Şeriat Nedir? Hz. Muhammed Şeratı – Muaviye Şeriatı

Şeriat Nedir? Hz. Muhammed’in İslam Şeriatı nasıldır?

Şer kötülük demektir. Şeri-at kötülüğü at demektir. Şeriat; yasa olarak kötülüğü uzaklaştıracak iyiliği hakim kılacak kurallar demektir. (1)

İslam kurallarını tamlayan ve bir araya getirip cem eden İki cihan Serveri Muhammed Mustafa’dır. Muhammed’in kuralları önceki peygamberlerin kurallarının devamı ve daha iyisidir.(2) Muhammed Mustafa dört kapı olarak kurduğu İslam yolunun amacını “nefsini bilen rabbini bilir” ile Allah’ı bilmek (3) olduğunu açıkladı. Kendi görevini “Ben güzel Ahlakı tamamlamak için gönderildim”(4) diye özetledi. Hz. Muhammed dört kapının manasını “Şeriat sözlerim,(5) tarikat fiillerim, marifet hallerim, hakikat zatımdır.” Sözü ile açıkladı. Muhammed Mustafa’nın Şeriat hükümleri insanları kötülükten uzaklaştırmak iyiliği hakim kılmak ve insanları kurtuluşa ulaştırmak (6) için insanlara tebliğ etti. Bu hükümleri Kuran-ı Kerim’de yazılı, Ehlibeyt’te yaşayan iki emanetle insanlara bırakıldı. Hz. Muhammed “Ben sizi şeriat ile terbiye ederim, katlederim, Hakka götürürüm. Ali, tarikat ile terbiye edip katleder.” sözü ile bu iki emanetin gayesini açıkladı.

Yine Muhammed Ali yolundan bulunan tarikatlar Şeratın manasını “benimki benim ki, seninki senin ki” (7) sözü ile tarif etmişlerdir. Yani her varlık yaratılışının bir yansıması ve oluşu vardır. Bu yaratılışı bilmek ve saygı göstermek gerekir. Şeriatın amacı temizlenmek, tarikatın amacı yola girmek, marifetin maçı yaratılışa uygun salih amel işlemek, hakikatın amacı Hakkı bilmektir. Yine Yunus Emre “Evvel kapı şerîat emr ü nehyi bildürür. Yuya günâhlarunı her bir Kur’ân hecesi” deyişi ile şeriatın şeri atmak (9) ve temizlenmek olduğunu bildirir. Şeriat gemi, tarikat deniz, hakikat oradaki incilerdir. Sözü ile şeriat bir araçtır. Elbette araç olmadan menzile ulaşmak imkansızdır. Tabi menzile ulaşanlara seriatı hatırlatmakta hatadır. Şeriat basamağında bulunan bir kişinin hakikatı bilmesi de mümkün değildir.

Dört kapı kırk makam: Çalab Tanrı’ya kırk makamda erer, dost olur. Onu Şeri’at içimde, onu tarikat içinde, onu ma’rifet içinde, onu hakikat içindedir.“ Hacı Bektaş-ı Veli

Şeriat makamının on basamağı

1)      İman etmek: Allah’a, Meleklere, Peygamberlere, Kitaplara, Ahiret gününe iman etmek ve Allahtan başka kimseye inanmamak. Yaratıcının tek olduğunu ve ondan başka bir yaratıcının bulunmadığına inanıp iman etmek gerekir. Din gününün sahibi olan ancak Yüce Allah’tır. İnanç dil ile olur, iman gönül yani hal ile olur. (9)

2)      İlim öğrenmek: Bu ilim kendini bilmek veya aslını bilmek olarak tarif edilir. Hz. Ali “ilim bir noktadır, cahiller çoğaltır” sözü gereği her ilim bir hakikatin yansımasıdır. Kişi kendisini bilmek sureti ile alemi bilir. (10)

3)      İbadet etmek, (Salat, Oruç, Haça gitmek, cenabetten temizlenmek, Seferberlik olunca kaçmamak, doğru sözlü olmak, Anne babaya saygı, komşu hakkına uymak, kul hakkı gözetmek, doğru konuşmak gibi daha bizleri kötülükten alıkoyan ve Yüce Tanrı’ya yaklaştıran her uygulama ibadettir. İbadetleri kalıba, mekana, zamana sokmak özünden uzaklaştırır. Kuran-ı Kerim olmak üzere kutsal kitaplar ibadetleri mekan ve kalıba sokmamıştır.(11)

4)      Helal kazanmak, Faizi haram bilmek:  Çalışmak, alın teri dökerek kazanmak esastır. Her peygamber ve velinin bir mesleği vardır. Geçimlerini çalışarak sağlamışlardır. Faizden kasıt zor durumda olan kimselere borç vererek onlardan faiz almak veya darda yapılan yardımlardan menfaat beklemek veya elde etmek. İbadeti menfaat için yapmakta, hak etmediğin şeye elini uzatmak, faiz elde etmek gibidir.(12)

5)      Nikah kıymak: Nikah yine Allah’ın, ana banın, akrabaların, arkadaşların, komşuların rızasını alınarak yapılmalıdır. Emeğe saygının gereği budur. Hakkın emri istisnalar hariç bir eşliliktir. (13)

6)      Hayız ve nifas halinde nikahı haram bilmek: Kadının özel hallerinde cinsellikten uzak durmak. Eğer bir evlilikte hile, zorbalık varsa, menfaat çıkar varsa bu nikahtan uzak durmak gerekir. Kadın ve Erkek arasındaki ilişki iyilik ve güzellik üzerine kurulması gerekir. (14)

7)      Sünneti cemaat: Allah’ın kullar arasındaki adaleti aynıdır ve değişmez. Allah’ın kurallarını tüm yaratılış için bir bilmektir. Mesela günah kadına erkeğe göre değişmez. İnanan inanmayana göre değişmez. Zengin fakire göre değişmez. Padişah halka göre değişmez. (15)

8)      Şefkatli olmak:  Yüce Tanrı alemi sevgi için ve sevgi ile yarattı. Bu sevgiye uygun olarak insanlara, doğaya, canlılara şefkatli davranmak yaratılışın icabıdır. Hatalara, zorluklara, farklılıklara kendisi gibi olmayanlara bu şefkati yansıtmak sevgi kapılarını açmak kişiyi kurtuluşa ulaştırır. Bismillahirrahmanirrahim merhamet ve cömertliğin sonsuzluğunu açığa çıkaracak duygu ve uygulamalardan biri şefkattir. (16)

9)      Temiz yemek ve temiz giyinmek: Temiz yemek hem gıda olarak hem de aldığınız düşünce, fikir ve inançların temiz olması ve sizi temizliğe ulaştırması önemlidir. Helal ve temiz gıdalar yine helal kazanç ile olur. Gıybet, dedi kotu, iftira, cehalet, kin, kıskançlık, çekememezlik, açgözlülük gibi duygular zehirlidir. Bu duygularda uzak durmak gerekir. Giyim dünya elbisesidir. Bedeni örten giysilerin hela ve temiz olmalıdır. Dünya makamları birer elbisedir. Meslek, kültür, makam, eğitim gibi insanların üzerinde taşıdığı kimlikleri temiz taşıması gerekir. Hırsızlık, fuhuş, uyuşturucu, tefecilik gibi uğraşlar temiz uğraşlar değildir. Size para kazandıracak mesleklerin temiz meslekler olması gerekir. .(17)

10)      Emr-i Maruf: Yaramaz işlerden sakınmak. Din güzel ahlaktır. Güzel ahlak için kötülüklerden uzaklaşmak temeldir. Başkasının yaramazlıklarını görmek kolaydır. Kişi kendi hatalarını görmeli ve bu hatalardan uzak durmalıdır. (18)

Devlet şeriatı: Dünya üzerinde kurulan birçok devlet günümüzde koydukları anayasalar ile ülkelerini yönetirler. Allah’ın yasaları değişmez. İnsanların yasaları değişir. İnsanların yasaları Allah’ın yasalarını ortadan kaldıramaz ve kaldıramamıştır. İnsanların yasalarını Allah’ın yasalarını ortadan kaldırması mümkün olmadığına göre bir kişinin ben yeryüzünde Allah’ın yasalarını hakim kılacağım demesi münafıklıktır. Zira Alalh’ın hükümleri geçerlidir ve her insan kendine verilen mühletin sonunda din gününün sahibi Yüce Allah’a hesap verecektir. Kişi sadece kul hakkını yani insan hakkını sorgulamalıdır. İnsanların yasaları insanlar ile insanlar arasındaki münasebetleri düzenler. Allah’ın yasaları ise Allah ve insan arasındaki kurallar olduğu gibi evrendeki tüm yasalar Allah’ın yasalarıdır. Yaratış sürelidir ve Allah’ın yasaları iledir. Devletin dini adalettir. Adalet’ İslam’ın temelidir. Bir devlet adaletle yönetiliyorsa o devlete dine uygun devlet denebilir. Bir devlet adaletle yönetilmiyorsa başında İslam kelimesi de olsa İslam’a uygun değildir.

Muaviye şeriatı: inanç alanında Muaviye tarafından uydurulan ve zorla halka öğretilen birçok uygulama mevcuttur. Muaviye şeriatında asıl olan saltanata bağlı olmak ve saltanatı yönetenlere tabi olmaktır. Din kuralları şekillere, kalıplara sokularak özünden uzaklaştırmak bu anlayışın en önemli özelliğidir. Gösteriş, riyakarlık, benlik, saltanat düşkünlüğü, insanları eşit görmeme, hesap vermeme, para ve makamın tercih edilmesi, adaletin olmayışı gibi bir çok özellik ile Muaviye şeriatını tarif edebiliriz. Muaviye’nin, Firavun’un, Nemrut’un uygulamaları hep aynıdır ve amacı saltanattır. Saltanat için her şey mubahtır.

Muaviye şeriatını, İslam şeriatı diye kanla, zulümle, iftira ile halka zorla öğretmeye çalışmış, Peygamber evlatlarını ve dostlarını öldürmekten dahi çekinmemiştir. Muaviye şeriatında dinin tüm uygulamaları şekle bağlıdır. Kedilerine şeriatçı diyen dini guruplar biz şeriat isteriz diye kan dökerek saltanat şeriatını yeryüzünde hakim kılmaya çalışıyorlar. İslam’da zorlama olmadığı halde zorla insanlara kendi din anlayışını dayatmaktadırlar. Muaviye’den başlayarak uydurulan kurallar Müslüman ülkelerde saltanat sahipleri tarafından dini emir gibi hala uygulanmaktadır.

Şeriat Ehli: Kurallarda kalan özü bulamayan ve hakikatten uzak kimselere şeriat ehli denir. Bunlar hakikati bulmuş velilere sapık der ve onları cezalandırma yoluna giderler. Onlara göre velilerin sözleri şeriata aykırıdır. …Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız. Kaf-16 ayetinin hakikatini görüp Enel hak diyen Nesimi, Halaç-ı Mansur gibi bir çok hakikat ehli öldürülmüştür. Hatta bunlar o kadar ileri giderler Adem’e secde ayetlerinin görmemezlikten gelirler. Allah’a ve resule itaat edin”… Ali İmran-32 sözünü inkar ederler ve derler ki Allah var ondan başka kimseye itaat etmeyiz. Ve yine Ehlibeyt’i reddederler saltanata sahip yöneticilerin peşinden giderler. Peygamberlerin vekilleri evliyalar olduğu halde, peygamberlerin vekilleri ve onlar adına hüküm veren bizleriz der. Hiç çekinmeden Ayetlerin manalarını insanlara çıkarlarına uygun olarak anlatırlar.

 Şeriat ehli ırak iremez bu menzile”, “Şeriat oğlanları nice yol ide bize” diye anlatır. Yunus Emre

Şeriat muma benzer, yol gösterir. Fakat mumu ele almakla yol aşılmış olmaz. Yola düzeldin mi o gidişin tarikattır, maksadına ulaştın mı o da hakikat. Bunun için “Hakikatlar meydana çıksaydı şeriatlar, yollar bâtıl olurdu” denmiştir.  Mevlana Celaleddin Rumi

  1. De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir.” ALİ İMRAN 31
  2. “…yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” Enam-162
  3. Ve biz seni ancak âlemlere bir merhamet/bir sevgi olman dışında bir şey için göndermedik. Enbiya-107
  4. Yemin olsun ki, o Kuran çok değerli bir elçinin sözüdür. Çok güçlüdür o elçi. Arş sahibinin katında saygındır. Orada kendisine itaat edilir, emindir. Tekvir 19-21
  5. “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyân etmiştir.” (eş-Şems, 9-10)
  6. Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisini hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir….Bakara – 286
  7. Eğer yasaklandığınız günahların büyüklerinden uzak kalırsanız, diğer kötülüklerinizi örteriz ve sizi nimet ve bereket dolu bir varış yerine ulaştırırız. Nisa-31
  8. De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O’na teslim olanlarız.” ALİ İMRAN 84
  9.  …O, ilim bakımından her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. Taha-98 Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde âlemlere üstün kılmıştık. Duha – 32
  10. De ki onlara: “Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah’ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.” Enam-151
  11. Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin…Bakra-168 Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin! Bu konuda azgınlık etmeyin! Yoksa öfkem üzerinize çöker. Ve kimin üstüne öfkem inerse o uçuruma gider.Taha-81
  12. Ey iman edenler! Kadınlara, zor ve baskı kullanarak mirasçı olmanız size helal olmaz. Kendilerine vermiş bulunduğunuz şeylerin bir kısmını çarpıp götürmek için onları sıkıştırmanız da helal değildir. Kanıta bağlanmış bir fuhuş yapmaları hali müstesna. Onlarla iyi ve güzel geçinin. Onlardan tiksindinizse olabilir ki, siz bir şeyi çirkin bulursunuz da Allah, ona çok hayır koymuş olur. Nisa-19

  13. Geçmişte kalanlar hariç, babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla evlenmeyin. Böyle bir şey açık bir edepsizlik, nefret gerektiren bir kötülüktür. Çirkin bir yoldur bu. Nisa-22 Ey iman edenler! Kadınlara, zor ve baskı kullanarak mirasçı olmanız size helal olmaz. Kendilerine vermiş bulunduğunuz şeylerin bir kısmını çarpıp götürmek için onları sıkıştırmanız da helal değildir. Kanıta bağlanmış bir fuhuş yapmaları hali müstesna. Onlarla iyi ve güzel geçinin. Onlardan tiksindinizse olabilir ki, siz bir şeyi çirkin bulursunuz da Allah, ona çok hayır koymuş olur. Nisa-19  —– Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Tevbe – 71
  14. Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yöntem de buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde değişme bulamazsın. İsra-77
  15. Ve biz seni ancak âlemlere bir merhamet/bir sevgi olman dışında bir şey için göndermedik. Enbiya-107   — Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” Miada-28
  16. …” Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size ‘süs kazandıracak bir giyim’ indirdik (var ettik). Takva ile kuşanıp-donanmak ise, bu daha hayırlıdır
    Araf-26 —-Ey iman sahipleri! Allah’ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez. Madia -87
  17. Gün gelecek, her benlik, hayırdan işlediğini önünde bulacaktır. Kötülükten işlediğini de… İsteyecektir ki, önüne getirilenle kendisi arasında uzun bir mesafe olsun. Allah sizi, kendisinden sakınmaya çağırır. Allah, kullarına karşı Raûf’tur, çok şefkatlidir. Ali  İmsan-30 — İş onların sandığı gibi değil! Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde. Bakara-81

Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor. Nahl-90Gün gelecek, her benlik, hayırdan işlediğini önünde bulacaktır. Kötülükten işlediğini de… İsteyecektir ki, önüne getirilenle kendisi arasında uzun bir mesafe olsun. Allah sizi, kendisinden sakınmaya çağırır. Allah, kullarına karşı Raûf’tur, çok şefkatlidir. Ali  İmsan-30 — İş onların sandığı gibi değil! Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde. Bakara-8

www.cemhaber.com

Kaynak : Hacı Bektaş-ı Veli makalatı, Ehlibeyt, Kuran-ı Kerim

Nihat Vural

15.02.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

29Daha fazla mesaj var İnanç Kategori
Sizin için önerilen
Hacıbektaş İlçesi ve İnanç Kültürü için öneriler

      HACIBEKTAŞ İLÇESİ VE KÜLTÜRÜ İÇİN ÖNERİLER ÖN HAZIRLIK METNİ ÖNERİLER DOĞRULTUSUNDA GÜNCELENECEKTİR....