Hakikate Erenler Bahçesi (Fuzuli)

Fuzulinin Hakikate Eren Şehitler (Hakikate Erenler Bahçesi) isimli eserinden derlenmiştir. Emeği geçenlere aşk olsun…
Hakikate Eren Şehitler (Fuzuli)

FUZULİ 
Tahmini 1483’de Kerbela, Necef veya Kerkük civarında da doğduğu ve 1556’da Kerbela’da öldüğü sanılır. Gerçek adı Mehmed bin Süleyman’dır Bayat Türk’lerindendir. Ehl-i Beyt’in yedi ulu aşığından biridir. Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde bir Müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. İlimde derinleşmiş ve ilim sahibi olmuştur.
Türkçe divanındaki şiirlerini Azeri lehçesinde yazmıştır. Aynı zamanda Arapça ve Farsça divanlarından bu dilleri de çok iyi bildiği anlaşılır.
FUZULİ MAHLASINI ALMASI: Fuzuli Ehl-i Beyt ilmi ve aşkına ulaşmadan önce dünya ilimlerinde ilerlemiş ve bu ilmi kendi nefsi için kullanan kibirli, dünya düşkünü bir kişi. Ehl-i Beyt ve imam Hüseyin aşkını Kerbela’da öğrenince
-Eyvah, eyvah ömrüm fuzuli geçmiş diyerek dünya makamı ve saltanatını terk etmiş, öğrendiği ilimleri yok saymış ve aşk yolunun yolcuları arasına katılarak Fuzuli mahlasını almıştır. Kerbela’da İmam Hüseyin’in Türbesinde ömrünü Ehl-i Beyt aşkına hizmet ile tamamlamıştır.
ESERLERİ
Divan (Türkçe , Sıhhat ve Maraz, Enisü’l-Kalb, Terceme-i Hadis-i Erbain (“Kırk Hadis Çevirisi”); Beng ü Bâde .Hadikatü’s-Süedâ (“Hakikate Ermişler Bakçesi”); Leylâ ve Mecnun, Rindü Zahid , Hz Ali Divanı (Arapça), Mektuplar (Şikayetname de içinde), Divan (Farsça), Heft Câm, Su Kasidesi

Hakikate Ermişler Bahçesi
Bütün dünya haklına şöyle hüküm verildi,
Cinler, insan yırtıcı hayvan, kuşlar, melekler,
Akıl ile nefisler, unsurlar ve Felekler,
Erkek, kadın gökgubbe üstünde, yerdekiler,
Şehid olmuş Hüseyn’e, yas tutsun denildi;
Ah ü nale etsinler, Sur üflenene kadar.
Her kim uzakta kalsa, bu musibet derdinden,
Uzak kalmalıdır o, Ahmed şefaatinden,
Nasip olmasın ona, Mahşer gününde dahi,
Ne bir avf, bağışlanma, ne de lutf-i İlahi.
***
Gamın gül bahçesinde bir bahardır Muharrem,
Gönlü çeken bir yeldir ah çekse bile her dem!
Kirpiğin çimenini, Muharrem eder ıslak,
Gönül goncalarına, Muharrem koyar toprak!
***
Adem ki şu alemde fezaya ayak bastı,
Sıkıntıya, belaya arkadaş olmuştu hem
İnsanlara özgürdür şu alemin belası,
Bela çekmeyenler dünyada olmaz adem!
***
Derdine razı olan derde derman istemez,
Mihneti seven aşık rahat bir can istemez,
Her kimi iserse yar, aşkın aleminde tek,
Sabreder yalnızlığa, yardımcı ihvan istemez!
***
Ne mutlu Kerbela’nın şehidini anana,
Gözünden incileri boşalta zaman zaman.
Bu, Hüseyn-i Şehidin, matemi olmasaydı,
Gözyaşı dökülmezdi şu göz pınarlarından!
***
Hasan’ın musibeti, Hüseyin’in mihneti,
Pak Resulün gönlüne doldurunca gam, yası,
İşte Resul-i Pak’ın gönlünü almak için,
Nazil oldu Yusuf’la Ya’kubun o kıssası!.
***
Ey kevserin suyunu daima dileyenler,
Hatırlayın Resul’ün susuz giden oğlunu!
Sabah, akşam düşünün, Kerbela macerasını,
Gönül yumuşatan o anışla dostluk kurun.
***
Yusuf’unki benzemez haline Hüseyin’in
Gerçi Yusuf bağlandı mihnet dolu zincire
Zincire düştüyse de kılmadı zincir gibi,
Düşman oku tenini hep pencere pencere!
***

Musa’ya hiç benzemez Hüseyin’in mihneti,
Ayırmıştı belanın terazisi onları
Baht vadisi çerağı meclisin kandilidir,
Kerbela şimşeğiyse yakar bütün dünyayı!
***

Yahudiler İsa’yı Meryem’i öldürdürürken
Sadece can kurkusu onu mustarip etti.
Kerbela Şehidini gör ki hem canını terketti
Hem de çoluk çocuk acısıyle imtihan oldu!

****

Ehl-i Beyt’in anarken her lahza gözyaşını,
Kanlı gözden gözyaşı akıtmak kayıp değil!
Bu musibet yaşının bir damlasına Mahşer’de,
Bin rahmet denizi mükafattır Allah’tan bil!
***

Olmasaydı Hüseyn’in kanının intikamı,
Mehdi’nin çıkmasını hiç kimse beklemezdi!
Başa gelen kazaya sabreylemek icadı,
Âl-i Resul’ün katilinin cezasıdır ebedi!
***
Muradına eremez Kerbela şehidinin kanlarını dökenler!
Eremez muradına bir zaman Ehl-i Beyt’in
Ağlayan gözyaşının sellerini dökenler.
***
Dünyanın isteme sakın ne şeref, ne itibar, ne saadetini,
İsteme sen ne mülkünü, ne ikbalini onun,
Çünkü sonunda yok olup gidecektir.
O nimeti elde etmekte kusur gösterme ki,
Ebedi saadet dedikleri İslam saadetidir.
***
Vefasız gökyüzü sanma ki gül rengi şafaktandır.
Mustafa soyunun kanı göklerin eteğini tutmuştur.

***
Kerbela çölünde Kerbela Şahının haline,
Her şey elele verip bütün alem ağladı.
Yüce Arş’ın katında döküp Cibril gözyaşı,
Cennet bahçesinde Nuhla Adem’in ruhu ağladı.

***

Görün din sultanın, görün o padişahın
Ümmetine duyduğu elemleri, kederi
Düşünün sonra da siz Kerbela meydanında
Edepsiz bir ümmetin ettiği zulümleri.
***
Ey zulüm ile Peygamber evladının kanını döken,
Güya ki haberin yok Mahşerin kavgasından,
Korkun yok Allah’dan utancın yok Mustafa’sından.
Gaflet kadehiyle sarhoşsun, özünden yok haberin.
***
Dünya mülkünde bizi, hakir görmesin cahil,
Biz Ahiret mülkünü fethetmiş sultanlarız.
Mana Aleminde kadrimiz kamudan çok,
Görünür alemdeyse hali-perişanlarız.
***
Ahmed’in türbesini koklayanın hali ne:
Korklayamaz son ömre kadar güzel kokuyu.
Benim başıma öyle musibetler geldi ki,
Gündüzlere gelseydi, gündüz gece olurdu.
***
Kerbela Çöllerinde Fatma anamzı eğer
Kan içinde görseydi o Kerela Şahını
Hiç şüphe yok gözünden kanlı yaşlar döküp
Kızıl kana boğardı Kerbela toprağını.
***
Hasan’ın şeker serpen dudağı acı duyalı zehirden,
Arzunun zehiri hiç bir zaman görünmedi sevimli,
Hüseyin’in pak vücudu kılıçla kanlanalı,
Sükunet içindeki bir kılıcı görmedi.
***
Gurbet vadilerinde yalnızlıktan bıkarak
Ahmet Hasan’la yattı, Mureza Hüseyin’le.
Paylaştılar velilik denizinin incilerini,
Büyük olan büyüğü aldı küçük olan küçüğü!
***
Ah bu felek, her demde dert üstüne dert arttırır,
Bin dert gösterir, bir tek derdime derman vermez.
Bağrımı kebap eder her an bir bela şimşeği,
Belayı yok etmeğe iyi tedbir göstermez.
***
Nerededir böyle bir şerefli nesep?
Onlarda fazilet, ilim ve edep.
Hazret-i Hüseyn, Hasan’ın sıfatı,
Parlatmıştır bütün bir kainatı.
Birisi tertemiz Mustafa’dandır.
Birisi göz nuru, Murtaza’dandır.
Birisi kemal göğünün dolunay perisi,
Biri güzelliğin sırrı ve çeşmesi.
Biri gerçek güneş asumanıdır.
Biri din bahçesi gül fidanıdır.
Biri cilvelinin yolunu gösterir,
Güçlerini Allah yükseltmelidir
***
Hüseyin’in vasfını yazmaya yeter mi hiç,
Ağaçlar kalem olsa, denizler de mürekkep.
Düşmanlar ölümünden sevinç bulduysa, ne gam,
Lütfunun kapıları herkese açıktır hep.
***
Kerbela sahrasının zalimlerini anıp
Yaş yıldızı dökerek dönen asuman ağlar.
Zaman elinden ağlama zalim, diyen ey gafil
Zaman bu olan işte herkesten yaman ağlar.
***
Ey kin ehli, Nebi ve Veli’nin öptüğü yeri,
Saf kanın sulariyle boğmak reva mıdır?
Resulün soyuyla kesmek bütün ilgiyi
“Biz ümmetiz” diyene yakışan vefa mıdır?
***
Zalim zaman, cevrinin belli etti yolunu,
Devran, yurdun bağına zulüm tohumu ekti.
Yezid’in dalgalandı gökte ikbal bayrağı,
Resul soyu kastına yalın kılıcı çekti.
Ya Rab, bu hatadan sonsuza kadar azap çekmez mi?
Bu cefadan, ya Rab, Mahşer günü utanmaz mı?
***
Mustafa soyundan kan dökmez Müslüman olan,
Ehl-i Beyt’e kastetmez kalbinde iman olan,
Kendine avdet etmez Muhammed soyuna kini,
Mahşer günü, dileği Allah’tan gufran olan.
***
Ey akıl sahipleri, Kerbela vakasını siz kolay şey sanmayın,
Adaletsiz, belalı bir sahradır Kerbela,
Sorsalar: Belaların toplandıı yer nere?
Felek kasrı ses verir: -Kereladır, Kerbela.
***
Kerbela belası da Şah Hüseyin kadrini
Arttırıp ona halkın üstünde makam verdi.
Kerbela da o masum Şah’tan yücelik buldu,
Halk gözünde en ulu bir mertebeye erdi.
***
Beladan incinip zalimlerden korkmayız,
Yar için can incisi harcayan aşıklarız.
Belalardan, zulümden aşk yolunda dönmeyip
Doğru yolun yolcusu, sebatkar sadıklarız.
***
Zalimi sanma ki, murada erer,
Zulmün yapısı da hiç sağlam olmaz.
Umduğunu bulmaz fesat ehli hiç,
Hileye, hud’aya saygı tam olmaz.

Velayet şahininin yuvasını yıkmaya,
Kerbela sahrasında kargalar hücum etmiş.
Savaş av yerlerinin aslanı saldırınca,
Fıratın hoş suyunu hep köpekler menetmiş
***
Günahkar kimselerin kalbini pak etmeğe
Nazar ehli keramet gösterir durur amma
Zalimlere keramet göstermek tesir etmez,
Musa’nın nur saçan beyaz eli bile,
Firavun’un gönlünü asla aydınlatmaz.

Hür’ün şehit oluşu…
Riyahi Yezid oğlu Hürr denen işte, benim
Ki, Âl-i Âba’nın ezelden aşkıyım,
Allah’a şükür olsun sadakatin yolunda,
Hüda’nın velisine hizmet edenlerdenim,
Kanlar içen kılıçla şecaat zamanında
Alçak düşmana karşı belaları dökenim.

Her kişi elde etmez hikmet feyzi remzini,
Kim ki iş bozan olur, sözü de çirkin olur.
Bu hayat kaydı karanlığı şaşırtıcı bir perde,
Perde kalkınca hali herkesin belli olur.

Aşk yolunda can vermek ey gönüldeğildir ar
Himmetin varsa eğer can ver dileğine var.
Mutluluk salmiş sevgi pazarına inciyi,
Onu satın alamaz canını sunmayanlar!

O Hürr ibni Riyahi ne güzel hürdür.
Birçok süngüler vurulduğunda o ne sabırlıdır.

Müslim Akiyl’in masum evladının şehadeti

Ben Akiyl’inoğluyum,
Hüseyin’in en aciz, en hakir bir kölesi,
Bana hor bakma öyle, ey muhalif kimse sen.
Fani dünya sevinci benim muradım değil,
İnsanların ve cinlerin Efendisinin
Evlatlarından gelen sevigiyi isterim ben!

Felek zulümleri açığa vurdu,
Zamane, muhalif dönerek durdu.
Cefa edenleri kıldı sevinçli,
Vefa’nın ehlini ağlattı, yordu
***
Topluluk işlerinin tuzağına tutulan,
Cennet güllüklerini seyre zaman bulamaz.
Dünya zevkleri ile boş vakitler geçiren,
Saadet makamında şerefli yer alamaz.

Celal Abbas’ın şehadeti 
Benim o serdar Abbas, düşmanı yakan yıkan
Mustafa’ya uyan ben!
Müminlerin emiri Haydar’ın sevgilisi,
Eğer denize düşse ateş saçan kılıcımın gölgesi.
Işığından her kater birer kıvılcım olur.
Azmimin sancağı da
Kandilinden ışıklar saçsa eğer toprağa,
Işığından toprakta her zerre bir yıldız olur.

Celal Abbas’ın kollarının kesilmesi

Beni, el ve baldır kelimesi alıkoyamaz sabırdan,
Dalsız, yemişsiz demde hurmalar eğilir mi?
Bela meydanı eriyim, korkum yok uzvumun kesilmesinden,
Himmet kanadiyledir kudret tepelerinde uçmalar!

Vuslat çırası,
Ayrılık ateşini daha çok alevlendirir.
Susuzluğun yanışı,
Duru suyun zevkini daha da fazlalatır

İmam Hüseyin’in Celal Abbas’a ağıtı

Gitti yasemin servim, o sevgili yaprağım,
Kalp dinlendirenimdi,
Benim gam yoldaşımdı, gönül süsleryenimdi.

İmam Hüseyin’in Şehit oluşu

Ne yazık, şu zaman evinde bir yar kalmadı,
Ne gam yoldaşı, ne dost, bir vefadar kalmadı.
Bela tuzağından ancak vefa ehli kurtuldu.
Benden başka inleyen, bir ağlayan kalmadı.

İmam Hüseyin’in vedalaşması
Babam, Allah tarafından halk içinden seçilmiş ve arınmış,
Annem de öyle ve ben. o iki seçkinin oğluyum.
Bir gümüş ki, altından yaratılmış
Ben, iki altının oğlu olan o gümüşüm.
Fatımatü’z-Zehra benim annem; babam da,
Resullerin varisi, insin ve cinnin imamı..
Halk içinde benim ceddeim gibi kimin ceddi var?
Yahut benim büyüğüm gibi kimin büyüğü var? İşte ben,
Şan göklerde bayrak gibi dalgalanan o iki kişinin oğluuyum,
Altın içinde altın içinde altınım,
Gümüş içinde gümüş içinde dümüşüm…

O benim ki,
Halis, temzi atamdır peygamberler çerağı,
O himmet tepsinin güneşi,
Istıfa (arınma) bağının da servisi!..
O benim ki,
Vücudum içincisinin madenidir Ali hem,
O ki, hakikat erbabının şahı, evliyanın kandili!
O benim ki,
Yaradılış nurumun çerağıdır Fatıma
Haya evinin nuru, saygı evi incisi!
Adalet güllüğünün,
İsmet bahçelerinin fidanıyım ben…
Ey fesatçı kimseler,
Nedir bana bu cevir, bu kadar cefa?
Sitem taşları atıp yaprağımı döktünüz,
Gurbette bıraktınız yemişsiz, yapraksız, yalnız beni..
Şimdi de beni,
Öldürmek dileğiyle azgınlık edersiniz!
Böyle birinsan nası öldürülür?
Hangi mezhepte benim katledilmem reva görülür?

İmam Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’e ağlaması

Gel ey sevgili oğlum.
Vücudumla bu anda vedalaşmakta canım,
Ayrılık belasından
Kanlar döker şu ağlayan gözlerim!
Benim halim zor değil, çünkü Hakk’a yakınlık buldum.
Dünya gamı elinden,
Kurtuluyor yakam.
Senin için ağlarım ki,
Zalim düşmanın zulmü hem zorlaştırır halini
Hem de yakar gönülden benim hicranım seni

Matem Tutmak Müminlere farz oldu…
Muharremdir, ey gönül,
Haykır sen, feryada gel, ah eyle, figan eyle.
Yas tut, başa toprak at, yakanı yırt, kan eyle’
El çek yeme,içmeden Muharrem ayında sen,
Durmadan mazlumları an, yaş dök gözlerinden!
Göklere ateş saçan ahlarından şimşek çak,
Aykırı dönmekten onu pişman et, temelinden yak!

İmam Hüseyin’in kafirlere seslenişi…

Ey Kufe haklı, meğer
Sizin adetleriniz sadece hile imiş.
Ey Şam ehli hileymiş usulleriniz tamam.
Kimi çalışırsınız Resul soyunu öldürmeğe,
Kimi matem tutarak edersiniz ihtiram!
***
Ehl-i Beyt’in kanını dökmek kolaydır sanma,
Çekin ki, her damlar kan ok başı olur sana!
***
Akıcı ruhuyum ben Mustafa’nın
Dinlenen canıyım ben Murtaza’nın
Mazlum, garip candan ağlayan, şaşkın,
Maktul ve şehid Kerbela’nın!
***
Ey kutlu İslamlık iddiasında bulunan güruh!
Haşa ki,
Peygamberin soyunu öldürmek reva olsun!
Vay o alçağa ki, hem yaptığı kötü işten
Mahşer gününde onun hasmı Mustafa olsun!..
***
Ey topluluk! Benim feza yolcusunun varisi:
“Şanı yüce Allah’dır ki, kulunu, geceleyin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürüttü. (İsra 1)
Benim o mahremiyet sarayının mahramiyetinin komşusu:
“O kadar yaklaştı ki, aradaki mesafe iki yay kadar, hatta daha az kaldı.” Necm 8-9)
Benim soların en hayırlısının tohumu,
Benim neseplerin en güzelinin en temizi.
Benim çiçeği, günahsızlık baharistanının,
Benim goncası, temizlik gülistanının,
Benim ciğerköşesi Fatımatü’z-Zehra’nın,
Benim kalbinin sevinci Kerbela şehitleri sultanının.
Manevi hilafet makamı bana saygıdeğer babam yönünden bağışlanmıştır.
Ve görünüşteki (dış) saltanat tahtı bana üce değerli anam yönünden bağışlanmıştır.
***
Ey sefiller, alçaklar,
Ödürmek Mustafa’nın soyunu kolay değil!
Kolay değil
Vefa ehline zulmün altında cefa etmek!
Gonce kesmek adalet bağının güllüğünden!
Kolay değil tenlerden
Cefa kılıçlariyle başları cüda etmek!

Aşıkların hali…

Ey Allah’ın Resulü,
Biz bela çöllerinin gezgini, yolcusuyuz,
Gelmişiz dergahına yürek yaralı, hazin!
Söndü fani yellerle evimizin çerağı,
Yoldaş oldu ateşi bize yakıcı ah ateşin.
Malı, mülkü sel aldı, yurdumuz olmuş harab,
Halimiz keder dolu, gönlümüzde elem ve kin!

Ehl-i Beyt’in övülmesi ve ağıdı Kuran’ın tüm emirlerine bedeldir.

Ehl-i Beyt’in övülmesi ve ağıtı
Bütün faziletlerin en yücesi, en güzelidir.
O yolda kim bir beyt söylerse,
Ehl-i beyt’in içine o da girenlerdendir!

Kerbela bütün belalardan üstündür…

Belki kolaydı
Adem’in Havva’sından uzaklarda kalması,
Ama uzakkalmadı evlat ve yakınlarından!
Belki yine kolaydı
Nuh’un gemisinin de denize düşme gamı,
Ama kan denizinde,
Fanilik girdabını o görmedi bir zaman!
Kolaydı belki de
İbraihim’e Nemrud’un ateşi saldırısı,
Ama yakmadı onu
Cihan yakan şimşekler, evlat fırakı bir an!
Kolaydı belki yine
Musa’nın o çektiği Firavun’un zulmü
Ama mümin görünen kafir ona olmadı düşman!
Aklın terazisine vursalardı hiç şüphesiz,
Nebilerin çektiği bütün ıstırap, hicran,
Yine denk gelemezdi o derde ki, sabredip
Kerbela’nın mazlumu çekmişti zulüm ehlinden

Zalimlere Kurtuluş yoktur..

İşkencedir, zulümdür,
Tanrı’nın kahredici kızgınlığına sebep,
Kahır ve gazap yıldırımı,
Zalimlerin başları üzerine düşer hep!

Ey bilgisizlikle Hüseyin’i katledenlere
Müjdeleyin azabı ve rezil edilmeyi onlara.

İmam Hüseyin’e ağıt

Muharrem ayı geldi, şafaktan doğdu hilal
Bükük belle yas tutumuş, kanlı yaş dökmüş yere

Mustafa evladına Fırat etmemiş yardım,
Onu geçirmesin mi bu kırgınlık yerlere?

Kerbela’nın Şahı’nın çoktur gam hikayesi
Hikaye çok olunca elbet de artar melal.

Başlasak şehitlerin gamını anlatmaya,
Kerbela’da çimenler dil açar giyinir al.

Felek yine şehitler yasını tazeledi,
İnle, ağla ey gönül, varsa dayanacak hal.

Gökyüzü alanında doldur ah dumanını,
Alçak feleğe göster o siyah dumanını!

Muharrem ayı geldi, sevinç, neşe haramdır.
Yas tutmak şeriate bugün bir ihtiramdır!

Şehitlere yeniden yas tutmak zarar değil,
Ömür gaflet evinde halkı uyandırandır!

Âl-i Beyt anılanda dökülen her damla yaş
Gökte gezen yıldızdır, gökse yüce makamdır!

Ehl-i BEyt’çün çekilen ahların her birisi,
Darusselam cenneti kapısını açandır.

Şad olmasın o gamlı günden şad olan gönül,
Bir dem bela derdinden serazad olan gönül.
***

Devran mihnetlerinin hücumiyle melalli,
Dünyanın gamlarına esir olan FUZULİ
Söyleyemez o latif, o hoş lugatler ile
Ki hoşlansın ulular, kulak versinler hale.
Göszü gönül çelic kılar gönül düzeni
Karışık söylmez, karıştırma söyleneni.
Gel ey konuşmalardan sen haberdar edinen
Merhamet et, taarruz etme sakın bana sen!

Eseri derleyen ve Yazan Aşıklara Selam Olsun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18Daha fazla mesaj var İnanç Kategori
Sizin için önerilen
Allah deyip İnsan öldüren zalimlere cevabımdır

Bu yazıyı: Başları kesilen insanlara adıyorum... İki cihan serveri Muhammed Mustafa buyurur: ”Ben güzel ahlakı...