Hz. Ali’den örnek sözler – Nehcü’l-Belaga

Hz. Ali’nin, Nehcü’l-Belaga isimli eserde yazılan bazı hutbe ve sözleri

“Dı’lib-i Yemâni, yâ Emir’el-Mü’minin, rabbini gördün mü diye sorunca, görmediğime kulluk mu ederim buyurdular. Nasıl gördün onu sorusuna karşılık da buyurdular ki):

Onu gözler, apaçık görüşle göremez; fakat gönüller, İman gerçekleriyle görür. O, her şeye yakındır, fakat onlarla birleşerek değil. Her şeyden ayrıdır, fakat onlara zıt olarak değil. Söyleyicidir, fakat düşünerek, dille, damakla değil. İrâde edicidir, kasıtla, azimle değil. Eşyâyı yapandır, yaratandır, âletle değil. Latîftir, gizlilikle vasfedilemez. Büyüktür, irilikle değil. Görücüdür; duyguyla tavsife imkân yok. Acıyıcıdır, gönül yumuşaklığıyla tarifine imkân yok. Yüzler, onun ululuğuna karşı eğilmiştir, alçalmıştır; gönüller, onun korkusuyla dolmuştur, titrer-durur.”

“Cahilce yaşayan ve delalet üzere ölenlerden, Allah’a yakınırım. Allah’ın kitabı hakkıyla okunduğu zaman onların yanında değersiz ve güçsüzdür, ama tahrif edildiği zaman onların yanında çok değerli ve kıymetlidir, onların yanında iyilik en büyük kötülüktür. Ve kötülükte en büyük iyiliktir.”

“Tarih buyunca böyle olmuştur, Allah zorbalara fırsat ve imkan vermeden onları cezalandırmamıştır. Hiç bir ümmeti zorluk ve beladan geçirmeden ona kolaylık ve selamet de eriştirmemiştir. Sizin karşılaştığınız sıkıntılarda ve geçirdiğiniz zorluklarda da ibretler vardır. Her kalp sahibi akıllı olmadığı gibi, her kulağı olan da işitiyor değildir ve her gözü olan da görüyor değildir. Çok hayret vericidir! Nasıl hayret etmeyeyim! Bu ihtilafa düşmüş ve dinleri hakkında dilleri farklı olan fırkalara! Ki ne Peygamber (s.a.v)’in yolunda giderler ve nede vasisini izlerler. Ne gayba inanırlar ve nede ayıp olandan kaçınırlar. Şüphelerle amel eder ve nefsani duygular peşinden giderler. Sadece kendi iyi bildiklerini iyi bilir ve kötü bildiklerini kötü sayarlar. Sorunlara karşı sadece kendilerine sığınıp önemli işlerde sadece kendi görüşlerine dayanırlar. Sanki her biri manevi güveni kendi nefsinden alan birer imamdır.”

 

“İnsanları kötülük yapmaktan alıkoyun ve kendiniz de onu terk edin. Zira kötülüğü terk ettikten sonra men etmekle de yükümlüsünüz.”

 “İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, Allah’ın iki sıfatıdır. Bu ikisi,ne ölümü yaklaştırır ne de rızkı azaltır.”

“Ey insanlar, bir işe sevinmek ve kızmak aynı mükafata sahiptir. Yani bir iş yapanla razı olanla aynıdır. Zira Semud kavminden bir kişi deveyi öldürmüştü ama Allah hepsine azap indirmişti. Çünkü onlar buna rıza göstermişlerdi.” Yüce Allah şöyle buyuruyor: ” o deveyi öldürdüler ama pişman oldular” onların azabı şöyle idi: yer kızarmış demir gibi kükremiş ve çökmüştü ve böylelikle onlarda işlediklerinin cezasını bulmuşlardı.”

“iyiliği emret ta ki onun ehli olasın, elinle ve dilinle kötülüğe karşı çık ve kötülük işleyen kişilerden şiddetle sakın.”

“(Cemel ashabı hakkında) onlar benim amilimi ( zekat memuru) ve beytü’l-mal sorumlusu ve bunların dışında ve başkalarına da gelerek bazılarını sabır ettikleri için ve bazılarını da bilerek öldürdüler. Allah’a ant olsun eğer onlar tek bir Müslüman’ı suçsuz yere ve bilerek öldürselerdi, bu askeri öldürmek bana helal olurdu. Çünkü onlar benim yanındaydılar ve bana karşı çıkmadılar, elleri ve dilleriyle onu savunmadılar nerede kaldı ki onlar kendi askerleri sayısınca Müslüman öldürmüşlerdi.”

 

“İyiliği emretmek, halkın maslahatı için ve kötülükten menetmekle akılsızların kötülüğü terk etmeleri için farz kılınmıştı.”

“Bütün güzel ameller ve Allah yolunda cihad etmek dahi iyiliği emretmek ve kötülükten menetmenin yanında denizde bir damla gibidirler. Şüphesiz iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek ne eceli yakınlaştırır ve nede rızkı azaltır. Ama bütün bunlardan daha hayırlısı zalim imama karşı söylenen hak sözdür.”

“Ey müminler! Kim işlenen bir zulüm ve kendisine çağrılan bir kötülük görürde onu kalbi ile inkar ederse salim kamıştır. Kimde ona dili ile karşı çıkarsa ecir almış ve bir öncekinden daha faziletli bir iş yapmıştır. Ama kimde Allah’ın kelimesinin yüceliği ve zalimlerin alçalması için ona kılıcı ile karşı koyarsa işte o hidayet yoluna isabet etmiştir.”

“Bir toplumun işine râzı olan, onlarla beraber onu işlemiş gibidir ve her kötülük işleyen kişi, iki günah kazanır, onu işlemek günahı ve ona râzı olma günahı.”

“İnsanlardan bazıları; elleri, dilleri ve kalpleriyle kötülüğe karşı çıkarlar. Bunlar, bütün hayrı kendilerinde toplamışlardır. Bazıları da elleriyle değil; ama dilleri ve kalpleriyle kötülüğe karşı koyarlar. Bunlar, iki özellikle amel etmiş ve birini terk etmişlerdir. Bazıları da sadece kalple kötülüğe karşı çıkarlar, bunlar birini almış ve önemli iki tanesini terk etmişlerdir. Ve bazıları da hem elle hem dille ve hem de kalple kötülüğe karşı çıkmayı terk etmişlerdir. İşte bunlar, yaşayan ölülerdir.”

“Öyle kişiler vardır ki, Allah’ı anmakla ün bulmuş ve O’nu dünyaya tercih etmişlerdir. Alış-veriş ve ticaret, onları Allah’ı anmaktan alıkoymaz. Günlerini O’nu anmakla geçirirler. Gâfillerin kulaklarına caydırıcı sözler söylerler. Başkalarına adalet ve doğruluğu emrederler ve kendileri de onu yaparlar. Kötülükten men ederler ve kendileri de onu yapmazlar.”

“İlk yenilginiz, elle olan cihadı terk etmenizdir. Daha sonra dille olan cihadı terk etmenizdir. Ve daha kalple olan cihadı terk etmenizdir. Her kim kalbiyle iyiliği tasdik etmez ve kötülüğü inkar etmez ise inkılaba uğramıştır .”

“Allah sizden önceki nesilleri sadece iyiliği emretmeyi ve kötülükten menetmeyi terk ettikleri için lanet etmiştir. Allah cahil ve sefihleri günahlarından dolayı, alim ve bilirleri de kötülükten men etmedikleri için lanet etmiştir.”

“İyiliği emretmeyi ve kötülükten men etmeyi terk etmeyin. Aksi taktirde kötüleriniz başınıza geçer ve dualarınız müstecâb olmaz.”

“Nehcü’l-Belâğa”, hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4Daha fazla mesaj var Ehlibeyt Kategori
Sizin için önerilen
Muharrem Orucu – İmam Hüseyin

Muhammed Mustafa ve Ehlibeyt aşıkları Muharrem orucu gibi matem ve aşk ibadetini yüz yıllardın canları...