Hacı Bektaş Veli’nin Keşişe buğday yollaması

Hacı Bektaş Veli’nin seveni Keşiş bizlere şekillerin ne kadar yanıltıcı olduğunu gösterir.

Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin İslam’ın feth etmediği uzak bir memlekette manevi aleminde velayet mertebesine erişmiş bir dervişi vardı. Bu dervişin memleketinde bir zaman süresince kıtlıklar ve kuraklıklar baş gösterdi. O zaman bu aziz keşişin Hünkar’a gücenmesi oldu. Bu aziz Derviş şunu düşündü: ”Acaba, bizim kıtlıktan daralmamız ve bu kahr yüzünden sıkıntıya girmemiz Hz. Hünkar’a malum oldu mu? Lütfedip de bize biraz buğday göndere idi… Çektiğimiz bu kıtlıktan kurtulsa idik.”

Bu buğday yükünü falan memlekette, falan Keşiş var ona ver

Dervişin bu düşüncesi ta Suluca Karahöyük’te,  Hacı Bektaş Horasani’ye malum oldu. Hemen emrederek, buğday temin ederek, kervanlara yüklettiler. İtimat ettiği bir dervişe yükü vererek, deri ki;

  • Bu buğday yükünü falan memlekette, falan Keşiş’e ver, gel.

 

Derviş ”Eyvalla” deyip yola revan olup buğdayı götürüp Keşiş’e iletti.

  • Bu buğdayı, Hünkarımız sana gönderdi dedi.

Fakat, giderken yolarda ve memleketlerde o kadar kıtlık vardı ki, gelen buğday yükünü halk gördüler.

 

“Bu buğdaydan bize ver!. dediler. Para teklif edince, bu derviş tamah ederek, her yükten bir miktar buğdayı çıkarıp sattı. Sattığı miktar kadar toz ve samanı yüklere kattı ki belli olmasın diye. Yükünü toplayıp yola devam etti. Ol vilayete varıp keşişi buldu. dedi ki

 

  • Bu kadar yük buğdayı size Hacı Bektaş Veli gönderdi. Yetecek kadar yesinler, dediğini söyledi.

 

Keşiş bu hediyeyi kabul ederek buğday yüklerini indirtti. Hacı Bektaş’tan gelen dervişi menziline kondurarak, izzet ikram ve bolca hürmet eyledi.

Lakin, senin gibi Müslüman olmaktan çok korkarım.

Derviş, keşişe şöyle bir baktı ve düşündü ki; “Keşiş çok muhip bir kişiye benzer ve hoş bir Müslüman olsa idi” dedi. Dervişin aklından geçirdiği düşüncesi Keşişe malum oldu.

Keşiş, Dervişe dedi ki:

  • Ey Derviş, ben dahi Müslüman olurdum. Lakin, senin gibi Müslüman olmaktan çok korkarım. Müslümanlığın ilkelerini çok severim. Amma, senin gibi sahte Müslüman olup da emanete ihanet etmekten çok korkarım. Buğdayı gizlice sattın: yerine samanla toz katıp buraya getirdin.

Derviş baktı ki Keşiş ham kimse değil. Başını aşağıya eğerek, sadece keşişi dinleyip bir cevap dahi vermedi. Keşiş, rahibine çuvalları boşaltması için emir verdi. Rahip çuvalları dışarda döküp, samanı ve tozunu savurdu. Yerine yerleştirip Dervişin yanına geldi.

O yörenin zemindarları gelip dervişi alarak, adet törelerine göre yargıladılar. Keşişi zemindarlarına yol vererek, dervişi alıp kiliseye getirdi. Kilisenin kapısını sımsıkı arkadan kilitledi.

 

Kilisenin içinde bir taşı kaldırdı. Orda bir kapı açıldı. Kapıdan içeri girdiler. Yerin altında hoş bir makam… Çok nazik libaslar bohçasıyla konmuş. Üzerinde Kubbe-i Elif-i bir taç. Mihrap içinde rıhle ile Mushafı Şerif…

Keşiş hemen eğninden libaslarını çıkardı. O bohçadaki nefis Dervişane abaları çıkarıp giydi. Kubbe-i Elif-i tacı başına giyerek, kıbleye karşı göndü.

Dervişle birlikte dua ederek, salat yaptılar. Keşiş Mushaf-ı Şerifi önüne alıp Kelamullah’ı okudu. Kuran-ı tilavet ettikten sonra Derviş’e dedi ki:

  • Derviş, biz dahi Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dervişleriyiz. Sen bunu böyle bilesin, dedi.

Tekrar ol libasları çıkararak, bohçaya koyup ağzını bağladı. Tacı üzerine koydu. Tekrardan Keşiş kıyafetlerini giydi. Haram yiyen kervancı dervişi alıp dışarı çıktı. Dervişe teberrük eyledi ve veda ederek yola vurdu.

 

Kaynak : Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi

Ayyıldız Yayınları : Mehmet Kızılgöz

www.cemhaber.com

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10Daha fazla mesaj var Hacıbektaş Kategori
Sizin için önerilen
Ahi Evran – Hacı Bektaş-ı Veli

Hünkar Hacı Bektaş Anadolu’ya gelince tüm erenler onun serçeme olduğua inanıp ona bağlandılar. Bunlardan biri...