Geyikli Baba – Dede Sultan

Geyikli Baba türbesi günümüzde Bursanın Kestel ilçesine bağlı Babasultan köyünde yer almaktadır. Dede Sultan, Sultan Baba ve Geyikli Baba olarak anılmaktadır.
Dergahtan geriye sadece Türbe kalmıştır. Geyikli Baba’nın dergahı aynı zamanda mescit işlevi görmesine rağmen, Evliya türbelerinin uğradığı asimilasyon siyasetine uygun olarak dergahının yanına yapılan cami günümüzde ayaktadır.
Türkmen aşiretlerin ulu Pirlerinden olan Geyikli Baba ve Azerbaycan’a bağlı Hoy’dan bir geyiğin sırtına binerek derviş ve talipleri ile Orhan Gâzî döneminde Batı Anadolu’ya gelmiş ve İnegöl çevresine yerleşmişti.
Hoy, Horasan bölgesinde Evliyaların yetiştiği önemli inanç merkezlerinin başında gelmekteydi. Bu maneviyatın bölgede ulu pirlerin olmasından kaynaklandığı sanılmaktadır.
Geyikli Baba kendisini Baba İlyâs mürî ve Seyyid Ebû’l-Vefâ yolundan sayarak Ehlibeyt’e bağlı olduğunu açıkça ifade etmiştir. Velayet makamının Şahı İmam Ali’dir. Ali kapısından Muhammed şehrine girilir. Bu yol tüm evliyaların izlediği yoldur.
Geyikli Baba Tahta kılıç ile gönül fethine katılarak İslam inancının yayılmasında önemli yararlılıklar göstermiştir. Kızılkilise’yi dervişleri ile tek başına fethedince şöhreti Orhan Gâzî’nin kulağına kadar gitmiştir.
“Kutbu’l-‘ârifîn Şeyh Geyiklü Baba Hôy’dan gelmişdür. Bir ulu geyige binüb gelmişdür, geyikler kendüye musahhar imiş, gelüb İnegöl’de mekân dutmış. Merhûm Sultân Orhân pâdişâh Hazretleri’nüñ Burûsa fethinde, merhûm Orhân pâdişâh ol kal’ayı feth iderken kutbu’l-‘ârifîn Şeyh Geyiklü Baba dahı ol cânibde üç yüz altmış kapulı bir kilîsâ varmış, ‘Kızıl kilîsâ’ dimekle meşhûr imiş, ol kilîsâ’ı kendüler feth itmişler. Ceng iderken bir kestâne ağacı varmış, cengi ider idermiş, ol kestâneye vardukda ol kestâne yarılub Baba’yı saklar imiş, kâfirler arar bulamazlar imiş. Sabâh gine çıkub ceng iderdi, erenlerle, bu nev’-ile alınmışdur. O zamânda Hazret-i Orhân pâdişâha şöyle de haber virmişler ki; ‘Hôy’dan bir er gelüb, ulu geyige binüb Kızıl-kilîsâ’yı aldı!’ Ve bu cevâbı virmişler, virdüklerinde merhûm Orhân pâdişâh: ‘Baba mey-hôrdur’ diyu iki yük ‘arakî ve iki yük şarâb gönderüb, Baba dahı yanındaki Baba Sultân ile…”(1)
Dergahın avlusundaki içi oyuk asırlık koca çınar bugün hâlâ dimdik ayaktadır.

“Oruç Beg Târîhi”nin Paris’teki nüshalarından birinde şu rivâyetle yer almıştır.
“Orhan Gâzî zamânında girü abdâllardan Geyiklü Baba vardı, er kişiyidi, abdâl-şekl. Orhân Gâzî’ye Geyiklü Baba’yı bir dürlü dahı añlatdılar, ‘mey-perest’ diyu; Orhân Gâzî dahı diñemek içün Geyiklü Baba’ya bir tulum şarâb gönderdi: ‘Geyiklü Baba nûş itsün!’ diyu. İki tulum şarâbı getürdiler, Geyiklü Baba öñine koydılar, eyitdiler: ‘Baba bunı pâdişâh gönderdi!’ didiler. Geyiklü Baba hemân-dem ol iki tulum şarâbı iki kazgana koyub, birinde zerde, birinde halva bişürdi, iki kutuya koydı ve andan soñra bir kutunuñ içine dahı atılmış panbuk koydı, panbuk arasına yanmış kızıl korı kodı, ağzını mühürleyüb Orhân Gâzî’ye gönderdi. Orhân’a kutıyı getürdiler, Orhân Gâzî mühürleri bozdı; birinde halva, birinde zerde. Birini dahı açdı, gördi atılmış panbuk, içinde bir pâre kızıl kor, hiç panbuğa aslâ eser itmemiş. Orhan Gâzî’ye didiler; iletdükleri şarâbları kazgânlara koyub, zerde, halva bişürdügin. Orhân Gâzî hemân-dem Geyiklü Baba’ya i’tikâd idüb, çok nesne in’âm idüb, bir ‘âlî tekye yapub aña vakflar kodı. Şimdiki zamânımuzda ‘Geyiklü Baba Tekkesi’ diyu añılur.”(2)
Geyikli Baba’nın halk içinde yayılan ününe karşı; bir kısım softa içinde ise içkiye tapan, şeriat dışı olarak söylenmesi ve Orhan Gazi’nin bu iftiraların etkisinde kalarak şüpheci bir yaklaşımla denemek için Şarap göndermesi geyikli Baba tarafından hoş karşılanmamıştır. Bunun İçin Orhan Gazi’nin davetine olumsuz cevap vermiştir. Orhan Gazi’ye gönderdiği hediyeler ile Hak dostu olduğunu ispat etmiştir.
Arifler içki gibi gerçeklerden kişiyi uzaklaştıracak meseleler ile uğraşmazlar. Ariflerin savaşı kendi nefisleri iledir. “Ölmeden önce ölünüz” gayesine ulaşmayanlar bu hakikati anlayamaz. İmam Ali’nin söylediği gibi “insan bilmediği şeyin düşmanıdır.
Orhan Gâzî’nin önde gelen kumandanlarından Turgut Alp de, Geyikli Baba’nın mürütlerindedir. Âşık Paşa-zâde’nin rivâyetine göre; Orhan Gâzî’nin Keşiş dağı (Uludağ) eteğindeki dervişleri teftiş ettirdiğini işitince, Turgut Alp bir adamını göndererek: “Benüm köylerüm yanında bir nice dervîş geldi, mukîm oldı; aralarında bir dervîş vardur, gâh gâh varur dağda geyicekler (geyikler) ile gezer bir nice gün, ve hayli mübârek kişidür!” dedi.(3) Orhan Gâzî: “‘Aceb kimüñ mürîdidür? Soruñ kendüden!” emrini verince gelip sordular, Geyikli Baba: “Baba İlyâs mürîdiyin, Seyyid Ebû’l-Vefâ târikindenin!” cevâbını verdi. Bunun üzerine Orhan Gâzî Baba’yı yanına dâvet etti, fakat kabul etmedi; gelmediği gibi: “Sakın Orhân dahi gelmesün!” diye haber gönderdi. Haberi işiten Orhan Gâzî: “N’îçün gelmez ve beni n’îçün komaz anda varmağa?” deyince: “Dervîşler göz ehli olurlar, (vakıt) gözedürler. Dahı vaktında varurlar kim du’âları makbûl olına!” cevâbını iletti.(4)
Bir gün Geyikli Baba Orhan Gâzî’ye haber vermeksizin bir kavak fidanı alıp, Bursa sarayındaki avlu kapısının iç tarafına dikmeye başladı. Durumu Orhan Gâzî’ye haber verdiklerinde hemen geldi, fidanın çoktan dikilmiş olduğunu gördü. Orhan Gâzî henüz sormadan, Baba: “Teberrükümüzdür! Bu oldukca, dervîşlerüñ du’âsı saña ve neslüñe makbûldür!” deyip duâ etti ve sonra da çekip gitti. Geyikli Baba’nın hâlinden ve sözlerinden çok etkilenen Orhân Gâzî, hemen bulunduğu yere giderek: “Dervîş, bu İnegöl nevâhîsiyle senüñ olsun!” dedi, fakat Baba: “Mülk, mal Hakk’uñdur, ehline virür, biz anuñ ehli degülüz!” diyerek bu teklifi reddetti. Orhan: “Ehli kimdür?” deyince: “Hakk Te’âlâ dünya mülkini sizüñ gibi hânlara ısmarladı, malı dahı mu’âmele ehline ısmarladı kim, kulları biri-biriyle mesâlihin (işlerini) görsünler diyu. Bizlere gün yeñi, nasîb olan rızk dahı yeñi!..” cevâbını verdi. Fakat Orhan Gâzî teklifinde ısrâr edip: “Dervîş! N’ola benüm de sözümi kabûl itseñ?” deyince, ricâsını kırmayarak: “Şu karşuda turan depecükden berü yircügez dervîşlerüñ havlısı olsun!” dedi. Orhan Gâzî bu sözü işitince Şeyh’in duâsını alıp oradan ayrıldı.(5)
Türk halkının gönlünde taht kuran Geyikli Baba; sevenlerin dualarına cevap vermekte ve Hakkın nurunu yansıtmaya devam etmektedir.
Ehlibeyt yolunun gerçek piri, Muhammed Ali Dergahının Kamil-i Mürşidi Geyikli Baba’yı farklı göstermek isteyen anlayışlar bilmelidir ki dünya döndükçe Allah’ın nurunu söndüremeyecek.
Ehlibeyt’i tanımayan kişiler hiçbir zaman Geyikli Baba’nın maneviyatına ulaşamazlar. Geyikli Baba’nın gönül dergahına giremezler. Bu maneviyata ulaşmanın yolu Muhammed Ali yolundan geçer.
“Ehlibeyt’im Nuh’un gemisi gibidir. Her kim bu gemiye binerse kurtulur ve her kim dışında kalırsa helak olur”. Hz Muhammed.
Aşkları daima bizimle olsun…
Derleme: www.cemhaber.com
<
1) Ahmed Refik, “Geyikli Baba Hakkında Vesîka”, Bizans Karşısında Türkler, s. 169-170.
2) Oruç bin ‘Âdil el-Edirnevî, “Tevârîh-i Âl-i ‘Osmân”, Paris Bibliothéque Nationale, Supp. Turc. nr.: 1047, vr. 12b-13a.
(3-4) Âşık Paşa-zâde, “Tevârîh-i Âl-i ‘Osmân”, s. 122, H. N. Atsız neşri, bas.: Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1949.
(5) Âşık Paşa-zâde, a.g.e., s. 122-123.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17Daha fazla mesaj var Erenler Kategori
Sizin için önerilen
Ahi Evran – Hacı Bektaş-ı Veli

Hünkar Hacı Bektaş Anadolu’ya gelince tüm erenler onun serçeme olduğua inanıp ona bağlandılar. Bunlardan biri...