Ehlibeyt yolunda Musahiplik

ÖZÜNÜN KENDİNE MUSAHİP KIL ZİRA ÖZÜN HAKTIR. O HALDE ÖZÜNÜ MUSAHİP KILANIN MUSAHİBİ HAKTIR.

Hz. Muhammed ve Hz. Ali tarafından Medine 622 yılında oluşturulan Musahiplik, dünya ve ahiret kardeşliğini ifade eder.Manada ise özü sözü bir olmayı yani özünü kendine kardeş etmeyi hedefler.

Yüzyıllar boyunca her türlü zorluğa rağmen musahiplik kurumu uygulanmış, fütüvetlik daha sonrada Ahilik teşkilatına kaynaklık teşkil etmiş insan birliğini sevgi ve dayanışmasını temin ederek topluma büyük destek vermiştir. Musahip olanlar kendi aralarında önce gönül birliği eder sonra ailelerin onayını alırlardı. Zira birbirlerinin anne babaları diğerinin de annesi ve babası olurdu. Kardeşi diğerinin kardeşi olurdu. Daha sonra Piri olan dedenin huzurunda ikrar vererek musahip olurlardı. Musahibinin babasına bazı yörelerde Babalık annesine de Analık derlerdi.
Burada Musahiplerin her biri diğerinin tüm sorumluluklarına, günah ve sevaplarına ortaktır. Bu dünyada da ahirette de birbirlerinin velileri ve kardeşleridirler.

Hakkın huzurunda birirlerinden sorumlu tutulacak sevap ve günahlarına ortak olacaklardır

Hz Muhammet Mekke’den gördüğü zulümlerin artması üzerine Medine’ye hicret etmesi sonrasında birçok taraftarı da Medine’ye göç ettiler. Bu göç edenler ailelerinde uzak maddi ve manevi sıkıntılar ile karşılaştılar. Bunun üzerine göç edenler ile Medine halkı olan ensar arasında musahiplik kurumunu peygamber oluşturdu

Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır. Sizin, Fetih’ten önce infakta bulunan ve çarpışmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı değildir. Onlar, derece yönünden Fetih’ten sonra infakta bulunup çarpışmaya girenlerden çok daha üstündür. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Allah, işleyip ürettiklerinizi en iyi biçimde haber almaktadır.
(Hadid:10)

İkişer ikişer musahipler perygamberin huzuruna aşağıdaki ayet gibi gelerek Allahın emri ve peygamberin buyruğuna uydular ve kardeşliğe adım attılar…

(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir’’ (Sebe : 46),

Musahib olanlar mallarını paylaştılar…

Yeminlerinizin “akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin…” (Nisa : 33),

Medine esnafı Mekke göçmenlerine yardım elini uzattı…

Onlar ki, inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihat ettiler; onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara yardım ettiler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kadar size onların yönetiminden bir şey düşmüyor. Ama sizden dinde yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir. Enfal:72)

Paylaşma Büyük bozgunu önledi….

Küfre sapanlar da birbirlerinin dostlarıdır. Eğer şu dikkat çekilenleri yapmazsanız yeryüzünde bir fitne, büyük bir bozgun çıkar Enfal-73

Malları ve canları birbirlerine ait oldu.

İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır.i Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır. ‘’Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba (musahip ) olanlar, Allah’ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilir. (Enfal : 74, 75),

Böylelikle gönül ve yol kardeşliği kan kardeşliğinin önüne geçti.

İslâm dinine girme hususunda)öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardanrazı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur. (Tevbe : 100),.

İkrar verip ikrarında duran Musahipler kurtuluşa ereceklerinin müjdesini aldılar.

Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.(Tevbe : 117),

Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruretiçinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.(Hasr : 9),

Muhammed ile Ali’nin musahipliği

Peygamber efendimiz, Muhacirlerle Ensarı birbirleriyle kardeş yapmıştı. Hz. Ali ‘’Ya Resulallah, Eshâb-ı kirâmı birbirleriyle kardeş yaptın. Beni kimseyle kardeş yapmadın’’ dedi. Resulallah Ya Ali Senin müsahibin benim buyurdu. Orada bulunan Müslümanlara şöyle seslendi.
Resulullah buyurdular: ‘’Ey Müslümanlar! Ali, benim dünya ve ahirette kardeşimdir(Musahib). O bana Harun’un Musa’ya yakınlığı gibidir. Bana gösterdiğiniz sevgi ve saygıyı aynen onada gösteriniz’’
Mescid-i Nebevi’de bulunan diğer inananlar bu Muhammed-Ali kardeşliğini candan kutladılar.

İlk Musahib olanlar otuz sekiz kişidir. Bunlardan bazıları şunlardır.
1 – Hz Muhammed- Hz Ali
2 – Hz Hamza- Zeyd Bin Haris
3 – Selmani Faris – Ebu Derda
4 – Ebubekir bin Kühafe ile Harice ibnil Zeyd
5 – Ömer ibni Hattab İle Gassan İbni Malik
6 – Osman İbni Affan ile Evs İbni Sabit
7 – Ebu Ubeyde bin cerrahi ile Saad İbni Muaz

Musahiblik anlayışı peygamberden sonra Ehlibeyt ve taraftarlarınca devam ettirilmiştir.

6. İmam, Cafer-i Sadık tarafından, , Buyruk şöyle anlatılmaktadır..
“Ölmeden önce ölünüz. Mahşer olmadan hesabınızı görünüz. Ama nasıl olmalı dersen; yani sizler hırsınızı, nefsinizi öldürün. Yani musahip tutup, onunla sırat-i mustakim üzere yola gidip malı mala, canı cana katıp , birbirine teslim olup yılda bir kez Peygamber vekili,Cebrail Hak vekili Pir’in yamacına geçtiğinde, -İmdi malum oldur ki, her kişi kendi akran ve emsali ve münasibiyle musahib olmak erkândır… Ve alim cahil ile musahip olmak erkan değildir; alim şahindir, cahil kargadır. Zalim ile mazlum da musahip olmak da… İmdizalim kurttur, mazlum koyundur… Sipahi ile rehber musahip tutmak erkân değildir. Zira sipahi kurttur, rençber koyundur. Ehl-i sanatlar ile avareler, evli ile bekarlar, mürşidile talip musahip olmak erkân değildir. Veyiğitlerle kocalara (çok yaşlılara) erkân değildir birlikte musahüb olmak; kocalar kıştır,yiğitler bahardır… İmdi malum oldur ki, her kişi kendiakranı ve emsaliyle musahip olmazsa tuttukları ikrarfasihtir ve hayırları kabul değildir.”.
“Sufi musahip olmak erkân-i kadimdir… Her can musahip olane maldan ne candan ve nede haldan birbirlerinden saklısı gizlisi olmaya ki, iki cihanda yüzleri ak, sözleri saf ola… Bir talip musahipinden malını men eylese munafıktır, hayırları kabul olmaz. Musahipin evine musahip teklif ile varmak ve malın teklif ile yimek erkân değildir. Musahip musahipin kardeşidir. Ve musahip musahipe teslim olmazsa musahip değildir. Musahip ehli arasında birlik gerek, ikilik gerekmez. Ben–sen demeyi ortadan kaldırıp, bir dilden ötüp ve dört kapıda kamil olur. Tarikat ve Hakikat yolunda bir olmazlarsa Musahip olamazlar ve ikrarları caiz olmaz

Musahip musahipe demezse beli
Ona şefaat etmez Muhammed Ali
Dünyada ahrette eğridir yolu
Söyleyen Muhammde dinleyen Ali

Musahip musahiple nice bozula
Sakın defterine lanet yazıla
Balı sönmüş arı gibi sızıla
Söyleyen Muhammed izleyen Ali

Musahip musahipden malın ayıra
Şahı Merdan durağını duyura
Yedi tamu narın ona buyura
Söyleyen Muhammed dinleyen Ali

Musahibine kim söylese kem sözü
Cehennem kelpinden karadır yüzü
Dünyada ahrette eğridir yüzü
Söyleyen Muhammed dinleyen Ali

Musahiple bozulan Hakka kanlıdır
Atayla bozulan peygamberle kinlidir
Mihmanla bozulan yedi dinlidir
Söyleyen Muhammed dinleyen Ali

Hak da bir kuluna eylese nazar
Kalem divit neyler kendisi yazar
Abdal Pir Sultan’ım güherler düzer
Söyleyen Muhammed dinleyen Ali PİR SULTAN ABDAL

Dinim içinde imanımdır Müsahib
Gönül tahtında sultandır Müsahib
Kuruk değil ana çubuk denilmez
Tarik evinde tersandır Müsahib
Sefil gönülde mihmandır Müsahib

Yola eğri giden menzile ermez
Sülük içinde erkandır Müsahib
Müsahib yol varandır ey Hatayi
Muhibb-i hnedanımdır Müsahib Şah Hatayi

Cemhaber

Nihat Vural

Son Derleme : 15.04.2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18Daha fazla mesaj var İnanç Kategori
Sizin için önerilen
Kurtuluşa ERENLERİN ORUCU…

Cihat-ı Ekber kişinin nefsi ile savaşıdır. (Hz Muhammed) Peygamberler ve evliyalar sürekli oruç halindedirler. ORUCUN...