Şairin Aşure günü “kime yas tutuluyor?” diye sorması – Mesnevi

 Kendine ağla….

Ey Hüseyin aşığı; O Şehitler serdarı zulmün deryasına daldı. Ecel şerbetini mazlumlar için içti. Zulmün hükmünü, Hz. Muhammed düşmanı Yezid’in zulmünü yok saydı, korkmadı ondan, teslim olmadı acısına.

Gözyaşları içinde ölüm şerbetini içse de, zalimin korkusundan değil ayrılık hasretinden yandı ve feryat etti. Kurtuluş yolunu canını Hakka teslim ederek seçti. Yürüdü Muhammed Ali yolundan serinden ve canından geçti. Kavuştu cananına, derdinden geçti.

Ey Hüseyin aşığı onun yolundan yürü ve zulmün karşısına çık ve hakikat deryasına dalarak yoluğu seç. Nefsin ile olan büyük savaşı,  Hüseyin ve Kerbela şehitlerini örnek alarak kazan ve kurtuluşa erenlerden ol. Dünya zindanından kurtul alemlere sultan ol. Zalimler safı yokluk safıdır, mazlumlar safı Hakkın safıdır.

Mana matemini anlatan Kerbela’nın hikayesini birde mesneviden dinle…

Şairin Aşure günü Haleplile “kime yas tutuluyor?” diye sorması

Âşure günü, bütün Halep’liler, Antakya kapısına gelirler, ta geceye kadar.
Kadın erkek, büyük bir kalabalık toplanır, Ehlibeyt’in yasını tutarlardı.
Bağırırlar, ağlarlar, feryat ederlerdi. Şîa, Kerbelâ vakası için yas tutardı.

Ehlibeyt’in Yezit’ten, Şimir’den çektikleri zulümleri, onlar tarafından uğradıkları sınanmaları sayıp dökerler,

Sesleri ses verir, feryatları, bütün ovayı, çölü doldururdu.
Bir garip şair, âşure günü çölden geldi, o feryadı duydu.

Şehri bırakıp o tarafa yürüdü, feryadın sebebini araştırmaya koyuldu.
Merak etti, bu gam nedir, bu yas kime tutuluyor diye soruşturmaya başladı.

Herhalde bir ulu bey ölmüş olmalı diyordu; böyle bir topluluk, küçük iş değil.
Ben garibim siz buralısınız adını lâkaplarını söyleyin.

Adı neydi ne iş görürdü, nasıl adamdı? Bana bildirin de onun iyiliklerine ait bir mersiye söyleyeyim.

Ben şairim,bir mersiye düzüp okuyayım da, buradan bir yiyecek,bir azık parası alayım.

Bunu duyanların birisi dedi ki: Yahu, sen deli misin? Yoksa Şîa değilsin de Ehlibeyt düşmanı mısın?

Âşure gününü, o gün şehit olan cana yas tutmanın yüzlerce yıl yaşamadan daha üstün olduğunu bilmiyor musun?

Bu dert Müminin yanında değersiz olur mu hiç? Kulağın aşkı, küpenin değerincedir.
Mümine göre o pâk nurun yası, yüzlerce Nuh tufanından da meşhurdur.

Şair’in, Halepteki Şiîleri kınayan sözleri

Şair dedi ki: Doğru ama Yezit’in devri nerede? Bu yas buraya ne kadar da geç gelmiş?

Körler bile o kötülükleri gördüler, sağırların kulakları bile o hikâyeleri duydu.

Siz şimdiye kadar uyuyor muydunuz ki şimdi yas tutuyor, elbisenizi yırtıyorsunuz?

Ey uykuya dalanlar, kendinize ağlayın! Çünkü bu ağır uyku, çok kötü bir ölüm.
Tanrı’ya mensup ruh, zindandan kurtuldu. Neden elbisenizi yırtalım, niçin elimizi ısırıp duralım?

Onlar ,din sultanlarıydı. Bağı kırdıkları zaman onlara sevinç çağıdır.
Devlet saymanına uçup gittiler; tomruğu, zinciri çözüp attılar.

O gün devlet günüdür, güzellik ve saltanat günüdür. Bir zerrecik anlasan, bilsen bunun böyle olduğunu tasdik edersin?

Bilmiyor, anlamıyorsan yürü, kendine ağla. Çünkü göçmeyi mahşeri inkâr ediyorsun.
Kendi harap dinine, harap gönlüne ağla ki bu eski topraktan başka bir şey görmüyor.
Görüyorsa neden yiğitleşmiyor, Tanrı’ya dayanmıyor; neden gözü tok değil?
Nerede yüzünde din şarabının verdiği nur? Denizi gördüysen hani cömert elin, avucun?

Irmağı gören suyu esirgemez; hele o denizi, o bulutu görmüşse.

Mevlana Muhammed Celâleddîn-i Rumi – Mesnevi, C. VI, beyit: 780-805

 

Mesnevî-i Şerîf Tercümesi – CİLT 6 (701 – 1400 Beyitler)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

37Daha fazla mesaj var Erenler Kategori
Sizin için önerilen
Munzur Baba Mucizesi ve Söylenceleri

Munzur Baba ile ilgili birçok hikaye sözlü gelenekle günümüze kadar ulaştı. Bu konuda Metin Kahraman,...