Gönül Mescidi Taş Duvar Mabedi

Yüce Tanrı bilinmek istedi ve Adem’i rahman sıfatından yaratarak ona cemalinden cemal, nurundan nur verdi. İnsan yeryüzünde Hakkın nurunun tecellisi oldu.

İnsan yaratılışın hakikatini şah damasından daha yakın olan özünde aramak yerine dışarıda aramaya başladığı günden bu yana önce havralar, kiliseler, camiler gibi mabetler yapmaya başladı ve bu mabetlere Allah’ın evi dedi. Mabet yapma yarışı o kadar ileri gitti ki en güzelini, en büyüğünü yapmak adeta gurur duyulan bir iş halini aldı. Bu yarışa günümüzde cemevleri de dahil oldu.

Allah taş duvar mabetlerinde değil gönül şehrindedir.

 “Gönül alemin mutlak padişahı olan Tanrı’nın nazargahıdır. Gönül ile Allah arasında perde yoktur. Bu durumda müminlerin gönlü Kabe’ye benzer” Hacı Bektaş-ı Veli

 Dostun evi gönüllerdir. Gönüller yapmağa geldim. Yunus Emre

 Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir Sevgiliyi aramakla geçiyor. Mevlana

İnsanoğlu gönül hanesinin Yüce Tanrının evi olduğunu ve bu evi temizleyerek mescit haline getirmek olduğunu nereyeyse unutur oldu. Tabi veli ve mümin kullar kendi gönüllerini temizleyip Allah’a yaraşış bir ev olması için çalışmaya devam ettiler.

Yüz binlerce mabet yapan insanoğlu bir gönül yapmayı neden unuttu? Önce Allah’ı dışarıda aradığı için. Manevi yönünü maddileştirdiği için. Benlik zindanında kaybolduğu için. Dünya denizinde boğulduğu için.

Hz. Muhammed dünya ve nefis mabedi olan Mescit-i Haram’dan, yüzünü Mescid-i Aksa’ya yani gönüldeki nur şehrine yönelttiğinde Hakkın sırlarına erdi. Özünün Kabe ve Beytullah olduğunu insanlara miraç ile açıkladı.

Yüce Allah temiz olan gönüllerde “Allah’ın mescitlerini” Barka-114 inkar edenleri zalimlikle andı. Müminlerin gönlünü kendi evi kabul etti. Müminler gönüllerini beşer için kıblegah yaptı. “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım.”  Hadisi ile bir kez daha açıkladı.

Hz. Muhammed kendi evini mescit haline getirdi. Sonra gönül şehrini Allah’ın hanesi eyledi. Hz. Muhammed’i görmek Allah’ı görmek gibi oldu. Zorluklarla dolu yaşamından gönüller yapmaya kendisini adayan Hz. Muhammed mabet olarak bir mescit yaptı bir mescit yıktı.

Ondan sonra onun dini adına yüzbinlerce mabet taş duvardan inşa edildi. Hira mağarasında günlerce gizli dua ile meşkul olan Hz. Muhammed havra, kilise veya camide değildi.

 “Eğer Muhiblere sorarlarsa Tanrıyı nice bildiniz, Muhipler cevap verirler, kendi özümüzden bildik ve hem kendi özümüzü Çalap Tanrıdan bildik. Sözümüzün delili, şartı budur ki, Hazreti Resul , “her kim kendini bilirse Tanrıyı bilir” sözüdür. Muhiplerin söylediklerinin özü, Tanrı, Adem sureti içindedir, ayrı yerde onu arayan nice bulasıdır.” Hacı Bektaş Veli- Makalat

Sonra Hz. İsa büyük imtihanı Yahudiye çölüne verdiği zaman ne bir mabet nede bir kilise vardı. Yine Hz Musa sina yarımadasında Tur dağında mağarada gizli dua ederken bir havrada veya bir mabette değildi. Sadece öz benlikleri ile imtihan edildiler. Muhammed, İsa ve Musa kurtuluşa erdikleri gibi kendilerini takip eden doğru insanları da kurtuluşa erdirdiler.

İbrahim peygamberin inşa ettiği evde yine gönül eviydi ve bu evi takva üzerine yani iyilik ve sevap kazanma üzerine kurdu. Sonra Allah İbrahim peygamberin makamını “İbrahim’in makamı vardır orada” Ali mran-97 yani kabrini insanlanlar için güvenli bir ev yaptı ve bu evi ziyaret etmelerini buyurdu. …“Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû-secde edenler için evimi temizleyin!” bakara-125 İbrahim şehrine giren kurtuluşa erdi.

“Kabe, Âzeroğlu İbrahim’in binâsıdır. Gönül ise, Celîl ve Ekber olan Allâh’ın nazargâhıdır. Eğer sende basîret varsa, gönül Kâbe’sini tavaf et!.. Taş ve top­raktan yapılmış sandığın Kâbe’nin asıl mânâsı gönüldür … Mevlana

Ölümsüz olan peygamberler Allah’a giden önderler oldukları gibi gibi kabirleri de Allah’a açılan bir kapı oldu. Peygamberleri ve evliyaları ziyaret etmek Allah’a yakınlaşmak için vesile kılındı.

Nuh insanları tufandan kurtaran kişi oldu. Nuh’un gönlüne girenler kurtuluşa erdi. Nuh’un gönül şehrine girenler kurtuldu.

Ayetler Mana mescidinden bahseder

Beytullah yani Allahın evini kim gönül şehrinde yaparsa o kurtuluşa ere. Mabet yapmak, Havra, kilise, cami, cemevi duvarlardan ibaret yapmak yerine bir gönül yapmak, Allah’a yaraşır bir gönül yapak kurtuluş gemisine binmek gibidir.

Peki, binasını Allah’tan gelen bir sakınma duygusu ve hoşnutluk üzerine kuran mı hayırlıdır yoksa binasını sel artıklarının ucundaki yarın kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı? Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez. Tevbe 109

 Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah’ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte uzun süre kalacaklardır onlar. Tevbe-17

Kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O’nu tespih eder. Nur-36

www.cemhaber.com

Nihat Vural

30.09.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

30Daha fazla mesaj var İnanç Kategori
Sizin için önerilen
Hacıbektaş İlçesi ve İnanç Kültürü için öneriler

      HACIBEKTAŞ İLÇESİ VE KÜLTÜRÜ İÇİN ÖNERİLER ÖN HAZIRLIK METNİ ÖNERİLER DOĞRULTUSUNDA GÜNCELENECEKTİR....