IŞİD’in İslam’a ve İnsanlığa Verdiği Zarar
IŞİD’in İslam’a ve İnsanlığa Verdiği Zarar
Irak ve Suriye’de ortaya çıkan IŞİD, kendisini İslam adına hareket eden bir yapı olarak tanıtsa da uygulamalarıyla hem insanlığa hem de İslam’ın temel değerlerine büyük zarar vermiştir. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerde kadınları, çocukları ve sivilleri hedef almış; farklı inanç ve düşüncelere sahip insanlara baskı uygulamış; tarihî ve dinî mirasa saldırmıştır.
IŞİD’in en çok tepki çeken uygulamalarından biri, recm adı altında insanları taşlayarak öldürmesi olmuştur. Örgüt, Suriye’nin Rakka kentinde bir kadını zina suçlamasıyla halkın önünde taşlayarak öldürmüştür. Oysa Kur’an’da insanların tövbe etme ve kendilerini düzeltme imkânına sahip olduğu vurgulanır. Bir insanın hayatını vahşice sona erdirmek, merhamet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmaz.
Örgütün bir diğer uygulaması ise peygamberlere, velilere ve tarihî şahsiyetlere ait türbe ve ziyaretgâhlara saldırmasıdır. Musul’da halk arasında Hz. Yunus Peygamber‘e ait olduğuna inanılan türbenin yıkılması, Suriye’nin Rakka kentindeki Muaviye‘nin öldürdüğü Veysel Karani ve Ammar bin Yasir türbelerinin bombalanıp tahrip edilmesi, bu anlayışın en bilinen örnekleri arasındadır. Bu yapılar yalnızca taş ve topraktan oluşan binalar değil, aynı zamanda toplumların tarihî hafızasının ve kültürel mirasının parçalarıdır.
IŞİD’in Diğer Zulümleri
IŞİD, yalnızca türbeleri ve tarihi eserleri hedef almamış, binlerce insanın hayatını etkileyen ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirmiştir. Irak ve Suriye’de ele geçirdiği bölgelerde farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar yapmış, kadınları köle pazarlarında satmış, çocukları savaşçı olarak kullanmış ve milyonlarca insanın göç etmesine neden olmuştur.
Özellikle 2014 yılında Irak’ın Sincar bölgesinde yaşayan Ezidilere yönelik saldırılar, dünyanın birçok ülkesinde soykırım olarak değerlendirilmiştir. Binlerce insan öldürülmüş, kadın ve çocuklar esir alınmıştır.
IŞİD ayrıca;
- Tarihi ve kültürel mirası yok etmiş,
- Müze eserlerini yağmalamış,
- Cami, kilise, türbe ve manastırları tahrip etmiş,
- Farklı mezhep ve inançlara mensup Müslümanları hedef almış,
- Korku ve şiddeti yönetim aracı olarak kullanmıştır.
Kur’an’ın Temel İlkesi: Adalet ve Merhamet
Kur’an’ın temel mesajı zulüm değil adalettir, nefret değil merhamettir.
“Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder…” (Nahl 90)
“Bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk yapmayan bir kimseyi öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Maide 32)
Hz. Muhammed’i, Ehlibeyt’i, ve Allah dostlarını sevgiyle anmak; onların bıraktığı manevi mirasına uymak Yüce Tanrı’nın isteğidir.
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)
Kur’an’ın temel mesajı adalet, merhamet, hikmet ve barıştır. İnsanların inançları nedeniyle öldürülmesi, şehirlerin harap edilmesi ve tarihî eserlerin yok edilmesi bu ilkelerle bağdaşmaz. Kur’an, zulmü değil adaleti; nefreti değil merhameti; yıkımı değil ıslahı teşvik eder.
Bugün Müslümanların görevi, din adına işlenen zulümlere karşı çıkmak, Kur’an’ın merhamet ve adalet merkezli mesajını öne çıkarmak ve insanlığın ortak mirasını korumaktır. Nebilerin, velilerin ve hak yolunda yaşamış insanların hatıralarına saygı göstermek; insan hayatını kutsal görmek ve barışı savunmak, gerçek anlamda dinî ve insani bir sorumluluktur.
Nihat Vural
22.04.2015