Dergah

Külliye Mesçit-i Nevebi’yi örnek almıştır.

Hacı Bektaş Veli Dergahı: Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesinde yer alan ve Bektaşîliğin “Pir Evi” olan bu külliye; tekke, dergah, zaviye veya mesçit, türbe alarak adlandırılabilir. XIII. yüzyılın ortalarından XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanan geniş bir zaman sürecinde Allah, Muhammed, Ali yolunda hizmet vermiş örnek bir İslam merkezidir. Mimarisi işlevi ve bıraktığı manevi ve kültürel iz ile günümüzde tarikat kültürünü en iyi yansıtan örneklerden birisi olarak varlığını sürdürmektedir.

Hacı Bektaş Velî Ahmet Yesevi’nin manevi mirasını alıp onun işareti ile o zamanki ismi “Sulucakarahöyük” olan Hacıbektaş’a gelerek burada kendi adına bir tekke veya zaviye Kurmuştur. Dergah Hz. Muhammed’in Medine’de kurduğu Mesçit-i Nevebi’nin bir örmeği olarak kurulmuştur. Sade, çok işlevsel ve mütevazi bir mesçit olarak tarif edilen  zaviyeden günümüze intikal eden iki unsur, bizzat Hacı Bektaş Velî tarafından kullanıldığı rivayet edilen, “Kızılca Halvet” ve “Meydan evi”’dir

Hacı Bektaş Veli tarikat anlayışına göre oluşturulmuş yapılar topluluğu dört kapı, kırk makam ve on iki hizmet ve on iki külliye yapısının içine yerleştirilmiştir. Şeriat, Tarikat, Marifet, Sırr-ı Hakikat’i temsil eden dört ana kapı, on iki hizmet ve kırk sayılarına göre oluşturulmuş yapı İnsan’ın Yüce Tanrı’ya ulaşma aşamalarını simgeler.

1826 Yılından Dünümüze Kadar Külliye

Yüzyıllar boyunca Osmanlı hanedanlığının atalarının bağlı olduğu dergah Yavuz Sultan Selim ile kontrol edilmeye, yönetilmeye çalışılmıştır. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı ile birlikte 1826’da Bektaşi tekkelerini kapatmış, Pir Evi’ne de Nakşibendi tarikatı şeyhleri atamıştır. Daha sonra Padişah Sultan Abdülaziz tahta geçince tekkeyi yeniden Bektaşi erkanına göre açılmasını sağlamıştır. Atanan Nakşibendi şeyhleri ise Bektaşiliği seçmiştir.

Kültür bakanlığının bilgilerine göre :Tekkelerin ve türbelerin 1925’te kapatılması üzerine Hacı Bektaş Velî Külliyesi bir müddet Numune Ziraat Mektebi olarak kullanılmış, bu dönemde Maarif Vekâleti Asâr-ı Atika ve Hars müdürü olan H. Zübeyir Koşay’ın gayretleri ile tekkenin barındırdığı eşya dağılmaktan kurtarılmış, içlerinde sanat değeri olanlar, envanterleri yapılarak önce Ankara Kalesi’ndeki bir depoya, sonra Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin kurulması üzerine söz konusu müzeye taşınmıştır. Külliyenin geniş kapsamlı onarımına 1958’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başlanmış, 1959’dan itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devam edilmiş, büyük ölçüde aslına uygun biçimde tamir edilen yapı topluluğu, özgün eşyası ile tefriş edilmek suretiyle 16 Ağustos 1964’te müze olarak ziyarete açılmıştır.

Hacı Bektaş Velî Külliyesi bölümleri

Hacı Bektaş Velî Külliyesi I. Nadar Avlusu, II. Dergâh Avlusu ve III. Avlu çevresindeki yapılardan meydana gelmiştir.

I Nadar Avlusu Çatal Kapı’dan girilmektedir. Nadar Avlusunda, mihman evi (misafirhane), ahırlar, Üçler Çeşmesi veya Feyzi Baba Çeşmesi bulunmaktadır. Çeşme Davut yıldızı veya Süleyman mührü ve “hüseyni taç” ile süslenmiştir. Asıl çamaşırhane ve gusülhane de bu bölümde yer almaktadır.

II ikinci avluda Aslanlı Çeşme, Kahveci Baba Kabir makamı, aş evi, aş evinin içinde aşçı baba kabir makamı, erzak evi (kiler), ekmek evi (fırın) , çamaşır evi (çamaşırhane), cem ibadetinin yapıldığı meydan evi bulunmaktadır.

“mihman evi, at evi, ekmek evi vs.” şeklinde adlandırılmıştır. Kendi içinde birer “ocak” şeklinde teşkilatlanmış olan bu birimlerin başında, “mihman evi babası, at evi babası” şeklinde anılan bir baba ile bunun maiyetindeki “canlar” (dervişler) hizmet göstermekte.

III Avlu ana yapı Pir evi denilen bölümdür. Bu bölümde girişinde Posta oturan dede ve halifelerin kabir makamları, girişte Sadık derviş ismini alan mimar Yanko Mardan kabir makamı, Molla Sadrettin’in Hacı Bektaş’ın üstüne dam loğlarken attığı ve Hacıbektaş Veli’nin iki parmağı ile indirdiği Loğ bulunmaktadır. Pir evi ilk giriş kapısından sonra sağ tarafta Kızılca Halvet denilen çilehane, sol tarafta ise Hacı Bektaş Veli’nin uzandığı makat bölüm vardır. Pir evinin ikinci kapısından kırklar meydanına girilir. Hacı Bektaş-ı Veli kabir makamının bulunduğu türbesi, Resul Bali ve horasan erenleri kabir makamları, çelebilere ait kabir makamları, Gübenç Abdal, eşi dünya güzeli ana ve kızının kabir makamı, Güvenç Abdal türbesi girişinde Şems-i Tebrizi kabir makamı bulunmaktadır.

Ayrıca üçüncü avluda Bektaşîliğin ikinci piri (Pîr-i sânisi) olarak kabul edilen Balım Sultan Türbesi bulunmaktadır. İçinde Balım Sultan kabir makamı ile Kalender Çelebi kabir makamı bulunmaktadır. Balım Sultan türbesinin girişinde ise iki dervişin kabir makamları bulunmaktadır.

Balım sultan Türbesinin önünde ise Ahmet Yesevi’nin fırlattığı asasından biten Kara Dut ağacı bulunmaktadır.

Hacı Bektaş Veli külliyesi öyle bir mekandır ki Peygamberler ve Evliyaların türbesi gibi Haç kapısıdır.

Yüce Tanrı’ya açılan bu kapıya Muhammed şehrine Ali kapısından girilir gibi girmek her Allah aşığının dileğidir.

Hacı Bektaş-ı Veli “ara bul” demiştir. İşte bu kapı şah damasından daha yakın olan nuru bulanların makamıdır.

Yüce Tanrı bizleri peygamber ve velilerin şefaatinden mahrum bırakmasın…

01.04.2019

Nihat Vural

Hacıbektaştv