Hünkar Hacı Bektaş – Sultan Seyyid Battal Gazi

Hacı Bektaş-ı Veli velayetnamesinde anlatılan Sultan Seyyid Battal Gazi gibi ulu erenlerin hikmetinden sual olunmaz. Hakikat yolcuları bu gerçeği böyle bildiler. Gönüllerini aşk ile doldurup Hak yoluna canlarını kurban ettiler.

Hünkar Hacı Bektaş- Veli – Sultan Seyyid Battal Gazi

Hacı Bektaş, Seyyid Gazi’nin mezarını ziyarete niyet etti. Seyyid Gazi’nin mezarı, bir vakitler belirsizdi. Sonradan Sultan Alaeddin’in anası, ruyasında gördü. Gördüğü yere büyük bir türbe yaptırdı, bu suretle mamur oldu. Hünkar, yanlızca Sulucakaraöyük’ten yola çıktı. Yapılan türbenin, Seyyid Gazi’nin mezarı üstüne yapılıp yapılmadığı hakkında şüphe edenlerin, artık şüphesi kalmadı. Yolda bir köyde, muhiplerinden birinin evine kondu. O muhip, erenlere teslim oldu. Erenler, onu traş ettiler, kuşak kuşattılar. Giderlerken erenler şahı dedi, bunca nesneye razı değiliz, bize kerem edip armağan verseniz. Hünkar, başından tacını, belinden kemerini, ayağından paşparmaklarını çıkarıp verdi, armağanımız olsun buyurdu, yola revan oldu.

Bacı iline varınca gene bir muhib, Hünkar’a teslim oldu. Hünkar, onu traş etti, tac giydirdi, derviş etti. O adamın, bir sürü koyunu, bir sürü de kuzusu vardı. Bütün halkı çağırdı. Bir sürü kuzuyu kurban etti.Hünkar, bu kuzuların bir kaçı yeter bize, ne diye hepsini boğazlıyorsun dediyse de o adam, erenler şahı dedi, kuzu da nedir, canım yoluna kurban olsun. Bu hareketi; erenlere hoş geldi, sen dedi, erlik ettin, aşkımıza bir sürü kuzuyu kurban eyledin. Bundan yeğ şu ki biz de seni ziyana sokmayız, o koyuncukları da meleye meleye bırakmayız. Emretti, o kuzuların başlarını derilerini karıştırmadılar. Her pişip yenen kuzunun kemiğini, yine kendi derisinin içine koydular, başını, ayağını da derinin içine bıraktılar, hepsini bir damın içine doldurdular, kapıyı kapadılar. Hünkar, kalkıp secde’ye durdu ve dua etti, ellerini yüzüne sürdü, emretti, damın kapısını açtılar. Tam o sırada koyun da gelmiş, sağılmıştı, emişecek yere gelmişti. Kapıyı açar açmaz gördüler ki kuzular, dirilmiş. Çıkıp meleşerek koyunlara vardılar. Halk, bu kerameti görüp Hünkar’ın eline ayağına düştü. O dervişin adını da kuzukıran koydular, soyuna Kuzukıranoğulları derler.

Hünkar, Kuzukıran’la vedalaşıp yola revan oldu. Seyyid Gazi’nin mezarına yaklaştı. Orda bir pınar vardı, adına (Ak) pınar derlerdi. Orda, batın erenleri, Hünkarı karşıladılar, hoş geldin, kadem getirdin, gelişin kutlu olsun dediler. Mezarı bekleyen zahir erenleri de karşı çıktılar, merhabalaştılar, Hünkar’ı ağırladılar.

Hünkar, mezara gelince, orda olan erenlerin rivayetleri şöyledir ki Esselam-ü aleyküm suyum başı dedi. Seyyid’in kutlu mezarında Eleykümüsselam ilim, şehrim diye çevap geldi. derken Hünkar, kıyısı, ucu olmayan bir deniz oldu. seyyid’in mezarı, o denizin içinde bir kabak gibi yüzmeye başladı. Sonra gene Hünkar da, Seyyid’in mezarı da eski haline geldi.

Derken bu sefer Seyyid Gazi’nin mezarı, ucu bucağı görünmeyen bir deniz oldu, Hünkar, o denizde bir gemi haline geldi, yüzdü, yürüdü. Biraz sonra Hünkar da, Seyyid’in mezarı da gene gerisi geriye eski haline döndü.

Hünkar, Seyyid’in mezarının kapısında bir taşı ısırdı. O taş, hala orda durur. Bir müddet sonra Hünkar, ordan kalkıp Sulucakaraöyük’e geldi, devletle karar etti. Fakat tacı, paşmakları, kemerleri, orda kaldı, hala da ordadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10Daha fazla mesaj var Hacıbektaş Kategori
Sizin için önerilen
Hacı Bektaş Veli’nin Keşişe buğday yollaması

Hacı Bektaş Veli’nin seveni Keşiş bizlere şekillerin ne kadar yanıltıcı olduğunu gösterir. Hünkar Hacı Bektaş...