Hacı Bektaş Veli dergahı ve dergahta yaşayan İslam

Spread the love

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı ve dergahta yaşayan İslam

Salat ve selamda önce, Allah telanın bütün alemi onun sevgisi yüzünden yarattığı peygamberler ulusu ve rasüllerin reisi Hz. Peygamberin üzerine; sonrada onun arı ve temiz Ehlibeyt’ine; en üstün kavim olan evladına ve ashabına olsun.

Hacı Bektaş-ı Veli, henüz altı aylıkken şehadet parmağını kaldırarak “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû ve eşhedü enne Aliyyen velîyullah” der. Yolunu şu sözle özetler: “Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammedî ve edeb-i Ali’dir.” Bu yolu takip edenler saltanatın emrine girmiş şeriat ehli tarafından “din dışı”, “Şeriat dışı” iftiralarına uğrayıp zulümlere uğradılar. Ehlibeyt evlatları, Emeviler ile saltanatın emrine girmiş, şekillerle oluşturulan din anlayışına ve camilere tabi olmadılar.

Hacıbektaş; Ahmed Yesevi’nin halifesi Lokman Perende’nin yanında eğitimini tamamladıktan sonra Ahmet Yesevi’nin yanına gider. Ahmet Yesevi ona Ehlibeyt’ten kendisine gelen emanetleri verir. Kendisine: “Rum (Anadolu) abdallarına seni başkan yaptık”… diyerek görev verir.

Hacı Bektaş, o zaman ki ismi Sulucakarahöyük’e en mazlum canlı olan güvercin donunda gelir.  Her nebi ve velinin yaşamında bir kadın ana vardır. Kadıncık Ana’nın “yaşamının sonuna kadar, malım, canım ve gönlüm ile sana hizmet edeceğim” davetine uyarak onun evine yerleşir ve sonra tekkeyi XIII. Yüzyıl ortalarında kurmaya başlar.

Hacı Bektaş-ı Veli dergahını Yapısı

Tekke; dört kapı, kırk makam ve on iki hizmet temel alınarak Hz. Muhammed’in Medine’de kurduğu Mescit-i Nebevi örnek alarak kurulur. Dört kitap, dört melek, dört nebi, dört ana sır, dört köşe dört kapıya işarettir. Hacı Bektaş “Şeriat, tarikat, marifet ve Sırr-ı hakikat olarak adlandırılan “dört kapı ve Kırk makam” ile insanın manevi yolculuğunu tamlayıp Yüce Tanrı’ya ulaşıp dost olacağını belirtir.

Dergâhta; hayvanların bakımı, misafir ağırlama, kurban kesme, yemek hazırlama, temizlik, eğitim, Ayn-ı Cem, haberleşme, yardımlaşma, bağcılık, çiftçilik ve yaşam alanı gibi birçok hizmetin yürütülür. Bu hizmetler tekkede yapıldığı gibi yaşamın her anında ve yeryüzünün her alanında yapılır. Yeryüzü bir semahane, meydanevi yani bir ibadet yeridir,  Hacı Bektaş yolunda her vesile Allah için yapılır ve her yapılan Salâtı dâimûn (Mearic Sûresi 23) manası ile süreklidir.

1. Kapı: Çatal Kapı veya Cümle kapısı (Şeriat Makamı) (Nadar Avlusu)

 1.Kapı Çatal Kapı veya Cümle Kapı olarak da anılır ve manevi olarak Şeriat olan ve insanın dosdoğru olmasını sağlayan ahlak kurallarını temsil eder. Bu manevi temsil Hz. Muhammed “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısı. Kim bana gelmek istiyorsa kapıya gelsin” hadisi uyarınca tekkenin kapısı Hz. Ali’yi, tekkenin kendisi ise Hz. Muhammed’in şehrini temsil eder.

Hz. Muhammed’in Şeriatı (Hukuk) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Hadisi ile Hz. Adem ile başlayıp Kuran’da cem olmuştur. Şeri-at yani kötülükten uzaklaş ve Ali kapısından Muhammed şehrine gir. Kapının eşiği Fatma Ana’yı, kapının sağı Hz. Hasan’ı, solu Hz. Hüseyin’i ve üstü ise İki cihan serveri Muhammed Mustafa’yı temsil eder. Kapını eşiğine niyaz etmek tıpkı Hacer Ana’ya niyaz edip, H. İsmail ve Hz.İbrahim makamını ziyaret etmek gibidir. Kapıda “Burası aşıkların kabesidir. Eksik gelen tamam olur’ yazısı ile bu dergah, aşıkları için Kabe’dir. Bu Kabe’nin manası Kainata sığmayan Nurun, müminin gönlüne sığmasını temsil eden ve Allah’ın nazargahı olan gönül şehridir. Bu şehre giren emindir.(1).

Birinci kapıdan Nadar Avlusu’na geçilir. Bu avluda günümüzde ayakta kalmayan misafirhane, ahırlar, çamaşırhane ve gusülhane gibi bölümlerin bulunurdu.

Avluda bulunan Üçler Çeşmesi veya Feyzi Baba Çeşmenin üzerindeki süslemeler arasında Davut yıldızı ya da Süleyman mührü ile Hüseyni Taç motifi bulunur. Üçler çeşmesi; Allah’ın nuru, Adem’den balaşyıp Muhammed ile tamam olan Nübüvet Nuru ve Hz. Ali ile devam eden velayetin nurunu temsil eder. (2) “Bismi-Şah Allah Allah…Çerağ-ı ruşen, fahr-i alem, nur-i zat-ı kibriya, Hatem-ül enbiya Muhammed Mustafa, Şah-ı velayet Ali el-Murtaza diye” Gülbeklerde yer almıştır.

2.İkinci Kapı tarikat ve Dergâh Avlusu

İkinci kapı gönül yolu olan tarikat kapısıdır. Bu yol Kıldan ince, kılıçtan keskindir. Şeri atanlar, önce atasından sonra eşi ve komşulardan rızalık alarak ikrar veririp yola girer. İkrar; dil ile söylenip, gönül ile iman edilen şehadettir. İkrar; ilk ruhlar aleminde verilmiş, ikincisi de tarikat kapısında “Öl İkrar verme, Öl ikrarından dönme” ve “Gelenin malı, dönenin canı” ile bir Pire, Nebiye, Veliye verilen gönül, aşk yani ruh bağıdır.(3)

Dergah avlusunda, Hz. Fatma’yı simgeleyen Kevser havuzu, Hz. Ali’yi simgeleyen Aslanlı Çeşme, Kahveci Baba Kabri, aş evi, aş evinin içinde “aşçı baba” kabri, erzak evi (kiler), ekmek evi (fırın) , çamaşır evi (çamaşırhane), cem ibadetinin yapıldığı meydan evi, dede baba evi bulunmaktadır. Her birimlerin başında, “mihman evi babası, at evi babası” şeklinde anılan bir baba ile bunun mahiyetindeki dervişler hizmet göstermektedir.

Kahveci Baba Kabri: Kahvecilik Veysel Karani’den kalmıştır. Kahveci Baba, Dübek taşında kahve öğütüp, pişirerek konuklara sunar.. Kahveci Kaba hakka göçeceği zaman “ben kahve döğerken sizleri rahatsız ettim, beni avluya defnedin, gelen giden beni çiğneyip rahatsız etsin” diye vasiyet etmiştir. Bu vasiyete uygun Kahveci babanın kabri aslanlı çeşmenin önündeki merdivenlerden indikten sonradır.

Kahveci Baba anlatısı, alçak gönüllü olmayı, hizmet etmeyi ve cömertliği öne çıkaran anlayışının örneklerinden biridir.

Aşevi: dergaha gelen lokmalar, kurbanlar pişirilir ve gelen her kişiye ikram edilir. Lokmaların yenilmesi esnasında razı anlayışı ile ikram edilir. Aşevinde, ordular doyuran kara kazan ve halife kazanları bulunur. Ayrıca Abdal Musa Hacıbektaş tekesine gelerek hizmet etmesini temsilen geyik boynuzu aşevinde asılıdır.

Mihmanevi : ilk misafir ağırlama kadıncık ana tarafından, evinin yanında yapılan misafirhanede yapılmıştır. Kadıncık ana, misafirlere süt ikram edip, bal sunar ve hizmeti Hacı Bektaş’a yaptığı gibi yapardı. Zamanla tekkenin genişlemesi ile misafir ağırlama tekede devam etmiştir. “Her geleni Hızır bil, Her geceyi Kadir gecesi bilmek” anlayışı ile misafirlere “Erenler hoş sefa getirdiniz. Uğur, kerem getirdiniz; gelip döneceğiniz yollar açık ve mübarek olsun”. diye karşılanır ve hizmetler titizlikle yapılır.

Misafirin hakkı üç gündür. Üçüncü gün, misafirin ayakkabısı, yönü dışa bakacak şekilde kapının önüne konur. Dergaha kabul edilenler ise hakkın yolunda hizmet eder.

Kiler evi : Dergahın yiyecekleri ve misafirlerin getirdiği yiyecekler bu bölümde muhafaza edilir. . Fırında ekmek hazırlanır; çamaşırhanede temizlik işleri yürütülür. Ahırlar ve atların bakımıyla ilgili bölümler de dergâhın günlük yaşamında işlev görür.

Ayn-ı Cem – Meydan Evi ve Bulunan Eşyalar

Meydan evi tekkede yapılan ilk bölümlerdendir. Ayn-ı Cem veya ibadetler burada yapılır. Ayn-ı Cem ibadeti Hz. Muhammed’in kırklar meçlisinden kalmış, gerçek erenler tarafından devam ettirilmiştir.(4) Tekkede, gündüz hizmet ve çalışma yapılır.  Akşam ise ibadet, eğitim ve muhabbet yapılır.(5). Muhabetten Hasıl oldu Muhammed hadisi

Günümüzde meydan evinde nefsi kurban etmeyi simgeleyen oniki post, üç basamaklı Bektaşi tahtı veya Taht-ı Muhammed, (Hz. Muhammed’in Gadir Hum’da üç deve semerinin üstüne çıkarak “Ben kimin mevlası isem, Ali’de onun mevlasıdır.” sözünü söyler), tablolar bulunmaktadır. Mürşit postu Hacı Bektaş’a aittir. Horasan postu olarak ta ismi geçer ve kapı girişinin sol tarafındadır.

Günümüzde Meydan evinde bulunan tablolar ise, Kaygusuz Abdal, Kaygusuz Abdal-Kazak Abdal, Hacı Bektaş-ı Veli ve halifeleri, Balım sultan, Kabe, Kucağında aslan ve ceylan tasfirli Hacı Bektaş-ı Veli, Veysel Karani, Sarı İsmail, Abdal Musa, Aslan ve yılan motifli tablo, deve üzerinde Hz. Ali’nin tabutu götüren yüzü peçeli Arap tablosu yer almaktadır. Gerçek erenler, yılan veya ejderha ile simgelenen nefsi ıslah etmiş, onu aklın ve sevginin emrine sokarak Kamil-i Mürşid (Olgun İnsan) manasına ermişlerdir.

Her nebinin bir on ikisi vardır. On iki havari, on iki kardeş, on iki pınar, on iki kavim, on iki imam. Her devrin on iki ulusu hazır ve nazırdır.Hz. Muhammed’in On ikisi;

1. İmam Ali
2. İmam Hasan
3. İmam Hüseyin
4. İmam Zeynel Abidin
5. İmam Muhammed Bakır
6. İmam Cafer Sadık
7. İmam Musa-i Kâzım
8. İmam Ali Rıza
9. İmam Muhammed Taki
10. İmam Ali Naki
11. İmam Hasan Askeri
12. İmam Muhammed Mehdi

Dergahta yapılan Ayn-ı Cem ibadetinde yapılan on iki hizmet şunlardır.

1. Mürşit: Manevi yolun rehberliğini üstlenir.

2. Rehber: Yola girenlere yol gösterir.

3. Gözcü: Meydandaki düzeni gözetir.

4. Çırağcı (Delilci): Çırağın yakılması ve ilgili hizmetlerle ilgilenir.

5. Zakir (Âşık): Cem erkânında deyiş ve nefesleri seslendirir.

6. Faraş (Süpürgeci): Meydanın temizliğiyle ilgilenir.

7. İznikçi (Meydancı): Meydanın düzeninden sorumludur.

8. Sofracı (Kurbancı): Sofra ve kurban hizmetlerini yürütür.

9. Sakkacı (Sucu veya İbriktar): Su ve ilgili hizmetleri yerine getirir.

10. Peyik (Haberci): Haberleşme ve duyuru görevini üstlenir.

11. Pervane (Semahçı): Semah hizmetinde görev alır.

12. Kapıcı (Bekçi): Giriş ve güvenlik hizmetlerini yürütür.

Cuma Akşamı Ayn-ı Cem ve Sema–Semah

Alem yok iken Allah nur ve sır idi. Ben bilinmez bir hazine idim bilinmekliğimi diledim hadisi üzerine Allah kendi nurundan Hz. Muhammed’in nurunu ve sonra Ehlibeyt ve nebilerin ruhlarını yarattı. Bismillahirahmanirahim; Nur ve sır olan yaratıcı rahman ve rahim ile Adem’de seçde edilen sır oldu.“Ba” ile Hz. Muhammed’de “Ba” alındaki nokta ile Ali’de bu sır aşikat oldu. Gülbenkler “Ba” nın şahı manasına gelen “Bismişah” ile başladı ve Allah Allah ile tamam oldu.

Hz. Muhammed döneminde gün güneşin batımı ile başlardı Perşembeyi Cumaya bağlayan geceye Cuma gecesi denirdi, Ayn-ı cemler Cuma (6)  akşamı yapılır. Cuma; cem, câmi, cemaat- cemiyet, camia, aynı kökten gelen kelimelerdir ve bir araya gelmeyi, toplanmayı ifade eder.

Cem’e üzerinde kul hakkı olmayan, bedeni ve gönlü temiz yani Abdestli olan ikrarlı kişiler katılabilir. Cem İbadetin ilk sorusu Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak! Fecr-28 suresidir. Edep Ya Hu! (Eline-diline, Eline-beline sahip ol) sözü ile özetlenmiştir.

Ayn-ı Cem’de, niyet, selam, zikir, dua, secde, rüku, semah gibi şekil kuralları olsa da aşk öne çıkar. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl? Aşkın başlangıcı oldu. Semah ise aşk halidir.(7) Semah; günah ehline haram, aşk ehline helaldir

Meydan evinde Oturma biçimi cemal cemale olacak şekilde halkadır. Kabe’de hacılar kadın erkek ayrımı olmadan birlikte döner ve Kabe’nin içinde birlikte ibadet ederler. Hz. Muhammed, Medine’de mescitte ve Kabe’nin içinde halka şeklini ibadet yapardı. Kıble ve Secde Kabe içinde tektir ve Adem’e dir. Meydan evinde her kişi yüce Tanrı’nın huzurunda kuldur. Evli olanlar, akraba ve kardeş olanlar dahi birbirlerine bacı-kardeş diye hitap ederler.

3. Kapı: Marifet ve Hazret Avlusu

Marifet kapısı, insanın bilgi ve deneyimlerini, öğrendiklerini davranışlarına yansıtması ve olgunlaşmasıyla ilişkilendirilir.

Hz. Muhammed’in Çalışmadan geçinenler bizden değildir sözü ile Her nebinin bir mesleği, her velinin bir mesleği vardır. İnanç hizmeti Hak için yapılır, dini hizmetler karşılığış herhangi bir ücret yoktur. “Baba himmet eyle, oğul gel hizmet eyle” sözü marifet için söylenmiştir. Salih amel olarak Kuran’da ifade bulmuştur. Zerreden içeri, zerreden dışarı anlayışı ile hizmetler titizlikle yapılır.

Mustafa Kemal Atatürk Köşesi

Mustafa Kemal Milli mücadeleye çıkıp Amasya, Erzurum, Sivas kongrelerinden sonra Sivas’tan Ankara’ya yola çıkar. Kayseri üçerinden Mucur’a gelir ve oradan Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve dergahı 21-22 Aralık 1919 tarihinde ziyaret eder. Hacı Bektaş-ı Veli makamında dua eder, celebi ve dervişlerin duasını alır.

Cemalettin Çelebi’nin evinde misafir olur. Çelebi efendi ile aralarında geçen konuşmada milli mücadelenin kazanılmasından sonra ülkenin idari şeklinin “Cumhuriyet” olacağını ilan söyler.

Mustafa Kemal Atatürk köşesi onun aziz hatıraları için Kültür Bakanlığı tarafından yapılmıştır.

Üçüncü Avlu ve Kara Dut Ağacı

Dergâhın üçüncü avlusunda Pir Evi’nin yanı sıra Bektaşîliğin ikinci piri (Pîr-i sânisi) olarak kabul edilen Balım Sultan Türbesi bulunur.

Balım sultan Türbesinin önünde ise Ahmet Yesevi’nin “bunun olduğu yeri yurt edin” diye fırlattığı ve yanan odundan yeşeren Kara Dut ağacı bulunmaktadır.

Kara Dut ağacının altında dua etmek, Dut ağacından dökülen dutları şifa niyetine yemek gelenek halini almıştır.

Avlunun sağ tarafında ise derviş kabirleri yer almaktadır. Bu kabirlerin içinde kadın anaların kabri de bulunmaktadır. Bunlardan biri de Güzide Ana kabridir.

Balım Sultan türbesinin dış avluda iki dervişin kabirleri bulunmaktadır. Giriş kapısının üstünde Balım Sultan’ın ekmek ustasını simgeleyen ile ekmek motifleri bulunur. Ekmek motifinin üstünde “Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.Fetih-1 suresi bulunur. Fetih, dünyayı fethetmek değil gönülleri fethetmektir. “Hayırlar feth ola, Şerler def ola..” diye dualarda yer almıştır. Fetih yazısının üstünde ise içinde gönül alemini temsil eden ve içinde yıldızlar olan gökyüzü motifi bulunur.

Türbenin içinde Balım Sultan’ın yanı sıra, kendisinden sonra postnişin olan Kalender Çelebi’ye ait bir kabirde bulunur. Kalender Çelebi Osmanlı yönetimine karşı ayaklanan Türkmenlerin yanında olduğu için başı vurularak idam edilmiştir.

4. Kapı: Hakikat, Pir Evi ve Kırklar Meydanı

Dördüncü kapı, insanın nefsini olgunlaştırarak sah damarından yakın olan sırra ulaşmasısını simgeler.

Pir evinin  girişinin sağında altı ve solunda altı Halife babaların kabir makamları bulunur. Bunların içinde en bilineni ise Harabati Baba kabridir.

Salata Kaya : Hünkar bir gün mescitin önünde salata soyarken oradan geçen bir köylü “bu salatayı herkes soyar, er kişi isen su taşa vur da, kessin. O zaman senin keramet ve velayet sahibi olduğuna inanalım”. Hünkar hemen taşın bir tarafına vurduğu gibi devirdi ve hıyar keser gibi iki dilim etti.

Salata kaya denen  bu taş günümüzde Pir evi girişinde merdivenin sağ tarafta durmaktadır. Bu kayanın düzgün kesilmiş kısımlar hala belli ve görülmektedir.

Loğ Taşı : Loğ taşı, toprak damı sertleştirmek için kullanılan silindir taştır.

Molla Sadrettin, Hacı Bektaş’ın gösterdiği keramet üzerine kendisine derviş olur ve kadılığı terk eder. Bir gün yağmurdan sonra toprak damı loğlamaya çıkar. İçinden “ben koç koca bir kadıydım, bu derviş beni kandırdı. Bu loğu damın aşağısında duran Hünkar’ın üzerine atayım da ondan kurtulayım ve tekrar kadılığa döneyim” düşüncesine kapılır. Ve loğu damdan Hacı Bektaş-ı Veli’nin üstüne yuvarlar. Hacı Bektaş iki parmağı ile loğu tutar ve aşağı indirir. Hacı Bektaş’ın iki parmağı loğun içine hamur gibi girer.

Bu loğ günümüzde pir evinin merdivenlerinden indikten sonra halife kabirlerinin yanında sergilenmektedir.

Pir evi 1. Kapı girişinde mimar Yanko Meydan kabir makamı bulunur. Orhan Gazi; Hacı Bektaş’ın Hak’a göçünden sonra baş mimarı Yanko Meydan’ı tekkenin işleri için yollar. Yanko Meydan, Hacı Bektaş’a derviş olur, sadık derviş ünvanını alır. “Gelenler gidenler beni çiğnesinler, beni rahatsız etsinler” diye vasiyette bulunduğu için kabri Kapı girişine yaptırmış.

Pir Evi’nin giriş kapıları ve sembolleri

Pir evi ilk giriş kapısının üstüne Selçuklu devletinin çift başlı kartal arması bulunur. Binanın ilk yapımında Selçuklu desteği de bulunur. Kapı girişinden sonra sağ tarafta Kızılca Halvet denilen çilehane, sol tarafta ise Şems-i Tebrizi’nin kabri belli olmayacak şekilde vardır.

Pir evi ikinci kapısında güneş, ay, yıldız, gül ve balık sembolleri bulunur. Nebilerin nurunu Hz. Muhammed’de güneş, evliyaların nurunu Hz. Ali’de ay ile tasvir edilir. Gül; nebi ve velilerin hallerini, balık ise deyada olan ve deryadan haberi olmayan balığı temsil eder. İnsanda hakikati taşırken hakikatten haberi yoktur.

Dier bir anlatımda ise Hacı Bektaş berberde tıraş olurken birden kaybolur ve batmakta olan bir gemiyi kurtarır. Berber inanmayınca hırkasını silkeler ve balıklar dökülür.

Çilehane ve nefis terbiyesi

Çilehane; Cihat-ı Ekber’in yani büyük savaş olan kişinin nefsini ıslah edip içsel yolculuk ile öze dönüşünün sembolüdür. Her nebi ve velinin çilehanesi vardır. Hz. Musa’nın Tur-u Sina, Hz. İsa’nın çöl, Hz. Muhammed’in Hira mağarası çilehanesidir.

Çile kelime olarak kırk demektir. Kırk gün genellkle 21 Aralık 31 Ocak tarihlerini kapsar. Hacı Bektaş Veli; Bedehşan’da, Necef’te, Medine’de, Halep ulucami’de, Davut nebinin kabrinde, Elbistan ashabı-ı Keyf mağarasında, Hırka dağında, Sulucakarahöyük mescid’inde, Çiledağı delikli taşta olmak üzere birçok erbain ve çile ibadetini yapmıştır.

Kırklar Meydanı

Pir evinin ikinci kapısından kırklar meydanına girilir. Hacı Bektaş-ı Veli türbesi, Mürsel Bali, Resul Bali ve Horasan erenleri kabirleri, Cemalettin Efendi ve Çelebilere ait kabirler makamları, Alemi ve Ademi temsil eden kırk budak şamdan, Hz. Ali’nin ceylan derisi üzerine kendi el yazdığı ile yazdığı keyf süresi, tekkeye ait eşyalar, Adem’in cemali tablosu, derviş tablosu, Yeniçeri flamaları, Hat levhalar olmak üzere bir çok tablo bu meydanda bulunur. Güvenç Abdal, eşi dünya güzeli ana ve kızının türbesi de bu meydana açılır.

Kırk Budak şamdan; yedi kat yer, yedi kat gök, yedi kat Arş-u Ala olan Adem’i temsil eder ve başında Elif-i Taç bulunur. Şamdan üzerinde nefsi temsil eden ejderha, aşkı temsil eden mumluklar bulunur. Güvercinler ile ruhun manevi yolculuğunu simgeler. Alemde ne var ise Adem’de, Adem’de ne var ise alemde bulunur. Başındaki Efil-i Taç ise Hünkar Hacı Bektaş’ın başındaki taçtır ve Elif Allah’ın isimlerinden biridir. İkinci Kırkbudak samdan ise Balım Sultan türbesinde buunmaktadır.

Kırklar ve “Biri kırk, kırkı bir” sırrı

Hz. Muhammed bir gurup(8) ile geceleri gizli olarak ibadet yapardı. Hz. Muhammed miraç ile “Biri kırk, kırkı bir” sırrını aşikar etmiştir. Aşikar ettiği sırda bir gurup kişi kırklardır. Kırkların başı ise Allah’ın aslanı Hz. Ali’dir ve Ali’nin başı ise Hz. Muhammed ve Allah’tır. Hz. Muhammed kırklar ile aşk şerbeti içmiş, bu aşk ile kırklarla sema etmiştir. Bu sema esnasında Hz. Muhammed’in başındaki sarık düşmüş ve kırklar bu sarığı kırka bölerek bellerine sarmış ve böylelikle kırklar Hz. Muhammed’in nurundan ve yolundan olduğunu aşikar etmiştir.

Kırklar nefis ile büyük savaşı kazanmış ve Ahmet Yesevi’nin de belirttiği gibi fakirlik yani varlıkta yokluk olan hiçlik makamına ulaşmış kişilerdir. Hz. Muhammed, kırkların içine girerken soyu, resul olması veya dünyevi ismi ile değil “Fakirlerin fakiri” olarak girmiştir. Hacı Bektaş’ta asıl ismi Seyyit Muhammed olmasına rağmen soy ve dünyevi ismi yerine manevi ismi olan Hacı Bektaş ismini kullanmayı tercih etmiştir.

Yine Tekke postnişinleri kendilerini “fakirlerin hizmetkarı” olarak tanımlamışlardır. Kırklar deyişleri ayn-ı cemde de miraçname ve semah bölümünde söylenir ve canlandırılır.

Hacı Bektaş-ı Veli’de kendi zamanın Kutbul Aktabı’dır. Kırkların yüzünde Yüce Tanrı’nın örtüsü bulunmaktadır. Kırklar her devirde bulunmaktadır. Her devrin Kırklarının kimler olduğu sırdır.

Dostumuzla beraber, yaralanır kanarız,
Her nefeste aşk ile yaratanı anarız.
Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör,
Kırk budaklı şamdanda kırkımız bir yanarız.

Hacı Bektaş-ı Veli

Horasan Erenleri

Horasan erenleri, Anadolu ve balkanlar’daki tasavvuf ve manevi aydınlanmanın önderleridir. Hacı Bektaş-ı Veli’de Horasan erenlerinin içinde doğmuş, eğitim almış ve Anadolu’ya gelmiştir. Hacı Bektaş’ı Veli Sulucakarahöyük’e dergahını kurunca Horasan erenleri Hünkarı ziyarete gelmiş ve kabirleri buradadır. Dergahta Horasan erenlerinin isimlerinin kimler olduğu bilinmese de Hacı Bektaş’ın yol ve inancının birlikteliğini temsil ederler.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin kabir makamı ve Sırrının açığa çıkması

Hacı Bektaş, emaneti teslim edeceği zaman dervişi Saru İsmail’i yanına çağırarak bugün ben emaneti teslim edeceğim diyerek vasiyette bulunur. Saru İsmail üzülünce üzülme biz ölmeyiz don değiştiririz der. Beni yüzünde peçesi olan kır atın üzerinde biri gelecek ve o defnedecek sakın hizmette kusur etmeyinsoru sormayın der.

Hacıbektaş yatağa yatar ve emaneti Hakka teslim eder. Çiledağından yüzü peceli kır atın üstünde biri gelir ve Hacıbektaşı yıkayarak bugün makamı olan türbenin alt katında defneder. Tam gideceü, zaman Saru İsmal bu acep kim ola Hızır olsa tanırım diye içinden geçirir ve Kıratlının ayağına sarılarak Yıkadığın er hakkı için sen kimsin diyerek ısrar eder. Israra dayanamayan Kıratlı yüzündeki peçeyi açınca onun Hacı Bektaş’ın kendisi olduğunu görür.

Hacı Bektaş-ı Veli türbesinin giriş kapısının en üstünde, Allah ve altında sekiz Yüce Tanrı’nın esma ismi, kapını çevresinde güneş, ay, yıldızlar, balık, gül motifleri süsler. Giriş eşiğinde Kabe’den getirilen mermer taşı, kapının işinde güvercin motifi bulunur.

Tüm nebi ve velilerin makamı Kabe’dir. Nur nebi ve velilerde zuhur ettiği için nebi ve velilerin makamı şefaat makamıdır. Bu kapıya gelenler bu anlayışla gelir ve niyaz ederek dua ederler.

1826 Yılından Günümüze Kadar Tekke

Osmanlı hanedanlığının atalarının bağlı olduğu dergah, Yavuz Sultan Selim ile kontrol edilmeye, yönetilmeye çalışılmıştır. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı ile birlikte 1826’da Bektaşi tekkelerini kapatmış, Pir Evi’ne de Nakşibendi şeyhleri atamıştır. Daha sonra Padişah Sultan Abdülaziz tahta geçince tekkeyi yeniden Bektaşi erkanına göre açılmasını sağlamış olsa da bu izin Nakşibendi ismi ve yönetiminde açılmıştır.

Kültür bakanlığının bilgilerine göre :Tekkelerin ve türbelerin 1925’te kapatılması esnasında Dedegen Kolu, Babagan kolu ile birlikte Nakşibend şeyhi yönetimi de bitmiştir.

Hacı Bektaş Velî Külliyesi bir müddet Numune Ziraat Mektebi olarak kullanılmış, bu dönemde Maarif Vekâleti Asâr-ı Atika ve Hars müdürü olan H. Zübeyir Koşay’ın gayretleri ile tekkenin barındırdığı eşya dağılmaktan kurtarılmış, içlerinde sanat değeri olanlar, envanterleri yapılarak önce Ankara Kalesi’ndeki bir depoya, sonra Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin kurulması üzerine söz konusu müzeye taşınmıştır.

Külliyenin geniş kapsamlı onarımına 1958’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başlanmış, 1959’dan itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devam edilmiş, büyük ölçüde aslına uygun biçimde tamir edilen yapı topluluğu, özgün eşyası ile tefriş edilmek suretiyle 16 Ağustos 1964’te müze olarak ziyarete açılmıştır.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin Öğretileri ve Yaşayan Yol

Hacı Bektaş-ı Veli Makallat isimli eserinde yetmiş yıllını dedikodu olarak görmüş, yaşamın gayesini kişinin“kendisini bilmesi” olarak özetlemiştir.  “Bir kimse Rahman (Sonsuz Nur) ile Şeytan (kibir, haset – Kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, öfke, kahkaha, ve maskaralıktır) farkını bilmezse, kendisini de bilmez.…”

Ancak her kişi insan kabul edilmez. Her ne kadar görünüş olarak insan olsalar da, onlar hayvanlardan daha aşağıdırlar. Bunlar hased (nefsine uyan) edip kendisini bilmeyenlerdir. Nitekim Hz. Muhammed hadisinde buyurur. “Nefsini bilen, rabbini bilir”. Ne zaman ki kişi kendini bilirse aşk gelip Allah’tan yana çağırır.(9)

Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Toprağım kimya, İnsan’ım Muaviye” sözü tüm insanlar için uyarıdır. Bu söz, en güzel şekilde yaratılan İnsan’ın (10) kendi nurunu görmezse cahil, Nefsine (11) uyarsa zalim olacağının uyarısıdır.

Hacı Bektaş’ın meşhur sözüdür.

Eline, diline, beline sahip ol
Aşına işine eşine sahip ol
Elin açık, gönlün açık, sofran açık olsun
Ayıpları ört, sırları tut, öfkeni de yut

Yaşayan yolun özünde insanın nefsini olgunlaştırması, gönlünü temizlemesi (12) ve Şah damarından yakın hakikate yönelmesi vardır.

Yazımızı Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözüyle tamamlayalım:“Manayı arayanların hallerini şerh etmek çok uzun iştir ve çeşitlidir. Akıl ermez, gönül tatmin olmaz, insanın sureti bunları kavrayamaz. Bu konuda bu kadar söz yeter. Kalanının ne olduğunu ancak Allah bilir.”

Nebi ve Velilerin makamına Aşk ile gelenler mahrum kalmaz…

1. Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol (ilimden) yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘Affet bizi!’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.” Bakara-58

2. De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O’na teslim olanlarız.” Ali İmran 84

3. “Ve biz sizin her birinize bir Şeriat ve bir minhac (yol) tayin ettik” Maide – 48

4. …Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Müzzemmil-20

5. Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır. Müzemmil-7

6. Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir. Müzzemmil-6

7. Bakıp görmediler mi, Allah’ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor. Nahl-48.

8. Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Müzzemmil-20

9. Yoksa sen bunların çoğunun işittiklerini, aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar. Furkan-44

10. Biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde yarattık.Tin-4

11. “Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.” Ahzap-72

12. “Ancak Allah’ın samimi, temiz kulları kurtuldu.” Saffat-74 ve …”Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.” Şuara-89

13.  

07.07.2023

Hazırlayan : Nihat Vural

cemhaber.com

 

 

Cümle kapısı - Şeriat kapısı -Eşiğe basılmaz, niyaz edilir

Cümle kapısı – Şeriat kapısı -Eşiğe basılmaz, niyaz edilir

Aşevi

Aşevi

Hacı Bektaş-ı Veli Türbe Kapısı

Hacı Bektaş-ı Veli Türbe Kapısı

Kevser Havuzu

Kevser Havuzu

Kahveci Baba

 

 

Mustafa Kemal Atatürk Köşesi

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

 

Salata Kaya

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

 

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Kalander Çelebi Türbesi
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Güvenç Abdal Türbesi
Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi
Balım Sultan Türbesi – Kırk Budak Şamdan
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Balım Sultan Türbesi Kapısı
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Horasan Erenleri
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı Kırklar Meydanı – Kırk Budak Şamdan
Hacı Bektaş-ı Veli dergahı – Şems-i Tebrisi Makamı
Aşçı Baba Kabri

Aşçı Baba Kabri

Pirevi

Pirevi

Nebi ve Velilerin makamına Aşk ile gelenler mahrum kalmaz…

Meydan Evi

Meydan Evi

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

Hacı Bektaş-ı Veli dergahı

07.07.2023

Hazırlayan : Nihat Vural

06.07.2023

cemhaber.com

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,