Muharrem Orucu ve Matemi

Oruç, sadece aç kalmak değildir. Oruç, tüm bedenin oruçlu olma halidir. Oruçlu olan kimse, eliyle, diliyle, beliyle kısacası, tüm azaları ile oruçlu olmalıdır. Oruç aynı zamanda nefsin ıslah edilmesi için yapılan bir ibadettir. Oruç, Allah rızası için tutulmalıdır. Oruç deyince hemen aklımıza hiçbir şey yememek ve aç durmak gelir. Aslında oruç bu değildir, oruç tüm azaların orucudur. Yani beden orucudur, bunu şöyle sıralayabiliriz:

Elin orucu; oruçlu olan bir kimse, hiçbir vesile harama el uzatmamalıdır.
Dilin orucu; oruçlu olan kimse hiçbir vesile yalan, küfür, dedikodu ve gıybette bulunmamalıdır.
Belin orucu; oruçlu olan bir kimse, zinadan ve şehvetten uzak durmalıdır.
Gözün orucu; oruçlu olan bir kimse, hiçbir şeye kötü gözle bakmamalıdır. Gafletten uzak durulmalıdır.
Kulağın orucu; oruçlu olan bir kimse, tüm kötü fiillere kulağını kapamalı, yasaklanmış olan şeyleri duymamalıdır.
Nefsin orucu; oruçlu olan kimse, tüm nefsani duygulardan uzak durmalıdır, şehvetten kendisini korumalıdır.
Kalbin orucu; oruçlu olan kimse, her an Allah’la beraber olduğunu bilmeli, hiçbir vesile Allah’tan uzak olmamalıdır, her an için tefekkürden uzak kalmamalı ve vermiş olduğu nimetlerden ötürü, Allah’a şükretmelidir.
İradenin orucu; Cenab-ı Allah, ahseni takvim üzere, yani en mükemmel olarak yarattığı insana, diğer varlıklardan fazla olarak “irade sıfatı” vermiştir. Oruç tutabilen bir kimse, iradesine hakim kimsedir. Nefsimiz bizden pek çok şey isteyebilir. Eğer biz, nefsimizin her istediğini ona verecek olursak, onun tutsağı oluruz. O vakit irademiz elimizden gitmiş, onun tutsağı sayılırız. Ama, acıktığı zaman yemek, susadığı zaman su vermezsek, herhangi bir kötülüğe sebep olabilecek fiili yerine getirmezsek, o vakit biz irade sahibi sayılırız ki, bu da bizi kemale ulaştırır.
Ruhun orucu; Cenab-ı Allah’ın kendi öz cevherinden ve tertemiz olarak bize verdiği ruhumuzu, manevi duygularla beslemeliyiz. Nasıl ki, müzik ruhun gıdasıysa, buna benzer tüm ibadet ve yakarışlarımız da ruhun gıdasıdır. Buraya kadar saydıklarımızı gereği gibi uygulayabilirsek, bu hareketlerimizin tümü, ruhun gıdasıdır.
Aslında oruç, sadece, Muharrem ve Hızır veya diğer sayılı günlerde tutulan oruç olmamalıdır. İnsan kendini bildikten itibaren tüm hayatı boyunca oruçlu olmalıdır. Örneğin bir kimse, ikrar verip musahip olur, muntazam Hakk, Muhammed, Ali yoluna devam ederse, her sene görgüden geçip üzerinde kul hakkı bulundurmazsa, hayat boyu oruçlu sayılır.

MUHARREM ORUCU KAÇ GÜNDÜR VE NASIL TUTULMALIDIR?

a) Muharrem orucu olarak, on gün peygamberlerin tuttuğu oruç tutulur ve buna iki gün de Kerbelâ şehitleri için ilave edilir. İsteyenler, Müslim ve oğulları için de üç gün oruç tutmaktadır.
b) Aslında bu oruç bir nevi yastır. Muharrem ayı, Mah-ı Muharrem ayıdır ve Muharrem ayı, yüreği Ehl-i Beyt sevgisiyle yanan her Müslüman için bir matem günüdür. Bu günlerde içi Ehl-i Beyt sevgisiyle dolu olan her Müslüman’ın, mahzun olduğu ve matemlerinin tazelendiği günlerdir. Çünkü, bugünler: Hazret-i Muhammed’in öperek, severek, koklayarak omuzunda gezdirdiği, sevgili torunu, Hazret-i İmam Hüseyin’in “Kerbelâ” denilen yerde, iktidar hırsıyla içi kararmış olan Muaviye’nin oğlu Yezid tarafından aile efradı ve yakın dostlarıyla birlikte şehit edildiği günlerdir.
c) Oruç, Rumeli’de ve genellikle Bektaşiler arasında kaç gün dayanabilecek ise o günler için niyet edilir. Oruçlu olan kimse, oruçlu olduğu günlerde çok hafif yemek yer, ancak kesinlikle su içmez, susuzluğunu sadece sıvı yiyeceklerle gidermeye çalışır. Hatta bazı kimseler, sıvı yiyeceklerden dahi uzak durmaya çalışırlar.

Anadolu Alevileri arasında ise yukarıda söylediğim gibi, on iki gün tutulur. Oruca niyet edilir, gün içerisinde hiçbir şey yenmez, su ve sıvı içecekler içilmez. Gün battıktan sonra çok hafif bir şeyler yenir ve koyu çay içilir. Bazı yörelerde gece saat 12’den önce çok hafif bir şeyler yiyip tekrar niyet edilir. Bazı yörelerde ise sabah şafaktan önce kalkıp çok hafif bir şeyler yenir ve tekrar niyet edilir. Bu uygulama genellikle rahatsız olan ve ilaç kullanan kimseler için söz konusudur. Oruca niyet edilirken, büyük küçük tüm aile fertleri beraber olmalıdır, böylece çocuklarımızın da tutulan bu oruç hakkında bilgi edinmesi sağlanmış olur.
ç) Muharrem orucu, aynı zamanda matemdir, yastır. Bu günlerde, Tahtacılar dahi ağaç kesmezler, kesici aletler kullanılmaz, kurban kesilmez, kan akıtılmaz, et yenmez, mümkün olduğunca sebze yemekleri tercih edilir. Düğün-dernek yapılmaz, aynaya bakılmaz, tıraş olunmaz, banyo yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, herhangi bir tartışmaya girmemeye çok özen gösterilir.

Ancak, bunlara rağmen bazı konuları da göz ardı edemeyiz. Çünkü çoğumuz büyük şehirlerde yaşıyoruz, her birimiz bir kurumda çalışıyoruz. Toplum kurallarına da uymamız gerekiyor, işimiz icabı temiz olmamız gerekiyor. Bu durumda olan kimselerin, yıkanması, tıraş olması ve temiz giyinmesi gerekiyor. Bunlar günümüzün gereğidir, zaman bize uymaz, biz kendimizi

ORUÇ NEDİR VE ORUÇ DEYİNCE NEYİ ANLIYORUZ?- 4

Murarrem Erkânı: Muharrem’in 1. gününden itibaren on iki gün oruç tutulur ve her günün sonunda cem evlerinde bir araya gelinir, oruç açıldıktan sonra Kerbelâ ile ilgili kitaplar okunur, sohbetler yapılır, mersiyeler söylenir. On üçüncü günü kurban kesilerek, Muharrem erkânı yapılır. Bunun gerekçesi de şöyledir:

Kevser Suresinde Hz. Peygamber’imizin soyunun kevserden, yani Hz. Fatıma ile Hz. Ali’den geleceği müjdesi veriliyor. Bundan dolayı da Hz. Peygamber’e, “şükret, ibadet et ve kurban kes” deniyor. Biliyoruz ki Kerbelâ’da sadece Zeynel Abidin sağ kaldı ve Ehl-i Beyt soyunun günümüze kadar gelmesini sağladı.

İşte Muharrem orucu sonunda kesilen kurban, Zeynel Abidin’in sağ kalıp Ehl-i Beyt soyunun günümüze dek devam ettiği için kesilen şükranlık kurbanıdır. Muharremin on üçüncü günü bir araya gelinir, o gece tutulan oruçların, kesilen kurbanların kabulü için Allah’a dua ve niyazda bulunulur.

MUHARREM ORUCUNUN ASLI NEDİR?

Muharrem Orucu: Kur’an’da; “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki koru-nursunuz” deniyor.(Bakara, 183)
Yine Kur’an’da: “Şu sayılı günlerde olmak üzere oruç size farz kılındı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa, tutamadığı günler kadar diğer günlerde tutar” deniyor. (Bakara, 184)

Görüldüğü gibi Bakara Suresi183. Ayette: Sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi demekle; Hazret-i Muhammed öncesi peygamberleri ve onların ümmetlerini kast ediyor. Yine Bakara Suresi, 184. ayette de sayılı günlerden bahsediyor. Sayılı günler, muharrem ayı içersindeki oruç tutulması gereken günlerdir, yani muharremin birinden itibaren 12 gündür. İsteyenler, muharremin birinden önce Müslim Akiyl ve iki oğlu için üç gün oruç tutarlar. Bu üç günlük oruca, “masumlar” deniyor.
Şu Kur’an ayetinde ise: “Sizden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan Yasa da buydu. Sen bizim yol ve yasamızda değişme bulamazsın” deniyor. (İsra Suresi, 77)

Bakara Suresi, 183. ayette, Sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi dediği orucu, muhtemelen şu peygamberler ve onların ümmetleri tutmuştur.
1. Adem Peygamber, 10 Muharrem günü bağışlanıp eşi Havva ile buluştuğu zaman, yüce Allah’a bir gün şükranlık orucu tutmuştur.
2. Nuh Aleyhisselam, 10 Muharrem günü tufandan kurtulunca, şükranlık orucu tutmuştur. Ayrıca o gün gemide kalan erzakları bir araya getirerek aşure pişirmiştir. Aşr, on demektir, aşur veya aşura, Muharrem’in onuncu günü pişirilen buğday tatlısıdır.
3. Hz. İbrahim Peygamber, Nemrut’un attığı ateşten kurtulunca, Allah’a şükretmek için oruç tutmuştur.
4. İshak veya İsmail Peygamber, kurban olmaktan kurtulunca, şükranlık için oruç tutmuştur.
5. Yakup Peygamber, oğlu Yusuf’a kavuştuğu zaman şükranlık için oruç tutmuştur.
6. Eyüp Peygamber, ağır dertlerinden kurtulunca şükranlık için oruç tutmuştur.
7. Yunus Peygamber, balığın karnından kurtulunca şükranlık için oruç tutmuştur.
8. Musa Peygamber, Firavun’un gazabından kaçarken, Kızıl Denizin, mucizevi bir şekilde kendisine yol vermesinin şükranlığı için oruç tutmuştur.
9. İsa Peygamber, idam edilmekten kurtulup, göğe yükseldiği vakit, şükranlık orucu tutmuştur.
10. Allah’ın Resulü, Hz. Muhammed Mustafa da müşriklerin zulmünden kurtulmak için 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret etti. Medine’ye sağ salim dönmesinin şükranlığı olarak on oruç tuttu. İşte, isimlerini saydığımız bu peygamberler, kendileri için kurtuluş, kavuşma ve müjde günü sayılan bu günlerde, bir gün kendileri için, birer gün oruç tuttular. Ayrıca birer gün de kendilerinden önceki peygamberlerin tuttuğu orucu tuttular. Aynı zamanda bu peygamberlerin ümmetleri de bu oruçları tutmuşlardır.

Adı geçen bu peygamberler için kurtuluş veya müjde günü sayılan on muharrem günü, Hz. Peygamber’in torunu Hz. İmam Hüseyin ve yakınları için felâket ve musibet günü olmuştur.

Bundan dolayıdır ki, Alevi-Bektaşi inancına mensup kimseler de peygamberlerin uyguladıkları bu on günlük oruca, İmam Hüseyin ve yakınları için iki gün ilave ederek, 12 gün oruç tutarlar. Bakara Suresi, 184. Ayete göre de tutamadıkları günler için bir başka gün oruç tutarak, oruçlarını tamamlarlar. Görüldüğü gibi muharrem orucu tamamen Kur’an’a dayanır. Bu oruç, aslında tüm Müslüman âlemi için farz kılınmıştır.
Devam edecek.

Hakkı SAYGI (Baba)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16Daha fazla mesaj var Kerbela Kategori
Sizin için önerilen
Muharrem Orucu – İmam Hüseyin

İmam Hüseyin ve Kerbela   Düştü Hüseyin atından Sahra-i Kerbela´ya Selam olsun o Mazlumluk güneşine…...