İmam Hasan’ın Oğlu Abdullah’ın Şehadeti

Hür İbni Riyahi’den sonra Hür’ün kardeşi ve daha sonra da Müslim Akıyl’in oğulları Abdullah, Cafer ve Abdurrahman sırasıyle Şahadet şerbetini içtiler. Sıra Cafer Tayyar’ın evlâtlarına gelmişti. Bunlardan Muhammed bin Abdullah, İmam Hüseyin’in ayağını öpüp: “Bana da müsaade et ki, meydana çıkıp bu kötü siyretli kâfirler ve bozuk itikatlı kimselerden mümin kişilerin intikamını alıp sevaba gireyim” dedi.

Muhammed, Hz. Hüseyin’den müsaadeyi alıp meydana geldi ve kendini tanıtıp savaşacak er istedi. Muhammed pek çok kâfir askerini helak ettikten sonra kendisi de şehit oldu.

Kardeşinin şehit düştüğünü gören Muhammed bin Avf bin Abdullah, izin dahi almadan derhal savaş meydanına atıldı ve hiç vakit kaybetmeden kardeşinin katilinin üzerine atılarak işini bitirdi.
Daha sonra İmam Hüseyin’in yanına dönüp, kendisinden izin almadan gittiği için af edildi.

Hazret-i İmam, ona dua edip müsaade verdikten sonra tekrar meydana çıktı. Abdullah, meydana varınca kılıcı ile saflar arasına daldı ve safları kana buladı, pek çok kâfiri öldürdükten sonra, kendisi de Hakk’ın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Cafer Tayyar oğlu Muhammed bin Abdullah, şehitlik mertebesine erişince, şehitlik sırası Hazret-i İmam Hasan’ın büyük oğlu Abdullah’a gelmişti. Abdullah, amcası Hazret-i İmam Hüseyin’den müsaade alıp savaş meydanına girdi. Abdullah yüzlerce düşman savaşçısını saf dışı bıraktı.
Ancak, pek çok düşman askeri, Abdullah’ın üzerine saldırdılar. Bu durumu gören İmam Hüseyin taraftarlarından Muhammed bin Enes, Sa’d bin Deccane, Mevlâyi Hüseyin Firuzan, Abdullah’ın yardımına koştular. Ancak Abdullah’a yardıma gelenler de pek çok düşmanı saf dışı bıraktıktan sonra Şahadet şerbetini içtiler.

Tekrar yalnız kalan Abdullah, Hazret-i İmam’ın yanına döndü: “Ey amca Susuzum! Susuzum!” diye haykırdı.

Hazret-i İmam: “Ey gözümün nuru! Sabret! Sabret ki, Kevser suyundan ruhun kana kana içecektir” diyerek Abdullah’ı teskin etmeye çalışıyordu.

Hasan Mücdeba oğlu Abdullah, bu müjdeyi alınca yeniden savaş meydanına döndü. Ancak, yüzlerce düşman askeri, onun etrafını sarmıştı. Abdullah’ın zor durumda olduğunu gören Ali oğlu Abbas ve Avn bin Ali, derhal Abdullah’ın yardımına koştular ve onu alıp çadırlara getirmek üzere iken, Meral bin Zâhir, bir kılıç darbesiyle o şehzadeyi şehit etti. Ali oğlu Abbas, o melunu, bir vuruşta cehenneme gönderdi. Daha sonra da var gücüyle mücadele ederek, Abdullah’ın kanlar içerisindeki bedenini Hazret-i Hüseyin’in huzuruna getirmişti.

Abdullah’ın lime lime olmuş cesedini gören Ehl-i Bey kadınları, oturdukları yeri gözyaşı seline çevirmişlerdi. Bu durumu gören İmam Hüseyin: “İnnâ lillâhhi ve innâ râciûn” deyebilmişti. Allah bizleri onların şefaatından mahrum etmesin.
Devam edecek

Hakkı SAYGI (Baba)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16Daha fazla mesaj var Kerbela Kategori
Sizin için önerilen
Muharrem Orucu – İmam Hüseyin

Muhammed Mustafa ve Ehlibeyt aşıkları Muharrem orucu gibi matem ve aşk ibadetini yüz yıllardın canları...