Muharrem Orucu, Kerbela ve Hz. Hüseyin’in Hakikat Mücadelesi

Muharrem Orucu, Kerbela ve Hz. Hüseyin’in Hakikat Mücadelesi

Muhammed Mustafa’ya ve Ehlibeyt’e gönülden bağlı olanlar, yüzyıllardır Muharrem matemini ve Muharrem orucunu büyük bir aşk, sadakat ve hüzün içinde yaşatmaktadır.

Düştü Hüseyin atından Sahra-yı Kerbela’ya…

Selam olsun Kerbela’nın mazlumluk güneşine. Selam olsun zulme boyun eğmeyenlere, adaletle hükmedenlere ve hakikatten ayrılmayanlara.

Hz. Hüseyin nasıl ki Yezid’in zulmüne boyun eğmediyse, Muharrem orucunu tutanlar da onu örnek alarak öncelikle kendi nefisleriyle mücadele etmeye çalışırlar. Çünkü en büyük savaş, insanın kendi içindeki kötülüklerle yaptığı savaştır. Muharrem orucu, bu mücadeleyi hatırlatan bir ibadettir. İnsan, nefsini terbiye etmeye çalışırken aynı zamanda mazlumun yanında, zalimin karşısında durmanın sorumluluğunu da hisseder.

Muharrem ve Aşura’nın Anlamı

Muharrem, İslam geleneğinde kutsal kabul edilen dört haram aydan biridir. Kelime anlamı itibarıyla “haram kılınmış”, “dokunulmaz” ve “saygı gösterilen” anlamlarını taşır. Hakikatte ise kötülükten uzak durulan her zaman dilimi bir Muharrem bilinci olarak görülebilir.

Aşura ise “onuncu gün” anlamına gelir. İnanç geleneğinde Aşura günü, ilahi yardım ve kurtuluşun sembolü olarak kabul edilir. Hz. Yunus’un balığın karnından kurtuluşu, Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden selamete çıkışı, Hz. Yusuf’un kuyudan çıkarılması, Hz. Eyüp’ün şifaya kavuşması, Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtulması ve Hz. Nuh’un tufandan selamete ulaşması gibi birçok hadise hangi gün olduğu bilinmese de, ilahi kurtuluşun sembolleri olarak anlatılır.

Adem’in bağışlanması, Nuh’un Gemisinin tufandan kurtulmasıMusa ve Kavminin Firavundan kurtulması, Hz. Muhammed’in Mekke’de Müşriklerin zulmüne karşı Fecr Suresi’nde “Andolsun fecre, On geceye” itikâfa girmesi,  Hz Muhammed ve ümmetinin müşriklerden kurtulup Medine’ye gelip Museviler ile oruç tutması aşura gününde birleşmiştir.

Kur’an’da orucun önceki ümmetlere de farz kılındığı belirtilir:

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı…” (Bakara 183)

Bu yönüyle oruç, insanlık tarihi boyunca nefsi arındırmanın ve Allah’a yönelişin önemli yollarından biri olmuştur.

Kerbela ve Muharrem Matemi

Hicri 61 yılında Kerbela’da Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehlibeyt mensupları, Muaviye oğlu Yezid tarafından Muharrem’de şehit edildi. Bu olay, İnsanlık ve İslam tarihinin en büyük acılarından biri olarak kabul edilir.

Kerbela’dan sonra Muharrem ayı, yalnızca bir oruç dönemi değil aynı zamanda bir matem ve tefekkür zamanı olarak da yaşatılmaya başlanmıştır. Hz. Hüseyin’in zalime biat etmeyip, zulme boyun eğmeden canını ortaya koyması Hak aşıkları içinde şehitliğin sembolü hâline gelmiştir.

Kerbela hadisesi, sadece tarihî bir olay değil; adalet ile zulüm, hak ile batıl, sevgi ile saltanat arasındaki mücadelenin simgesi olarak görülmektedir. Emeviler ise zulümlerini unutturmak için Muharrem’i ve Kerbela’yı yok saydılar.

Yas-ı Muharrem Orucu 2026

2026 yılında Muharrem orucu 16 Haziran Salı günü başlayıp 27 Haziran Cumartesi günü sona erecektir.

Muharrem oruç; on iken Kerbela’da şehitlerin naaşları iki gün yerde kalması veya diğer imamların da matemi ile on iki güne tamamlanmıştır. Bazı tekke ve yörelerde on günde tutulmaktadır. Her iki uygulama da gelenek içerisinde yer almakla birlikte biz on iki gün matem tutuyoruz.

Hz. Hüseyin’in şehadet günü olarak anılan 25 Haziran 2026 Perşembe günü, matem günlerinin en önemli günlerinden biridir.

Bazı yörelerde ayrıca Ehlibeyt’in küçük yaşta şehit edilen çocuklarının anısına matem orucundan önce üç gün “Masum-u Pak Orucu” tutulmaktadır. Bu uygulama isteğe bağlıdır.

Aşure Lokması

Matem günlerinin ardından aşure lokması hazırlanır ve paylaşılır. Aşure, paylaşmanın, şükrün ve birlik duygusunun simgesi olarak görülür.

Geleneksel anlatıma göre Hz. Nuh’un gemisinde kalan son erzaklarla hazırlanan yemek, zamanla aşure geleneğinin kaynağı olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle aşure, kurtuluşun ve şükrün sembolü sayılır.

Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri, İnsanları Yezid’in zulmünden kurtarmış, Kuran ahlakı ve Ehlibeyt sevgisini kıyamete kadar yaşatmanın meşalesini yakmışlardır. Muharrem mateminin sonunda dağıtılan aşure lokması da Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin hatırasına ikram edilir.

Muharrem Orucunda Dikkat Edilen Hususlar

Muharrem mateminde Kerbela örnek alınır. Nebilerin ve Erenlerin çilehanelerde dünyevi her şeyi terk etmeleri ve dünya işlerinden uzak durmaları gerekekir. Bu süre boyunca:

  • Su içilmez
  • Et yenmez
  • Karı-Koca münasebeti kesilir.
  • Eğlence düzenlenmez.
  • Düğün, nişan ve benzeri kutlamalar yapılmaz.
  • Gösterişli sofralar kurulmaz.
  • Sade ve ölçülü bir yaşam tercih edilir.
  • Yıkanılmaz, Traş olunmaz, tırnak kesilmez.
  • Aynalar kapatılır, misafirlikler kesilir, çalgı çalınmaz

Oruçlar genellikle güneş battıktan sonra açılır. Sahurda yemek yenmez sadece dua ve ibadet edilir.

Tutmakta zorlananlar, şartları elvermeyenler tutabildikleri kadar, şartları elverdiği kadar da oruç tutabilirler.

Nefisle Mücadele ve Orucun Hikmeti

Kur’an’da şöyle buyrulur: “İyilikten sana gelen Allah’tandır; kötülükten sana gelen ise kendi nefsindendir.” (Nisa 79)

Bu nedenle oruç sadece yemekten ve içmekten uzak durmak değil; kötülükten sakınmak, iyiliğe yönelmek ve ahlaki olgunluğu artırmak olarak anlaşılır.

Hz. Muhammed’in Duası ve Evlat Sevgisi

Hz. Muhammed Hasan ve Hüseyin’i kendi nurundan ve evlatları olarak buyurmuştur; Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır. Allahım ben onları seviyorum, sen de onları sev ve onları sevenleri de sev.
Birgün İmam. Hüseyin, Resulullah efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu. Hava yağmurlu idi. Resulullah efendimiz duâ buyurdu. İmam Hüseyin eve gidinceye kadar, yağmur ara verdi.

Bir gün Resulullah, İmam Hüseyin’i sağ dizine, oğlu İbrahim’i sol dizine aldı. Cebrail gelip dedi ki:- Hak teâlâ, bu ikisin birden sevmene razı değildir. İkisinden birini alacaktır. Ya Hüseyin Ya İbrahim. Resulullah buyurdu ki:
– Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali’nin ve Fatma’nın da canları yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum.

Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti. Resulullah, İmam Hüseyin’i evladı diye sevdi.

Hz. Hüseyin’in Mesajı

Kerbela şehitleri, Ahlak, hak ve adalet uğruna canlarını veren insanlar olarak anılır. Hz. Hüseyin’in hatırası da yalnızca bir matem konusu değil; doğruluk, cesaret ve adalet ile Zulme karşı mücadelesinin sembolü olarak yaşatılır.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler…” (Âl-i İmran 169)

Hz. Hüseyin Kerbela’daki halini şöyle anlatır. “Allah’ım! Her gam ve kederde sığınağım, her sıkıntı ve zorlukta ümidim ve her musibette güvendiğim Sensin. Kalpleri zayıflatan, kurtuluş yollarını kapatan, dostları kaçıran düşmanları sevindiren nice gam ve musibetleri Sana şikayet ettim, başkalarından ümidimi kesip Sana yöneldim. Ve Sen o gam ve üzüntüyü giderdin, onları sen izale ettin, her nimetin sahibi ve her dileğin nihayeti de Sensin.”

Hz. Hüseyin defalarca şu mesajı verdi.

“Ey insanlar! Soyumu söyleyin, ben kimim? Sonra kendinize gelin, nefsinizi kınayın. Bakın, beni öldürmeniz, hürmetimi gözetmemeniz size caiz midir? Ben, Peygamberinizin kızının oğlu değil miyim? Ben, Peygamberinizin vasisi ve amcası oğlunun oğlu değil miyim? Ben, herkesten önce Allah’a iman eden ve Peygamber’in risaletini tasdik eden kimsenin oğlu değil miyim? Seyyid-uş Şüheda olan Hamza, babamın amcası değil midir? Cafer-i Tayyar amcam değil midir? Peygamber’in benim ve kardeşim hakkındaki: “Bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir” sözünü duymamış mısınız?

İmam Hüseyin’in Zalimlere Bedduası

“Allah’ım; bu kavme bir damla yağmur yağdırma ve asrın zalimlerini onlara hakim kıl ve Sakafi gencini onlara musallat et ki dönemin zillet ve ölüm şarabını onlara içirsin. Doğrusu onlar yalan konuşmuş, ahitlerini bozmuşlar. Ve Sen iyice biliyorsun ki biz Sana tevekkül etmişiz ve şüphesiz dönüşümüz Sanadır.”

İmam Hüseyin’in feryadı

“Acaba aranızda feryadımıza yetişip bize yardımda bulunacak bir kimse yok mudur? Acaba Resulullah’ın Ehl-i Beyt’ini savunacak birisi yok mudur?”

Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler vardır. İşte onlardan kimi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar, hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.”Ahzab/23)

Kerbela’dan yükselen bu ses, yüzyıllardır zulme karşı direnmenin ve hakikate bağlı kalmanın önemini hatırlatmaya devam etmektedir. 

Gerden-i mecruhumu kestim kızıl kan eyledim

Kays veş sahralara düştüm çok efgan eyledim
Leyli veş beytül”hazende hûn-i giryan eyledim
Damen-i sabrım tutup çak-i giriban eyledim
Soyunup abdal misali cismim uryân eyledim

Kendimi aşkın yolunda dosta kurban eyledim
Gerdenim mecrûh edüp kestim kızıl kan eyledim

Ta ezel bu canıma sûz-i Hüseyn’den düştü nâr
Ateş-i hicranına sabretmeğe takat mi var
İl ne derse koy desün sevdim Hüseyn’i kâr zarar
Gitti elden damen-i esb-i inan-ı ihtiyar

Kendimi aşkın yolunda dosta kurban eyledim
Gerdenim mecrûh edüp kestim kızıl kan eyledim

Tir-i aşkın merhem ettim derd-i bi dermanıma
Etmedi dağlar tahammül, kıldığını efganıma
Bir nişan ettim efendim Şâh Şehid sultanıma
Ruz-i mahşerde gelüp baksın benim gerdanıma

Kendimi aşkın yolunda dosta kurban eyledim
Gerdenim mecrûh edüp kestim kızıl kan eyledim

Ben beni, adem sanırdım hayvan-ı natık menem
Hayre dair bir amel yok facir-i fâsık menem.
Her ne denlû cevrederse mihnete lâyık menem,
Lakin ikrarında sabit, ahdine sadık menem.

Kendimi aşkın yolunda dosta kurban eyledim
Gerdenim mecrûh edüp kestim kızıl kan eyledim

Rahm kıl ya rabbena (Dertli)-i pür isyanına
Rahmeten lil-alemin ismi düşüptür şanına
Enbiya vü evliya muhtaç senin ihsanına
Baş açık yalın ayak durduk nice, divanına

Kendimi aşkın yolunda dosta kurban eyledim
Gerdenim mecrûh edüp kestim kızıl kan eyledim

Geredeli Aşık Dertli 

Gündüz hayalimde gece düşümde
Gel dinim imanım İmam Hüseyin
Yılın on’ki ay sabah seherinde
Her dertlere derman İmam Hüseyin

Dividim var kalem tutmam elimde
Hakk’ın kelamın okurum dilimde
Muhammed’in sancağının dibinde
Salınır da mazlum İmam Hüseyin

Aşk kitabın Hüda bana gönderdi
Gökten Cebrail de yere indirdi
Yezitleri cehenneme gönderdi
Alınsın heyfınız İmam Hüseyin

Hatice rehberi divanda bir yar
Fatma Ana ağlar hem saçın yolar
Hakk’a terazi olmuş mizan kurar
Şehit donu giyen İmam Hüseyin

Pir Sultan ne güzel bulmuş yerini
Ben pirime kurban verdim serimi
Muaviye oğlu Mülcem soyunu
Sürülsün dergahtan der İmam Hüseyin

Pir Sultan Abdal

Kul Himmet – Bugün Bize Pir Geldi

Bugün bize Pir geldi, Gülleri taze geldi
Önü sıra Kamber’i, Ali Murtaza geldi

Ali Murtaza şahım, Yüzüdür kıblegahım
Miracdaki Muhammed, Alemde padişahım

Padişahım yaradan, Okur ağdan karadan
Ben Pirden ayrılalı, Bin yıl geçti aradan

Aramı uzattılar, Yarama tuz attılar
Bir kul geldi Fazlı’ya, Bedestanda sattılar

Sattılar bedestanda, Ses verir gülistanda
Muhammed’in hatemi, Bergüzar bir arslanda

Arslanda bergüzarım, Pir hayalin gözlerim
Hep hasretler kavuştu, Ben hala intizarım

İntizarlık çekerim, Lebleri bal şekerim
Ben Pir’den ayrı düştüm, Göz yaşları dökerim

Dökerim gözyaşını, Gör Mevla’nın işini
Keşiş kurban eyledi, Yedi oğlunun başını

Keşiş kurban eyledi, Kafirler kan eyledi
Gökten indi melekler, Yerde figan eyledi

Figan eyler melekler, Kabul olsun dilekler
Yezid bir derd eyledi, O derd beni helaklar

Dört eylemış kapısın, Lal–ü gevher yapısın
Yezidler şehit etti, İmamların hepisin

Hasana ağu virdiler, Hüseyine kıydılar
Zeynel ile Bakırı, Bir zindana koydular

Zindanda bir ezadır, Ca’fer yolu gözedir
Ca’ferin de bir oğlu, Musa Kazım Rıza’dır

Taki Naki ağlarım, Sinem yara dağlarım
Askeri ye Mehdi ye, On ikiye bağlarım

Müşteriye satarım, Dürlü Matah tutarım
Yüküm lal–ü gevherdir, On ikidir katarım

Satarım müşteriye, Kervan kalsın geriye
Cebrail huş eyledi, Cennetteki huriye

Cebrail huş eyledi, Hatırım hoş eyledi
Kanat verdi kuluna, Havada kuş eyledi

Kuş eyledi havada, Gezer dağda ovada
El kaldırmış melekler, Saf saf durmuş duada

El kaldırmış Hak’ına, İsm–i azam okuna
İsm–i azam duası, Tatlı cana dokuna

Dokunur tatlı cana, Ağlarım yana yana
İmamların davası, Kaldı ulu divana

Ulu divan kuruldu, Cümle mahluk derildi
Yezdan işaret etti, Sur–u mahşer vuruldu

Pir dediler Ali’ye, Hacı Bektaş Veli’ye
Hacı Bektaş tacını, Vurdu Kızıl Deli’ye

Kızıl Deli tacımız, Şah Ahmet muracımız
Karaca Ahmet Gözcümüz, Yalıncak duacımız

Kul Himmet üstadımız, Bunda yoktur yadımız
Şah–ı Merdan aşkına, Hak vere muradımız
La ilahe illallah

Kul Himmet

   

Derleme: Nihat Vural
İlk yayın: 07.10.2014
Güncelleme : 09.06.2026

 

cemhaber.com

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

2 Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir