Hz.Muhammed’in Hakka dönüşü

Selam ve Salat O iki cihan güneşi Muhammed Mustafa ve Ehlibeyt’ine olsun…

Son Görev Gadir Hum

Hz. Muhammed, hac ziyaretlerini yapmak üzere hicretin onuncu yılı 632 senesinde Medine’den Mekke’ye geldi. Hac dönüşünde, Medine, Mısır ve Irak yol ayrımı olan “Gadir-Hum” denilen yerde “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez Maide 67. Ayeti gereğini yapmak üzere kendisi ile birlikte gelen ziyaretçilere hutbede bulundu.

Allah’ın Resulü, üç deve semerini üst üste koyarak yaptırdığı minberin üzerine çıkıp kendisinin Allah’ın dinini insanlara tebliğ ettiğine dair oradaki kişilerden onay aldı. Oradakiler de Peygamberin İslam’ı kendilerine tebliğ ettiğine dair “Ya Resulullah Şahitlik ederiz” dediler.

Allah’ın Resulü daha sonra özetle“Ey iman sahipleri! Allah’a itaat edin. Resule ve sizin içinizden olan iş ve yönetim sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah’a ve âhret gününe inanıyorsanız, onu Allah’a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.”(Nisa-59)

Bütün övgüler Allah’a mahsustur; O’ndan yardım diliyor, O’na iman ediyor, Ona güveniyoruz. Nefsimizin şerlerinden, kötü amellerimizden Allah’a sığınıyoruz. Sapan kimseyi O’ndan başka kimse hidayet edemez; O’nun hidayet ettiğini ise kimse saptıramaz. Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum.”

 Size paha biçilmez iki emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı, diğer Ehlibeytimdir. Ehlibeytim Nuh’un gemisine benzer. Ona binen kurtulur, binmeyen helak olur.

Şeyh Safi Buyruğunda ise Şöyle anlatılır.

“Hazreti Resullullah buyurdu: ”Bel ilmin şehriyim, kapısı sensin.” Ali’yi kendine musahip kıldı.

Ve Cebrail gömleği cennetten getirmişti. Sahib-i Zaman gömleğe girse gerektir ve Ali yine gömleğe girse gerektir.  

O dem” Eti etimden, cismi cismimden, kanı kanımdan, ruhu ruhumdan.” Dedi. Bu arada bir husus daha var. Mürşid-i Kamil olup, irşada erişmişi kendine kardeş bil. Allah’ın sırlarını koruyan kişidir. Bu sırlara ermek isteyen Mürşid-i Kamile hizmet eylesin.

Resullulah buyurdu ki:  “Ben sendenim, sen bendensin. Cümle peygamberlerin kendi evladı kendi soyundan geldi ve benim evladım senin soyundan gelse gerektir. Dedi.

Resullulah buyurdu ki: Benim ümmetim yetmiş üç fırkadır. Bir fırkası cennetliktir. O fırka güruhu Naci’dirler.

Ashap sordu ya Resulallah Güruh-u Naci kimlerdir. Onlar benim ümmetimdendir. Evladıma ve bana, şeriatıma ve buyurduğum erkana ve üstatların nefesine ve rehberine ve mürşidine tabi olanlar. Böyle hareket etmeyenler, ne benim ümmetim nede hakkın kuludur. Bunlar dünya ehli olup, mağrur olan asilerdir ve yüzü kara münafıklardır. Böyle halli olanlara benim buyruğum olan erkan haramdır.”

Onda sonra ashap ”Ya Resullah bır dahi sabit olsun.”

Son söz olarak Resulahha Hazetleri ve Ali o gömleği giyip baş bir, ten iki oldu. Bir daha çıkarıp yine giydiler, baş iki ten iki göründüler.  Sonra üçüncüde baş ve ten bir göründüler. O zaman dost olanlar yine dost kaldı, bazıları ise haset içinde kaldı ve basıları ehli insaf oldu.

O ehli insaf olanın evladıdır ki şimdi zamanda mümin olan ezeli mümindir. Ve münafık dahi ezelidir.

Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır

“Allah-u Teala benim mevlamdır, ben de mü’minlerin mevlasıyım; ben onlara kendilerinden daha evlayım. Öyleyse ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır.” Hz. peygamber bu cümleyi üç defa tekrarladı. 

Böylece son görevini yaparak Allah’ın emrini tamamladı. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim”(Maide 3)

Hattab’ın oğlu Ömer: Hz. Ali’ye gelerek: “Kutlu olsun sana ey Ebu Talib’in oğlu, sen benim ve tüm müminlerin mevlâsı oldun” diyerek Hz. Ali’yi ilk kutlayan kişilerden oldu. Bunun ardından orada hazır bulunan tüm sahabeler, teker teker gelip Hz. Ali’yi kutladılar.

Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa, Gadir Hum’dan yetmiş gün sonra hastalandı. Hastalığı günden güne şiddetlendi. Etrafında Ehl-i Beyt’i, yakınları ve sahabeleri toplanmışlardı. Müslümanlar, büyük bir acı ve yavaş yavaş kendini gösteren fikir ayrılıkları ile karşı karşıya kaldılar. Hz. Muhammed: “Bana bir kağıt ve kalem getirin, size bir vasiyet bırakayım, ta ki benden sonra dalâlete düşmeyesiniz” buyurdular.

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’in bu vasiyeti, orada bulunan Hattab’ın oğlu Ömer, “Peygamber sayıklıyor” diyerek bu vasiyetin yazılmasına engel oldu.

Böylece “Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. O’nun bildirdikleri, vahiy edilenden başkası değildir.”(Necm 1- 4.) mazhar olmuş Peygamberin isteğine karşı çıkılmış oldu.

Peygamber ve Ehlibeyt ise tam bir iman ve hüzün içinde Allah’ın emirlerini yerine getirmekle meşguldü.

Kızı Fatma ise hüzün ve keder deryasına dalmıştı. Bu üzüntüsünü gören Hz. Muhammed kızının kulağına “Ehlibeyt’imden en önce sen bana kavuşacaksın” sözünü söyledi.

Cenazesine Ehlibeyt ve yakınları katıldı

Yüce Allah’ın Resulü, 8 Haziran 632 tarihinde bu fani dünyadan Hakk’a yürüdü. Hz. Ali başta olmak üzere Hz. Muhammed’in Ehli Beyt’i, yakınları ve özel sahabeleri Hz. Muhammed’in na’şını yıkamak, cenaze duasını yapmak ve defnetmekle meşguldüler. Hz. Ali kendisini dünyaya geldiği zaman yıkayan Peygamberi evinde yıkadı. Muhammed, İmam Ali’ye zorluk olmasın diye, yıkanan tarafından diğer tarafına kendi dönüyordu. Yıkanma işlemi bitince orada bulunan sevenleri sırayla gelerek Hz. Ali’nin imamlığında son dualarını yerine getiriyordu.

Diğer bir tarafta da daha Hz. Peygamber’in na’şı yerde iken, yerine halife seçmek isteyenler, “Sakifeyi beni Saide” denilen yerde toplanmışlar, Hattab’ın oğlu Ömer’in dayatması ile ’Ebu Bekir’i bir oldu bittiye getirilerek halife seçmekle meşguldüler.

Benim cenazeme katılmayana şefaatim yoktur

Halifelik seçimine giden başta, Ebu Bekir, Ömer, Osman Hz. Muhammed’in cenaze işleriyle meşkul olmadıkları gibi, cenaze duasına katılmadılar. Hz. Muhammed “ Benim cenaze duama katılmayana şefaatim yoktur” sözünü yerine getirmek için Hz. Muhammed’in kabrinin başına gelerek onu mezardan çıkarıp tekrar cenaze duasını kılmak istediler. Hz. Ali canını ve malını uğruna verdiği sevgili Peygamberin üzüntüsü ile eline bir tahta kılıç alıp Resulün kabrinde olarak bekledi. Gelen kafileden biri ben Hz.Resülden işittim ki “Ali’yi elinde tahta kılıçla görürseniz sakın ona yanaşmayın. “  Bunun üzerine orada bulunanlar Allah’ın Aslanı Ali’den çekinerek geri döndüler.

Kaynak : Kuran ve Ehlibeyt. Yüce Tanrı Kuran’da bize Peygamber’e uymamızı, Ehlibeyt’in temiz olduğunu ve onları sevmemiz gerektiğini emreder. Kuran ve Ehlibeyt’ten daha doğru ve güzel kaynak yoktur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6Daha fazla mesaj var Peygamberler Kategori
Sizin için önerilen
Musa Peygamberden On Emir

Peygamberler Allah’ın dinini tebliğ etmişlerdir. İslam Allah’ın katındaki dinin adıdır ve din gününün tek sahibi...