan şey İbadet olarak Salâtı dâimûn (Mearic Sûresi 23) manası ile süreklidir.

Dergahta Müşkülleri çözmek, eğitim, dua, misafir ağırlama, kurban kesme ve pişirme, su dağıtma, temizlik, bekçilik, haberleşme, Ayn-ı Cem, istişare, atların bakımı, yardımlaşma, bağcılık, çiftçilik, un öğütme, kahve pişirme ve ikram gibi hizmetler yapılır.

1. Kapı: ŞERİAT ] ──► 1. Avlu (Nadar Avlusu)   ──► Temizlik, Ahlak Kuralları & Misafirhane
2. Kapı: TARİKAT ] ──► 2. Avlu (Dergâh Avlusu)  ──► İkrar, Hizmet, Aşevi & Meydan
3. Kapı: MARİFET ] ──► 3. Avlu (Hazret Avlusu)  ──► Hizmet, Salih Amel & Atatürk Köşesi, Derviş Kabirleri
4. Kapı: HAKİKAT ] ──► Pir Evi & Kırklar Meydanı ──► Vahdet, Hiçlik & Sır

1. Kapı: Çatal Kapı veya Cümle kapısı (Şeriat) (Nadar Avlusu)

 İlmin Şehri ve Kapısı Aşıkların Kabesi’dir

Hz. Muhammed “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısı. Kim bana gelmek istiyorsa kapıya gelsin” hadisi uyarınca tekkenin kapısı Hz. Ali’yi, tekkenin kendisi ise Hz. Muhammed’in şehrini temsil eder.

Hz. Muhammed’in Şeriatı (Hukuk)  Hz. Adem’den başlayıp Kuran’da cem olduğu için cümle kullara kılavuzdur. İki cihan serveri “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. Şeri-at yani kötülükten uzaklaş ve Ali kapısından Muhammed şehrine gir. Kapının eşiği Fatma Ana’yı, kapının sağı Hz. Hasan’ı, solu Hz. Hüseyin’i ve üstü ise İki cihan serveri Muhammed Mustafa’yı temsil eder. Kapını eşiğine niyaz etmek tıpkı Hacer Ana’ya niyaz edip, H. İsmail ve Hz.İbrahim makamını ziyaret etmek gibidir. Kapıda “Burası aşıkların kabesidir. Eksik gelen tamam olur’ yazısı ile bu dergah aşıkları için Kabe’dir. Kainata sığmayan Nur, müminin gönlüne sığmıştır. Allah’ın nazargahı gönlüdür ve gönül şehrine giren emindir.(1).

Dört kitap, dört melek, dört nebi, dört ana sır, dört köşe dört kapıya işarettir. Çatal veya Cümle Kapı’dan yani Şeriat kapısından Nadar Avlusu girilir. Nadar Avlusunda, mihman evi (misafirhane), ahırlar, Asıl çamaşırhane ve gusülhane (günümüzde ayakta değildir), Üçler Çeşmesi veya Feyzi Baba Çeşmesi bulunmaktadır. Çeşme Davut yıldızı veya Süleyman mührü ve “Hüseyni Taç” ile süslenmiştir. Üçler çeşmesi; Allah’ın nuru, Adem’den balaşyıp Muhammed ile tamam olan Nübüvet Nuru ve Hz. Ali ile devam eden velayetin nurunu temsil eder. (2)

İkinci Kapı tarikat ve Dergâh Avlusu

İkinci kapı gönül yolu olan tarikat kapısıdır. Bu yol Kıldan ince, kılıçtan keskindir. Şeri atanlar, ikrar vererek yola girer. İkrar; dil ile söylenip, gönül ile iman edilen şehadettir Yola giriş rızalık iledir ve evli eşler birbirlerinden rızalık aldıktan sonra ikrar verirler. İkrar; ilk ruhlar aleminde verilmiş, ikincisi de tarikat kapısında “Öl İkrar verme, Öl ikrarından dönme” ve “Gelenin malı, dönenin canı” ile bir Pire, Nebiye, Veliye verilen gönül, aşk yani ruh bağıdır.(3)

Dergah avlusunda, Hz. Fatma’yı simgeleyen Kevser havuzu, Hz. Ali’yi simgeleyen Aslanlı Çeşme, Kahveci Baba Kabri, aş evi, aş evinin içinde aşçı baba kabri, erzak evi (kiler), ekmek evi (fırın) , çamaşır evi (çamaşırhane), cem ibadetinin yapıldığı meydan evi, dede baba evi bulunmaktadır. Her birimlerin başında, “mihman evi babası, at evi babası” şeklinde anılan bir baba ile bunun mahiyetindeki dervişler hizmet göstermektedir.

Kahveci Baba Kabri: tekkede kahve öğütüp, pişirerek konuklara sunar. Kahvecilik Veysel Karani’den kalmıştır. Kahveci Kaba hakka göçeceği zaman “ben kahve döğerken sizleri rahatsız ettim, beni avluya defnedin, gelen giden beni çiğneyip rahatsız etsin” diye vasiyet etmiştir. Bu vasiyete uygun Kahveci babanın kabri aslanlı çeşmeden merdivenlerden indikten sonradır.

Aşevi: dergaha gelen lokmalar, kurbanlar pişirilir ve gelen her kişiye ikram edilir. Lokmaların yenilmesi esnasında hakkına razı olmayan varsa razı olana kadar kabına pişen lokmalar ikram edilir. Aşevinde ordular doyuran kara kazan ve halife kazanları bulunur. Ayrıca Abdal Musa Hacıbektaş tekesine gelerek hizmet etmesini temsilen geyik boynuzu aşevinde asılıdır.

Mihmanevi : ilk misafir ağırlama kadıncık ana tarafından, evinin yanında yapılan misafirhanede yapılmıştır. Zamanla tekkenin genişlemesi ile misafir ağırlama tekede devam etmiştir. “Her geleni Hızır bil” anlayışı ile misafirlere “Erenler hoş sefa getirdiniz. Uğur, kerem getirdiniz; gelip döneceğiniz yollar açık ve mübarek olsun”. diye karşılanır ve hizmetler Tanrı Misafiri anlayışı ile titizlikle yapılır. Misafirlere süt ikram edip, bal sunmak ise Kadıncık ana tarafından yapılan bir hizmet olarak kalmıştır.

Misafirin hakkı üç gündür. Üçüncü gün, misafirin ayakkabısı, yönü dışa bakacak şekilde kapının önüne konur. Yola kabul edilenler ise hakkın yolunda hizmet eder.

Kiler evi : Dergahın yiyecekleri ve misafirlerin getirdiği yiyecekler bu bölümde muhafaza edilir.

Meydan Evi ve Bulunan Eşyalar

Oniki hizmetin yapıldığı Meydan evi tekkede yapılan ilk bölümlerdendir. Ayn-ı Cem veya ibadetler burada yapılır. Ayn-ı Cem ibadeti Hz. Muhammed’in kırklar meçlisinden kalmış, gerçek erenler tarafından devam ettirilmiştir.(4) Gündüz hizmet ve çalışma yapılır.  Akşam ise ibadet, eğitim ve muhabbet yapılır.(5)

Günümüzde meydan evinde oniki post, üç basamaklı Bektaşi tahtı veya Taht-ı Muhammed, (Hz. Muhammed’in Gadir Hum’da üç deve semerinin üstüne çıkarak “Ben kimin mevlası isem, Ali’de onun mevlasıdır.” sözünü söyler), tablolar bulunmaktadır. Mürşit postu Hacı Bektaş-ı Veli’ye aittir. Horasan postu olarak ta ismi geçer ve kapı girişinin sol tarafındadır.

Günümüzde Meydan evinde bulunan tablolar ise, Kaygusuz Abdal, Kaygusuz Abdal-Kazak Abdal, Hacı Bektaş-ı Veli ve halifeleri, Balım sultan, Kabe, Kucağında aslan ve ceylan tasfirli Hacı Bektaş-ı Veli, Veysel Karani, Sarı İsmail, Abdal Musa, Aslan ve yılan motifli tablo, deve üzerinde Hz. Ali’nin tabutu götüren yüzü peçeli Arap tabloları yer almaktadır.

Her nebinin bir on ikisi vardır. On iki havari, on iki kardeş, on iki pınar, on iki kavim, on iki imam. Her devrin on iki ulusu hazır ve nazırdır.

Hz. Muhammed’in On ikisi Hz. Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır, İmam Cafer Sadık, İmam Musa-i Kâzım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan Askeri, İmam Muhammed Mehdi’dir.

Dergahta on iki hizmet şunlardır.

1- Mürşit      2- Rehber 3- Gözcü   4-Çırağcı (delilci)  5- Zakir (Asık)  6- Faraş (Süpürgeci)    7- İznikçi (Meydancı)  8- Sofracı Kurbancı  9   -Sakkacı (Sucu – İbriktar)      10- Peyik  (Haberci)  11- Pervane (Semahcı)   12-  Kapıcı (Bekçi)

Cuma Akşamı Ayn-ı Cem ve Sema–Semah

Allah, yerin ve göğün nurudur. Bismillahirahmanirahim Nur ve sır olan yaratıcı rahman ve rahimdir. Bu nur; “Ba” ile Hz. Muhammed’i “Ba” alındaki nokta ile sır olan Ali’yi simgeler. Gülbenklerin “Bismişah” ile başlaması ise “Ba” nın şahı yani nurun şahı manasındadır. Nebiler nur yolu ile gelmiş ve kendilerinin nebi olduğunu insanlara duyurmuşlardır. Veliler sır yolu ile gelmiş ve kendilerinin veli olduğu insanlar tarafından bilinmemiştir.

Ayn-ı cemler Cuma (Perşembeyi Cumaya bağlayan gece)  akşamı yapılır.(6) Cuma; cem, câmi, cemaat- cemiyet, camia, aynı kökten gelen kelimelerdir. Hz. Muhammed cemaatinden olanların toplanmasını ifade eder. Hz. Muhammed döneminde güneşin batımı ile gün diğer güne geçerdi. Perşembe günü güneş batımı ile gün Cuma olarak adlandırılırdı.

Cem’e üzerinde kul hakkı olmayan, Abdestli olan yani bedeni ve gönlü temiz olan ikrarlı kişiler katılabilir. Cem duası yapılırken, niyet, rızalık, zikir, dua, secde, rüku, selam gibi şekil kuralları olsa da öz öne çıkar.

Semah aşk halidir.(7) Semah; günah ehline haram, aşk ehline helaldir. Cem İbadetin ilk sorusu Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak! Fecr-28 olan rızalık sorusudur. Edep Ya Hu! (Eline-diline, Eline-beline sahip ol) sözü ile özetlenmiştir.

Meydan evinde Oturma biçimi cemal cemale olacak şekilde halkadır. Kabe’de hacılar kadın erkek ayrımı olmadan birlikte döner ve Kabe’nin içinde birlikte ibadet ederler. Hz. Muhammed, Medine’de mescitte ve Kabe’nin içinde halka şeklini ibadet yapardı. Kıble ve Secde Kabe içinde tektir ve Adem’e dir. Meydan evinde her kişi yüce Tanrı’nın huzurunda kuldur. Evli olanlar, akraba ve kardeş olanlar dahi birbirlerine bacı-kardeş diye hitap ederler.

Üçüncü Kapı Marifet ve Hazret Avlusu

Her nebinin bir mesleği, her velinin bir mesleği vardır. Çalışmadan geçinenler bizden değildir sözü Hz. Muhammed tarafından söylenmiştir. Din görevlisi diye bir kavram dergahta yoktur ve dini hizmetler karşılığı maaş verilmesi de dergahta yoktur. “Baba himmet eyle, oğul gel hizmet eyle” sözü marifet için söylenmiştir. Salih amel olarak Kuran’da ifade bulmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk Köşesi

Mustafa Kemal Milli mücadeleye çıkıp Amasya, Erzurum, Sivas kongrelerinden sonra Sivas’tan Ankara’ya yola çıkar. Kayseri üçerinden Mucur’a gelir ve oradan Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve dergahı 21-22 Aralık 1919 tarihinde ziyarete gelir. Türk milletinin inanç merkezlerinden olan dergahı ziyaret ettiğinde, Hacı Bektaş-ı Veli makamında dua eder, celebi ve dervişlerin duasını alır.

Cemalettin Çelebi’nin evinde misafir olur. Çelebi efendi ile aralarında geçen konuşmada milli mücadelenin kazanılmasından sonra ülkenin idari şeklinin “Cumhuriyet” olacağını ilan söyler.

Mustafa Kemal Atatürk köşesi onun aziz hatıraları için Kültür Bakanlığı tarafından yapılmıştır.

III Avlu ve Kara Dut Ağacı

III Avlu ana yapı Pir evi, Bektaşîliğin ikinci piri (Pîr-i sânisi) olarak kabul edilen Balım Sultan Türbesi bulunmaktadır. Balım sultan Türbesinin önünde ise Ahmet Yesevi’nin “bunun olduğu yeri yurt edin” diye fırlattığı ve yanan odundan yeşeren Kara Dut ağacı bulunmaktadır. Kara Dut ağacının altında dua etmek, Dut ağacından dökülen dutları şifa niyetine yemek gelenek halini almıştır. Avlunun sağ tarafında ise derviş kabirleri yer almaktadır. Bu kabirlerin içinde kadın anaların kabri de bulunmaktadır. Bunlardan biri de Güzide Ana kabridir.

Balım Sultan türbesinin giriş dış avluda ise iki dervişin kabirleri bulunmaktadır. Kapının üstünde Balım Sultan’ın ekmek ustası olması sebebi ile ekmek motiffleri bulunur. Ekmek motifinin üstünde “Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.Fetih-1 suresi bulunur. Fetih, dünya malı, şehirleri fethetmek değil gönülleri fethetmektir. “Hayırlar feth ola, Şerler def ola..” diye duaların başlaması aynı manadır. Fetih yazısının üstünde ise içinde yıldızlar olan gökyüzü motifi bulunur. Gökyüzü ruh alemini temsil eder.

Balım Sultan Türbesi içinde; Balım Sultan kabir makamı ile kendisinden sonra postnişin olan ve Osmanlıya başkaldıran Türkmenlere öncülük ettiği için Osmanlı yönetimi tarafından başı vurulan Kalender Çelebi kabir makamı bulunmaktadır.

Dördüncü Kapı Sırr-ı Hakikat – Pir Evi & Kırklar Meydanı

Pir evinin  giriş merdivenlerinin sağında ve solunda oniki tane Halife babaların kabir makamları bulunur.

Salata Kaya : Hünkar bir gün mescitin önünde salata soyarken oradan geçen köylülerden biri “bu salatayı herkes soyar, er kişi isen su taşa vur da, kessin. O zaman senin keramet ve velayet sahibi olduğuna inanalım”. Hünkar hemen taşın bir tarafına vurduğu gibi devirdi ve hıyar keser gibi iki dilim etti.

Salata kaya denen  bu taş günümüzde Pir evi girişinde merdiven ile inerken sağ tarafta durmaktadır. Bu kayanın düzgün kesilmiş kısımlar hala belli ve görülmektedir.

Loğ Taşı : Loğ taşı toprak damı sertleştirmek için kullanılan silindir taştır. Molla Sadrettin’in Hacı Bektaş’ın üstüne dam loğlarken attığı ve Hacıbektaş Veli’nin iki parmağı ile tutarak indirdiği Loğ bulunmaktadır.

Molla Sadrettin, Hacı Bektaş’ın gösterdiği keramet üzerine kendisine derviş olur ve kadılığı terk eder. Bir gün yağmurdan sonra toprak damı loğlamaya çıkar. İçinden “ben koç koca bir kadıydım, bu derviş beni kandırdı. Bu loğu damın aşağısında duran Hünkar’ın üzerine atayım da ondan kurtulayım ve tekrar kadılığa döneyim” düşüncesine kapılır. Ve loğu damdan Hacı Bektaş-ı Veli’nin üstüne yuvarlar. Hacı Bektaş iki parmağı ile loğu tutar ve aşağı indirir. Hacı Bektaş’ın iki parmağı loğun içine hamur gibi girer.

Bu loğ günümüzde pir evinin merdivenlerinden indikten sonra halife kabirlerinin yanında sergilenmektedir.

Pir evi 1. Kapı girişinde mimar Yanko Meydan kabir makamı bulunur. Orhan Gazi Hacı Bektaş’ın Hak’a göçünden sonra baş mimarı Yanko Meydan’ı tekkenin işleri için yollar. Yanko Meydan, Hacı Bektaş’a derviş olur, sadık derviş ünvanını alır. “Gelenler gidenler beni çiğnesinler, beni rahatsız etsinler” diye vasiyette bulunduğu için kabri Kapı girişine yaptırmış.

Pir Evi giriş kapısı

Pir evi ilk giriş kapısının üstüne Selçuklu devletinin çift başlı kartal arması bulunur. Binanın ilk yapımında Selçuklu desteği de bulunur. Kapı girişinden sonra sağ tarafta Kızılca Halvet denilen çilehane, sol tarafta ise Şems-i Tebrizi’nin kabri belli olmayacak şekilde vardır. Pir evi ikinci kapısında güneş, ay, yıldız, gül ve balık sembolleri bulunur. Nebilerin nurunu Hz. Muhammed’de güneş, evliyaların nurunu Hz. Ali’de ay ile tasvir edilir. Gül yine nebi ve velilerin hallerini, balık ise Hacı Bektaş berberde tıraş olurken birden kaybolur ve batmakta olan bir gemiyi kurtarır. Berber inanmayınca hırkasını silkeler ve balıklar dökülür.

Çilehane : Her nebi ve velinin çilehanesi vardır. Hz. Musa’nın Tur-u Sina, Hz. İsa’nın çöl, Hz. Muhammed’in Hira mağarası çilehanesidir. Çilehan; Cihat-ı Ekber yani büyük savaş olan kişinin nefsini aklın ve nurun emrine sokma mücadelesinin sembolüdür.

Çile kırk demektir. Kırk gün öze dönüp, halvete girmektir. 21 Aralık 31 Ocak tarihlerini kapsar. Hacı Bektaş Veli; Bedehşan’da, Necef’te, Medine’de, Halep ulucami’de, Davut nebinin kabrinde, Elbistan ashabı-ı Keyf mağarasında, Hırka dağında, Sulucakarahöyük mescid’inde, Çiledağı delikli taşta olmak üzere birçok erbain ve çile ibadetini yapmıştır.

Kırklar Meydanı: Pir evinin ikinci kapısından kırklar meydanına girilir. Hacı Bektaş-ı Veli kabir makamının bulunduğu türbesi, Mürsel Bali, Resul Bali ve Horasan erenleri kabir makamları, Alemi ve Ademi temsil eden kırk budak şamdan, Hz. Ali’nin ceylan derisi üzerine kendi el yazdığı ile yazdığı keyf süresi, tekkeye ait eşyalar, Adem’in cemali tablosu, derviş tablosu, Yeniçeri flamaları, Hat levhalar olmak üzere bir çok tablo, Cemalettin Efendi ve Çelebilere ait kabirler makamları, Güvenç Abdal, eşi dünya güzeli ana ve kızının kabir makamı bulunmaktadır.

Hacı Bektaş-ı Veli kabir makamının giriş kapısının en üstünde, Allah ve altında sekiz Yüce Tanrı’nın esma ismi, çevresini güneş, ay, yıldızlar, balık, gül motifleri süsler. Giriş eşiğinde Kabe’den getirilen mermer taşı, kapının işinde güvercin motifi bulunur. Tüm nebi ve velilerin makamı Kabe’dir. Nur nebi ve velilerde zuhur ettiği için nebi ve velilerin makamı şefaat makamıdır.

Kırklar

Hz. Muhammed bir gurup(8) ile geceleri gizli olarak ibadet yapardı. Hz. Muhammed miraç ile “Biri kırk, kırkı bir” sırrını aşikar etmiştir. Aşikar ettiği sırda bir gurup kişi kırklardır. Kırkların başı ise Allah’ın aslanı Hz. Ali’dir ve Ali’nin başı ise Hz. Muhammed ve Allah’tır. Hz. Muhammed kırklar ile aşk şerbeti içmiş, bu aşk ile kırklarla sema etmiştir. Bu sema esnasında Hz. Muhammed’in başındaki sarık düşmüş ve kırklar bu sarığı kırka bölerek bellerine sarmış ve böylelikle kırklar Hz. Muhammed’in nurundan ve yolundan olduğunu aşikar etmiştir.

Kırklar nefis ile büyük savaşı kazanmış ve Ahmet Yesevi’nin de belirttiği gibi fakirlik yani varlıkta yokluk olan hiçlik makamına ulaşmış kişilerdir. Hz. Muhammed kırkların içine girerken resul ve ismi ile değil “Fakirlerin fakiri” olarak girmiştir.

Tekke postnişinleri kendilerini “fakirlerin hizmetkarı” olarak tanımlamışlardır. Kırklar, ayn-ı cemde de miraçname ve semah bölümünde canlandırılır.

Hacı Bektaş-ı Veli’de kendi zamanın Kutbul Aktabı’dır. Kırkların yüzünde Yüce Tanrı’nın örtüsü bulunmaktadır. Kırklar her devirde bulunmaktadır. Her devrin Kırklarının kimler olduğu sırdır. Bu sır sadece Allah, Muhammed, Ali’nin bilgisindedir.

Dostumuzla beraber, yaralanır kanarız,
Her nefeste aşk ile yaratanı anarız.
Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör,
Kırk budaklı şamdanda kırkımız bir yanarız.

Hacı Bektaş-ı Veli

Horasan Erenleri

Hacı Bektaş-ı Veli’de Horasan erenlerinin içinde doğmuş, eğitim almış ve Anadolu’ya gelmiştir. Hacı Bektaş’ı Veli Sulucakarahöyük’e dergahını kurunca Horasan erenleri Hünkarı ziyarete gelmiş, bir kısmı Anadolu’yu yurt edinmiş, bir kısmı balkanlara kadar gönül fethine çıkmıştır. Dergahta Horasan erenlerinin isimlerinin kimler olduğu bilinmese de Hacı Bektaş’ın yol ve inancının birlikteliğini temsil ederler.

1826 Yılından Günümüze Kadar Tekke

Osmanlı hanedanlığının atalarının bağlı olduğu dergah, Yavuz Sultan Selim ile kontrol edilmeye, yönetilmeye çalışılmıştır. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı ile birlikte 1826’da Bektaşi tekkelerini kapatmış, Pir Evi’ne de Nakşibendi tarikatı şeyhleri atamıştır. Daha sonra Padişah Sultan Abdülaziz tahta geçince tekkeyi yeniden Bektaşi erkanına göre açılmasını sağlamış olsa da bu izin tekkelerin birer Nakşibendi ismi ve yönetiminde açılmıştır.

Kültür bakanlığının bilgilerine göre :Tekkelerin ve türbelerin 1925’te kapatılması esnasında Dedegen Kolu, Babagan kolu ile birlikte Nakşibend şeyhi yönetimi de bitmiştir. Hacı Bektaş Velî Külliyesi bir müddet Numune Ziraat Mektebi olarak kullanılmış, bu dönemde Maarif Vekâleti Asâr-ı Atika ve Hars müdürü olan H. Zübeyir Koşay’ın gayretleri ile tekkenin barındırdığı eşya dağılmaktan kurtarılmış, içlerinde sanat değeri olanlar, envanterleri yapılarak önce Ankara Kalesi’ndeki bir depoya, sonra Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin kurulması üzerine söz konusu müzeye taşınmıştır. Külliyenin geniş kapsamlı onarımına 1958’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başlanmış, 1959’dan itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devam edilmiş, büyük ölçüde aslına uygun biçimde tamir edilen yapı topluluğu, özgün eşyası ile tefriş edilmek suretiyle 16 Ağustos 1964’te müze olarak ziyarete açılmıştır.

Yaşayan Yolun Özeti:

Hacı Bektaş-ı Veli Makallat isimli eserinde yetmiş yıllını dedikodu olarak görmüş, yaşamın gayesini kişinin“kendisini bilmesi” olarak özetlemiştir.  “Bir kimse Rahman (Sonsuz Nur) ile Şeytan (kibir, haset – Kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, öfke, kahkaha, ve maskaralıktır) farkını bilmezse, kendisini de bilmez.…”

Ancak her kişi insan kabul edilmez. Her ne kadar görünüş olarak insan olsalar da, onlar hayvanlardan daha aşağıdırlar. Bunlar hased (nefsine uyan) edip kendisini bilmeyenlerdir. Nitekim Hz. Muhammed hadisinde buyurur“Nefsini bilen, rabbini bilir”. Ne zaman ki kişi kendini bilirse aşk gelip Allah’tan yana çağırır.(9)

Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Toprağım kimya, İnsan’ım Muaviye” sözü tüm insanlar için uyarıdır. Bu söz, en güzel şekilde yaratılan İnsan’ın (10) kendi nurunu görmezse cahil, Nefsine (11) uyarsa zalim olacağının uyarısıdır.

Hacı Bektaş’ın meşhur sözüdür.

Eline, diline, beline sahip ol
Aşına işine eşine sahip ol
Elin açık, gönlün açık, sofran açık olsun
Ayıpları ört, sırları tut, öfkeni de yut

Yaşayan yolun özünde insanın nefsini olgunlaştırması, gönlünü temizlemesi (12) ve Şah damarından yakın hakikate yönelmesi vardır.

Yazımızı Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözüyle tamamlayalım:“Manayı arayanların hallerini şerh etmek çok uzun iştir ve çeşitlidir. Akıl ermez, gönül tatmin olmaz, insanın sureti bunları kavrayamaz. Bu konuda bu kadar söz yeter. Kalanının ne olduğunu ancak Allah bilir.”

Nebi ve Velilerin makamına Aşk ile gelenler mahrum kalmaz…

  1. Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol (ilimden) yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘Affet bizi!’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.” Bakara-58
  2. De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O’na teslim olanlarız.” Ali İmran 84
  3. “Ve biz sizin her birinize bir Şeriat ve bir minhac (yol) tayin ettik” Maide – 48
  4. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Müzzemmil-20
  5. Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır. Müzemmil-7
  6. Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir. Müzzemmil-6
  7. Bakıp görmediler mi, Allah’ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor. Nahl-48.
  8. Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Müzzemmil-20
  9. Yoksa sen bunların çoğunun işittiklerini, aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar. Furkan-44
  10. Biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde yarattık.Tin-4
  11. “Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.” Ahzap-72
  12. Ancak Allah’ın samimi, temiz kulları kurtuldu.” Saffat-74 ve …”Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.” Şuara-89
  13.  

 

07.07.2023

Hazırlayan : Nihat Vural

06.07.2023

cemhaber.com

Cümle kapısı - Şeriat kapısı -Eşiğe basılmaz, niyaz edilir

Cümle kapısı – Şeriat kapısı -Eşiğe basılmaz, niyaz edilir

Aşevi

Aşevi

Hacı Bektaş-ı Veli Türbe Kapısı

Hacı Bektaş-ı Veli Türbe Kapısı

Kevser Havuzu

Kevser Havuzu

Kahveci Baba

 

 

Mustafa Kemal Atatürk Köşesi

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

 

Salata Kaya

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Kalander Çelebi Türbesi
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Güvenç Abdal Türbesi
Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi
Balım Sultan Türbesi – Kırk Budak Şamdan
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Balım Sultan Türbesi Kapısı
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Horasan Erenleri
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı Kırklar Meydanı – Kırk Budak Şamdan
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Şems-i Tebrisi Makamı
Aşçı Baba Kabri

Aşçı Baba Kabri

Pirevi

Pirevi

Nebi ve Velilerin makamına Aşk ile gelenler mahrum kalmaz…

Meydan Evi

Meydan Evi

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

07.07.2023

Hazırlayan : Nihat Vural

06.07.2023

cemhaber.com

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,